Yunanistan ‘pushback’i Suriyeli ve Afganistanlı sığınmacılara yaptırıyor

Yunanistan’ın sınırdan kaçak geçen sığınmacıları zorla Türkiye’ye nasıl gönderdiğine dair sıradışı bir itiraf geldi. Yunan polisinin uzun süre göçmenleri zorla itmek için kullandığı kişiler gazetecilere konuşarak, kurulan tezgahı deşifre etti.

EMİR KORKMAZ 28 Haziran 2022 DÜNYA

Suriye savaşının da etkisiyle Avrupa’ya sığınmak için geçen Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçen mültecilerin sayısında büyük bir patlama yaşandı. Özellikle 2015-2016 yıllarında bir milyonu Suriyeli, ya botlarla Ege Denizi üzerinden ya da Meriç Nehri’nden Yunanistan’a sığındı. Amaçları buradan başka bir Avrupa ülkesine geçmek olan yüzbinlerce sığınmacı, o günlerde Yunan makamlarının kendilerine yönelik tutumundan sitayişle bahsediyordu. Ancak son iki yıldır, hemen hemen her gün sosyal medya başta olmak üzere birçok mecrada adına “pushback” denen, sığınmacıların Yunanistan topraklarına veya karasularına girdikten sonra zor kullanarak, geri Türkiye’ye itilmesi vakaları yaşanmaya başlandı. Başından bu acı tecrübe geçenler, kendilerini Türkiye’ye dönmeye zorlayan kişilerin hep kar maskesi giydiklerini anlatıyordu. Alman televizyonu BR’ye konuşan bir sığınmacı, bu kişilerin neden yüzlerini sakladığının gerekçelerini bir bir anlattı: Bu kişilerin çoğu, Yunan polisi tarafından tehditle bu işleri yapan, kendileri de kısa süre önce Yunanistan’a sığınmış kişilerdi.

GERİ İTENLER İLK KEZ KONUŞTU

Yunan polisinin yıllardır mültecileri yasadışı geri itmek için resmi olmayan “yardımcılar” kullandığı iddia ediliyordu. Ancak bunu ispatlamak bugüne kadar çok mümkün olmamıştı. Alman devlet televizyonu ARD bünyesinde faaliyet gösteren Bayerischer Rundfunk (BR) muhabirleri görüntüler ve mülakatlarla bu iddiayı ispatladılar. BR araştırmasına göre Yunanistan’da yaşayan Arapça ve Farsça konuşan çok sayıda sığınmacı, sınırdışı edilme tehdidiyle mültecilerin geri itilmesinde kullanılıyor. BR’ye konuşan ve bizzat geri itişlerde çalışan bir kişi, Yunan yetkililerin onları tehdit ve oturma izni vaadiyle baskı altına aldığını söyledi.

“BENİ KÖLE YAPTILAR”

Halen, BR televizyonun adını açıklamadığı bir Avrupa ülkesinde yaşayan Bassel M. adlı kişi, Yunanistan’daki “pushback” olayının tüm detaylarını paylaştı. Güvenlik gerekçesiyle yaşadığı şehir ve gerçek ismi paylaşılmayan Bassel M. BR muhabirlerine, “Yunan polisi beni köle yaptı” diye konuştu.

Bassell, Yunan güvenlik yetkililerinin kendisini ülkeye Meriç Nehri üzerinden girmiş çok sayıda kadın, erkek ve çocuğu lastik botlara bindirip ve onları Yunanistan-Türkiye sınırındaki Meriç Nehri üzerinden yasadışı bir şekilde Türkiye’ye geri itmeye zorladığını anlattı. Bassel’in anlattığına göre bir gecede Türkiye tarafında bazen 150’den fazla mülteci, yüzleri maskeyle kapatılmış kişiler tarafından güç kullanarak itiliyor.

SINIR DIŞI ETME TEHDİDİ

İlk kez bir gazeteci ekibine Yunan polisinin onları diğer mültecileri Türkiye’ye nasıl ittiklerini anlatan Bassel M. ve diğer beş erkek , Yunan yetkililerin, işbirliği yapmayı reddetmeleri halinde onları uzun hapis cezaları veya doğrudan Türkiye’ye sınır dışı etmekle tehdit ettiklerini anlattı. Bunun sonucunda, üç ay birlikte çalışmanın ödülü olarak, bu kişilere Yunanistan’da sınırlı bir süre kalmalarına izin verecek belgeler temin edildi. Suriye ve Afgan asıllı bu kişilerden, Yunan polisinin talimatları çerçevesinde mültecileri itmeleri istendi. Bassel ve diğer beş kişinin anlatımlarına göre, bir Yunan polis karakolundaki görevliler, bir kaçakçılık şebekesinin üyesi olduğu söylenen Suriye kökenli bir adamla birlikte çalışıyor. Yunanistan’a daha önce giriş yapmış Bassel gibi kişiler, yeni gelenleri geri itmek için kullanılıyor.

ULUSLARARASI GAZETECİLER GRUBU BULDU

Uluslararası hukuka aykırı bu durumu, raporlamak ve ortaya çıkarmak bu güne kadar oldukça zordu. Zira zaten hükümetler ile sorunlar yaşadıkları için ülkelerinden kaçmaya çalışan binlerce geri itilen kişi, korkularından çıkıp başlarına gelenleri açıklayamıyordu. Ancak Alman devlet televizyonu ARD, Spiegel Dergisi, Fransız Le Monde ve İngiliz Guardian gazetesinden mhabirlerin de içinde bulunduğu bir grup uluslararası gazeteciler ortaklığı, bu hukukdışı uygulamayı belgeledi. Bu gazetecilerin aylarca süren ortak araştırmalarında mültecilerin açıklamaları ve iddiaları kontrol edildi ve ortaya konan bilgiler birçok noktada doğrulandı. Muhabirler, iddialarda geçen yerleri ve isimleri araştırdı, açıklamaların detaylarını fotoğraflar, videolar ve uydu görüntüleri ile karşılaştırdı. Gazeteciler, mültecilerin tutulduğu karakolları da tespit etti. Sığınmacıların Yunan makamları tarafından ne zaman tutuklanıp serbest bırakıldığını gösteren belgeleri görebildiler.

FARSÇA VEYA ARAPÇA KONUŞUYORDU

Sınıra yakın Yunan köylerinin sakinleri gazetecilere, sığınmacıların polis adına geri itmeler yapmasının bölgede herkesin bildiği bir “sır” olduğunu söyledi. Meriç nehri sınırındaki yasak bölgeye girmelerine izin verilen çiftçiler ve balıkçılar, defalarca Arap göçmenlerin bunu yaptığını gördüklerini gazetecilere anlattı. Sığınmacıların verdiği bilgiler, geri itilen göçmenlerin yaptığı açıklamalarla da örtüşüyordu. İtilenler geri itmelere karışan kişilerin Yunanca değil, Arapça veya Farsça konuştuklarını belirttiler.

POLİS ÇEVRELERİNDEN TEYIT

Yunan polis çevrelerinden çeşitli kaynaklar da gazetecilere, bazı mültecilerin yıllardır, gazeteci ekibinin de tespit ettiği karakollar tarafından geri itme amacıyla kullanıldığını doğruladı. İddialara göre 2020 baharından sonra bu uygulama yoğunlaştırıldı. O dönemde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan ile sınırın açıldığını ilan etmiş, bunun üzerine binlerce insan sınırdaki Meriç Nehri’ne akın etmişti. Bu sırada Yunanistan ülkeye girmeye çalışanları, sert tedbirlerle geri itmişti.

KAÇAKÇILARLA İŞBİRLİĞİ

Uluslararası muhabir ekip, sığınmacıların Yunanistan-Türkiye sınırında geri itmelerde kilit rol oynadığını söylediği Suriyeli bir adamın kimliğini tespit etmeyi de başardı. Polis kayıtlarına göre Suriye’de uyuşturucu kaçakçılığı ve başka suçlara karışmış bu kişi, Yunan polisine gereken adamları temin ediyordu.

Bassel, sığınma talebinde bulunmak umuduyla Meriç’ten Yunanistan’a geçmişti. Bir insan kaçakçısına aracılık eden Bassel’in içinde bulunduğu grubu, Yunan polisi karşıladı. Polis onları önce coplarla dövdü, sonra da Tychero polis karakoluna götürdü. Orada soyunmaları emredildi, ardından da aşırı kalabalık hücrelere tıkıldılar.

Bassel’in İngilizce konuştuğunu anlayınca Yunan polisi onu kenara çekerek bir anlaşma teklif etti: Ya bundan sonra polis için çalışacak ya da insan kaçakçılığıyla suçlanıp hapse girecekti. Bassel’e Yunanistan’da bir ay kalma izni karşılığında, diğer sığınmacıları geri itmeleri teklifi yapıldı. Bu süre içinde gündüzleri kilitli kalacak ve geceleri serbest bırakılacaktı.

Bassel, kendisine “bu işin karşılığında bir ödeme yapılmayacağını ancak ancak göçmenlerin eşyalarını kendisinin seçebileceğini” söylediğini aktardı. Bazzel gibi iki kişi daha benzer hikayeler anlattı. Türkiye’ye geri itilen çok sayıda sığınmacı da, “Arapça ve Farsça konuşan kişiler tarafından dövülerek, eşyalarının soyulduğunu” anlatmıştı.

Başka bir polis karakolunda, Neo Cheimonio’da tutulan üç Suriyeli de benzer bir hikaye anlattı. Hepsi, Yunanistan’da kendilerini Yunan polisiyle bekleyen bir Suriyeli olacağını söyleyen bir kaçakçı aracılığıyla sınırı geçmek için İstanbullu bir aracıya 5 bin euro ödemişti. Kendi geçişleri karşılığında göçmen teknelerini Türkiye’ye geri getirmelerinin beklendiğini anlayınca dehşete düştüler.

İçlerinden biri olan Farhad, Neo Cheimonio’da çalışan, yasadışı geri göndermelerde polise yardım eden ve sığınmacıları işe alıp koordine eden kendisine “Mike” diyen bilinen Suriyeli tarafından düzenli olarak tehdit edildiklerini söyledi. Farhad, başlangıçta katılmayı reddettiğini ancak “Mike” tarafından, İstanbul’a dönerse sadece parasını kaybetmekle kalmayıp “kaybolma” riskini de taşıdığını söylediğini aktardı. Polis karakolunda yaşayan “Mike”, yakalanan sığınmacıların üstünü geri gönderilmeden önce nehir kıyısında arardı. Özellikle altın takılara meraklıydı ve insanlar değerli eşyalarını teslim etmezlerse şiddete başvururdu.

Gazeteci ekibinin elde ettiği bir fotoğrafta, Mike takma adını kullanan bu adamı, Yunan polis karakolu Neo Chemonio’nun binasında kamuflaj kıyafeti içinde gösteriyor. Sığınmacıların aksine, “Mike” orada özgürce hareket ediyor ve istediği zaman karakola girip, çıkıyor. Bu kişinin, resmi ikametgah adresinin Fransa’da olduğu belirlendi. Bassel ve arkadaşlarının yaptığı açıklamalara göre, Mike, geri itmede kullanılacak kişileri seçmek için İstanbul’daki kaçakçılarla birlikte çalışıyor, kendisi de geri itmelere nezaret ediyor. Yerel sakinler de, fotoğrafını gördükleri bu kişinin Yunan polisi için çalışan göçmenlerin “lideri” olduğunu doğruladı.

“PİS İŞLERİ YAPTIRIYORLAR”

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Yunan makamlarını geri itmeler nedeniyle sorumluluktan kaçmakla suçlarken, Mülteci ve Göçmen Hakları Örgütü direktörü Bill Frelick de, Yunan polisinin bu mültecilere “pis işleri” yaptırdığını söyledi. Frelick, 2020’deki sınıra yığılmanın ardından Yunanistan’a sınır güvenliği için 700 milyon euroluk ek mali yardım sözü veren Avrupa Komisyonu’nun bu geri itmeler konusuna müdahale etmesi çağrısında bulundu.

2021’DE 650 BİN BAŞVURU

Bu arada 2021’de AB’ye sığınma başvurusunda bulunanların sayısı çoğu Suriye ve Afganistan vatandaşı olmak üzere 648 bini aştı. Bu kişiler için yaklaşık 117 bin başvuruyla, en büyük grup iç savaşın devam ettiği Suriye’den gelen insanlar. İkinci sırada, Taliban’ın ülkede kontrolü ele geçirmesinin de etkisiyle Afganistan vatandaşları geliyor. Onların sayısı da 117 bin. Geçen yıl en çok sığınma başvurusu yapılan ülke ise, 19 bin başvuru ile Almanya oldu.

Video için tıklayınız.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram