Yaralı ülke, kapalı bilinç

Hiçbir konuda anlaşamayan ultra-islamcı Yeni Akit, ırkçı Aykırı, Hürriyet'ten Yeni Şafak'a yandaş blok, utangaç muhalif Cumhuriyet ve Sözcü, "FETÖ'nün kadim abisi Yusuf Bekmezci öldü" cümlesi ile vefat haberini verdi. Hayata, gazetecilik etiğine, insanlığa kapalı bilinç...

CEM MORA 20 Şubat 2022 GÖRÜŞ

İranlı yazar Daryush Shayegan’ın, insanlığın tarihsel akışında geriye düşmüş ve ‘değişimler şenliğine’ katılmamış uygarlıklardaki zihin çarpıklıkları üzerine çağdaş bir deneme kitabı vardır, gençlik yıllarımızın kült kitabı Yaralı Bilinç. Kişisel yaşamından hareketle Şark’a ayna tutan yazarın eserindeki fıkra ise benzer coğrafyalarda yaşananlara ilişkin değişmeyen ‘yazgı’yı özetler.

İslam Devriminden sonra sürgün hayatı yaşayan ve yıllarca ülkesinden uzakta kalan genç bir adam İran’a döndüğünde Tahran Havaalanı’ndan evine gitmek için bir taksiye biner… Bir süre yol aldıktan sonra şoförden ilk tütüncüde durmasını ister.

Şoför, “Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?” diye sorar.
– Sigara alacağım…
– Sigarayı artık camide satıyorlar beyim.
– Camide mi? Yahu cami Allah’ın evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?
– Hayır beyim! İbadet etmek için artık üniversiteye gidiliyor.
– Peki o zaman öğrenim nerede yapılıyor?
– Öğrenim hapiste yapılıyor beyim.
– Hapiste hırsızlar yok mu?
– Hırsızlar artık hükümette beyim…

Hırsızlar hükümetteyse; siyaset, din, bilim artık anlamsızlaşıyor. Hukuk rafa kalkıyor, temel hürriyetler bile tartışma konusu oluyor.

Oturdukları koltuklara liyakatle gelmeyenler ülkeyi dirayetle ve adaletle yönetemiyor.

Buyurun; ailesi aylardır yalvarıyor, tanıdıkları-sevenleri sosyal medya kampanyaları düzenliyor, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu günlerdir ‘yapmayın-etmeyin’ diyor.

YUSUF BEKMEZCİ: 47 GÜNLÜK KAPALI BİLİNÇ

Avukat torunu Saadet Aytekin, “46 günlük yoğun bakım sürecinde göremediğim dedem Yusuf Bekmezci’yi bugün adli tıp morgunda teşhis ederken görebildim.” sözleriyle gelinen noktayı özetliyor.

Gülen cemaati davalarından -hiç yere- 17 yıl 4 ay hapis cezası verilen 82 yaşındaki Yusuf Bekmezci, göz ameliyatı sırasında geçirdiği kalp krizi sonrası yoğun bakıma alınmıştı ve 47 gündür  bilinci tamamen kapalıydı.

Gergerlioğlu, yeni yılın ilk günlerinde dönemin Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü “Yeni bir cinayete mi imza atıyorsun?” diye sormuştu.

Yeniden aynı göreve atanan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ı “Bilinci kapalı hastayı tutmanızın sebebi nedir?” sözleriyle uyarmıştı.

BAKANDAN BAKANA HUKUKSUZLUK DEVRİ

Fakat Beştepe’den ‘affını’ isteyen eski bakan veda töreninde yeni bakana  ‘dosya dosya’ hukuksuzlukları da teslim etti.

Ne de olsa balık baştan kokmuştu… En çok başka hayatları çalma konusunda mahir olan ‘hükümetteki hırsızlar’ yasaları ve Anayasa’yı askıya almıştı.

Müktesebatına uyacaklarına söz verdikleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını görmezden geliyorlardı.

Adli Tıp Kurumu raporunda, Bekmezci için 3 aylık infaz ertelemenin uygun bulunduğu belirtilmesine rağmen yine serbest bırakılmamıştı.

Bekmezci 82 yaşında, bir Şubat soğuğunda kaldırıldığı hastanede, elleri tetikte tam teçhizatlı askerlerin gölgesinde ruhunu teslim etti.

YENİ AKİT VE CUMHURİYET’İ BULUŞTURAN VEFAT

Fakat gerçeklerin duyulmaması ya da anlaşılmaması için vazifeli kuru gürültü takımı, ‘tam-tam taburu’ yine nöbetteydi. Bütün vicdanlı sesleri susturmak için elinden geleni yaptı. Yandaşıyla çakma muhalifiyle hepsine aynı metinle haberi yaydı. Hayata dair neredeyse hiç bir konuda anlaşamayan ultra-islamcı Yeni Akit, ırkçı Aykırı, Hürriyet’inden Yeni Şafak’ına yandaş blok, utangaç muhalif Cumhuriyet ve Sözcü de dahil olmak üzere, “FETÖ’nün kadim abisi Yusuf Bekmezci öldü” cümlesi ile vefat haberini verdi.

Ne demekse, ‘kadim abi ve irşatçı’ olmak büyük suçtu. Ayrıca, ‘h’ harfini bilerek yuttukları Fethullah Gülen ile ‘bizzat bağlı’ olduğu vurgulanıyordu.

Hayata, gazetecilik etiğine, insanlığa kapalı bilinç…

CEZAEVİNDEN 1 HAFTADA İKİ CENAZE ÇIKTI

Başka bir HDP’li Meral Danış Beştaş’ın ifadesiyle, “1 haftada cezaevinden iki cenaze çıktı. Nusret Muğla ve Yusuf Bekmezci… İkisi de hastanede ve yanlarında sevdikleri olmadan gözlerini yumdu. Böyle bir adalet anlayışı yoktur, olamaz. ” Oldu… “Hasta mahpuslara ve ailelerine işkence yapmaktan vazgeçin…” sözleri yine havada kaldı.

Çünkü, koca bir ülke toptan akıl tutulması yaşıyor…

UTANÇ VE NEFRET

Aynı gün, Türkçeyi okulda öğrenen Kürt kökenli gazeteci Müyesser Yıldız, utanç ve nefret duygusuyla kilometrelerce ötedeki bir sahneden rahatsızlığını dile getiriyor. Almanya’da Münih Güvenlik Konferansı’na katılan Savunma Bakanı Akar, Neçirvan Barzani’nin görüşmesinde masada duran ‘Kürdistan bayrağı’dan rahatsız oluyor: “Ankara çoktan kabullense de alışmadım, alışmayacağım…”

Kemalist eğitim sisteminin en katı süzgecinden geçen bir eski Genel Kurmay Başkanı ve bugünün Savunma Bakanı’nın bile rahatsız olmadığı bayraktan bir insan neden rahatsızlık duyar?

Köklere, geçmişe ve geleceğe kapalı bilinç…

Sözün bittiği yer… Durumu belki başka bir İran fıkrası durumu toparlar.

İranlı din adamı, politikacı ve yargıç Ayetullah Ahmed Cennetî’nin bir asra yaklaşan yaşı tartışma konusudur ülkesinde. Gazeteci olarak bulunduğum Tahran’da Cuma namazı kıldırdığına da şahit olduğum Cennetî’nin yaşı hep alay konusu olmuştur.

Muzip bir İranlı, ben rüyamda öbür âlemdeydim, hazır gelmişken bunu hepimizi yaratan Hüda’ya sorayım, der:

– Allah buyurdu ki, “Bütün âlemleri yarattım, cehennemi, cenneti yarattım, o bahsettiğiniz kişi cennetteki bir ağacın gölgesinde oturuyordu.”

Bunu katı bir taassubun olduğu İran’da din denince tüyleri diken diken olan sıradan insanlardan bir Ramazan günü dinlemiştim.

Yine de, emeğimizi ve hayatımızı çalan hükümetteki hırsızların ömrünün Cennetî kadar uzun olmayacağını bilmek umut verici.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram