Vampirleşen ülkenin ömrü ne kadardır sayın Bahçeli?

Şimdi en önemli soru ile karşı karşıyayız: Vampirleşen devletin ve onun sözcüsü Bahçeli'nin bundan sonraki hedefi kim veya kimler olacak?

SÜLEYMAN ÖZKAYA 14 Temmuz 2022 GÖRÜŞ

Her şey yüksek lisans tez konusunu seçmemle başladı. ASALA tarafından öldürülen Türk diplomatların haberlerinin medyamızdaki yansımalarını araştıracaktım. Ciddi bir arşiv taraması yapmam gerekiyordu.

Meclis Kütüphanesi’nden gazetelere kısa süre içerisinde ulaştım. Haberler elimdeydi ancak ‘Ermeni meselesi neydi, ASALA niye vardı?’ sorularına da cevap bulmam gerekiyordu. Bu aşamada önüme iki tür kaynak grubu çıkıyordu. Birisi devletin resmi görüşünü yansıtan Türk Tarih Kurumu yayınları, diğeri de soykırımın olduğunu ifade eden kaynaklar.

Kaynak taramasına yoğunlaştıkça çok sayıda eserin aslında bir kaynağı kopyaladıklarını gördüm. Türk Tarih Kurumu’ndan yayınlanan kaynakların tamamı bir diplomata hazırlatılan kitaptan alıntıydı.

Tezi yazmıştım. Teze başlarken ‘Ermeni soykırımının olmadığı’ yönündeki görüşüm tez yazımı aşamasında ‘soykırım vardır’a dönüşmüştü. Tezi vermeden önce danışman heyetine yaptığı sunumda, tez hocam bendeki görüş değişikliğini görmüştü. Bana takılarak “Sizin oralarda Ermeni var mıdır?” diyerek Ermeni kökenli olabileceğimi ima etmişti.

Ciddi bir emek ürünü olan tez ise hiç bir zamana onay için hocalara gönderilmedi, resmi kayıtlara girmedi. ‘Kayıtlara girmeyen teze ne oldu’ diye sorarsanız ’15 Temmuz’un gadrine uğradı’ diyebilirim. Bir sabah evimi basan polisler tarafından tezin içinde bulunduğu bilgisayara el konuldu. Bilgisayar hala devletin emin (!) ellerinde iade edileceği günü bekliyor.

“DEVLETİN DEVAMLILIĞI” İÇİN…

Bütün bunları niye anlattım: Ermeni tehciri kararına gerekçe olarak “devletin devamlılığı” gösterilmişti. Devletin devamlılığı için bir milyon Ermeni tehcir adı altında ölüme gönderilmişti. Devletin devamlılığı 6-7 Eylül olaylarında da devreye girmişti. Binlerce İstanbullu Rum ülkeden bir çantayla ayrılmak zorunda bırakılmıştı.

MADIMAK’TAN KHK’LARA…

Aynı kafa devletin devamlılığı için sağ-sol çatışmasında aynı silah sabah birisine verirken akşam karşıdakine kullandırmıştı. Aynı kafa Sivas’ta çoğunluğu Alevi aydınları otelde yakarak öldürürken, ardından komşu il Erzincan’da çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu köyde insanları katletmişti.

O kafa Kürt terörü bahane ederek köylerinde binlerce insanı işkenceden geçirmiş ve bazılarını asit kuyularında eritmişti.

28 Şubat’ta başörtüsünden okuldan attığı üniversiteli genç kızı yıllar sonra KHK ile kamudan da ihraç eden de başkası değildi.

Bu kafanın siyasetteki temsilcisi MHP lideri Devlet Bahçeli 15 Temmuz sonrasında, “Gülen cemaati mensuplarını kamudan ihraç ederek devletin 100 yıl daha yaşamasını garanti altına aldık” diye ballandıra ballandıra anlatıyordu.

Bahçeli’nin kafasıyla İttihat Terakki yönetiminin kafası arasında yüz yıllık süre dışında bir fark yok. İttihat Terakki’nin Ermenileri ölüme gönderme kararının almasının üzerinden 4 yıl geçtikten sonra Osmanlı Devleti yıkıldı. 6-7 Eylül olaylarını önlemeyen dönemin iktidarı Demokrat Parti, askeri darbe sonrasında acı bir şekilde iktidarını kaybetti. 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilere üniversiteye almayan kudretli paşaların sonunu hatırlatmaya gerek bile yok. Kürt köylerini yakan askerler ve özel görevliler ise hala hesap vereceği günü bekliyorlar.

BAHÇELİ NEYİ TEMSİL EDİYOR?

Bahçeli’nin kast ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti olarak yaşaması değil, tek adam rejimi olarak devam etmesiydi. Bahçeli ülkede hukuku, demokrasiyi, insan haklarını, mülkiyet haklarını hiçe sayan devletin her türlü gayri meşruluğunu hak gören anlayışı temsil ediyor. Aslında 28 Şubat sürecinin bin yıl yaşayacağını söyleyen geleneğin siyasetteki temsilcisi Bahçeli. Parti Genel Merkezi’ni Kurtlar Vadisi ve Tek Türkiye gibi televizyon dizilerinde yer alan Karanlık Kurul’ların merkezi haline getirmiş bir isim.

Dünyadaki gelişmeleri 100 yıl geriden takip eden Siyasal İslam ve İttihat Terakki kafasının kurduğu tek adam rejimi Cumhuriyetin 100. yılında tarihe karışacak. 28 Şubatçıların kurmaya çalıştığı Baas tipi yönetim şekli nasıl kısa süre içerisinde tarihin çöp sepetinde yerini aldıysa, halk destekli ‘tek reis’ dönemi de ilk seçimde tarihe karışacak.

Bir milyon Ermeni’yi tehcir adı altında ölüme götüren kafa aradan yüz yıl geçmesine rağmen akıllanmadı. Bu kafa Ermeniler, Rumların ardından Kürtleri ardında da Gülen cemaati mensuplarını yurt dışına çıkmak zoruna bıraktılar veya cezaevine attılar. Cemaatin bittiğini düşündüklerinde ise sıra toplumdaki eğitimli diğer gruplara geldi. Toplumla en fazla etkileşim halinde olan doktorlar iktidar sözcülerinin hedefi oldu.

TEHDİT UNSURUNU ORTADAN KALDIRARAK ÖMÜR UZATMA

Devlet, sürekli taze kana ihtiyaç duyan vampirler gibi aralıklarla toplumda tehdit olarak ilan ettiği insanların mallarını, canlarını alarak ömrünü uzatmaya çalışıyor. Ancak bu kez kan yenileme süreci sıkıntılı geçiyor. Kurdukları tek adam rejimi gözlerinin önünde yıkılıyor, rejimin en önemli kolonlarından birisini temsil eden partinin Meclis’e girmesi bile riskli hale geldi. Rejimin taşıyıcı kolonu olan AKP ise seçmeninin yüzde 40’ını kaybetmenin telaşıyla ne yapacağını şaşırmış durumda. Herkes şu anda freni patlamış bir kamyonun nerede devrileceğini merak ediyor.

Şimdi ise en önemli soru ile karşı karşıyayız: Vampirleşen devletin bundan sonraki hedefi kim veya kimler olacak?

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram