Uyuşturucu trafiği Bulgaristan’ı sarstı, sırada Türkiye mi var?

Bulgaristan, Ukrayna savaşı sonrası uyuşturucu ticareti için kilit hale gelen Kapıkule'de denetimi artırdı. İlk kez Türk tırları geri gönderiliyor. AB savcılığı da devrede. Türkiye ile ilgili bilgiler ortalığa saçılabilir. AKP liderinin Batı'ya son köpürmelerinin bir nedeni de bu olabilir.

ÖMER MURAT 16 Haziran 2022 HABER ANALİZ

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı dünya siyasetinde ve ekonomisinde pek çok öngörülemez tesir ve dalgalanmalara yol açıyor. Bunlardan birini Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi (EMCDDA) Direktörü Alexis Goosdeel “Avrupa Uyuşturucu Raporu 2022: Eğilimler ve Gelişmeler” adlı raporunu duyurmak için bu hafta düzenlediği basın toplantısında açıkladı.

Ukrayna’daki savaş, Afganistan’dan Avrupa’ya uzanan uyuşturucu kaçakçılığı rotalarının özellikle Türkiye’ye doğru kaymasına neden oldu. Goosdeel daha önce Ukrayna güzergahını kullanan eroin kaçakçılarının artık Türkiye’ye yönelmesiyle özellikle Türkiye-Bulgaristan ve Türkiye-Yunanistan sınırlarında uyuşturucu trafiğinin artış gösterdiğine ilişkin işaretler bulunduğu bilgisini paylaştı. EMCDDA önümüzdeki dönemde uyuşturucu kaçakçılarının özellikle Yunan adaları ve güney Akdeniz’de de yoğunlaşmasını bekliyor.

Bu arada Bulgaristan’da Kiril Petkov başkanlığında daha altı ay önce kurulan hükümet, Böyle Bir Halk Var Partisi’nin (İTN) dört partili koalisyondan 8 Haziran’da çekileceğini açıklaması üzerine parlamentoda çoğunluğunu kaybetti ve Bulgaristan yine nasıl çözüleceği belli olmayan siyasi bir krize düştü. Bu gelişmenin neden yaşandığına mercekleri doğrulttuğumuzda karşımıza EMCDDA’nın uyarısını yaptığı Türk-Bulgar sınırındaki eroin kaçakçılığı meselesi çıkıyor.

Türkiye ile Bulgaristan arasındaki Kapıkule/Kapitan Andreevo sınır kapısından her gün binlerce tır ve kamyon geçiyor. Ukrayna savaşı bu kapıdan geçişleri daha da artırmış durumda. On yıl kadar önce Bulgar hükümeti bu kapıdan geçen yiyecek taşıyan tırların kontrolü işini “Eurolab 2011” adlı özel bir firmaya devretmiş. Bu firma hangi tırlaın ne zaman denetime gireceği, ne kadar bekleyeceği, AB mevzuatına aykırı bir durum olup olmadığını belirliyor. Firmanın sahiplerinin eski Başbakan Boyko Borisov’un GERB partisiyle ve bazı organize suç örgütü liderleriyle ilişkili olduğuna dair bulgular Bulgar medyasında da yer alıyor.

Başbakan Petkov Nisan başında bu sınır kapısına önceden haber vermeden ani bir baskında bulundu. Daha sonra hükümet sözcüsü, Petkov’un böyle sürpriz bir ziyaret yapmasına yol açan şüphelerinde haklı çıktığını, “şok edici” hadiselerle karşılaştığını açıkladı. Sonraki ay Bulgar Tarım Bakan Yardımcısı Ivan Hristanov sınır kapısında on yıl boyunca hiçbir kamera kaydı yapılmadığını, takılı kameraların gerçekte hiç çalışmadığını, tırların sadece 6 dakika süren bir denetime tabi tutulup geçişlerine izin verildiğini tespit ettiklerini ve bu şartlarda Eurolab 2011’in sözleşmesini iptal ettiklerini açıkladı. Bulgar hükümeti sınır kapısındaki kontrollerin bizzat devlet tarafından yürütülmesi kararı aldı. Hristanov bu açıklaması sonrası (mafya tarafından) tehdit edildiği için ailesiyle birlikte polis koruması altına alındı. Bir başka Bulgar yetkili (Hrista Daskalov), Eurolab 2011’in faaliyetlerini sürdürmesi karşılığında kendisine yüksek oranlı bir rüşvet teklifinde bulunulduğunu duyurdu. Maliye Bakanı Assen Vassilev Türkiye’den gelen tırlar kontrol edilirken gümrük görevlilerin hazır bulunmadığını tespit ettiklerini söyledi. Tüm bulgular sınır kapısında muazzam bir yolsuzluk, kaçakçılık çarkının döndüğünü gösteriyor.

Edirne’de ihraç yükleriyle yurtdışına çıkış yapmak için Kapıkule Sınır Kapısında bekleyen tırların oluşturduğu kuyruk…

Bulgar Başbakanı adeta arı kovanına çomak sokan bu hamlesiyle, ülkedeki organize suç örgütlenmelerinin güçlü siyasi bağlantıları üzerinden kendisine yönelik (burada ayrıntılarına girmeyeceğim) büyük bir saldırı dalgası başlatmasına yol açtı. Bu nedenle Petkov yaşananları “sınır için savaş” verdikleri şeklinde nitelendiriyor.

Her ne kadar İTN Başkanı Slavi Trifonov koalisyondan çekilme nedeni olarak Petkov hükümetinin Makedonya politikasını bahane etse de asıl sebebin Eurolab 2011’in sözleşmesinin feshedilmesi olduğu Bulgaristan’da herkesin bildiği bir sır… Trifonov Eurolab 2011’in arkasındaki “karanlık” güçlerle bağlantılı olmakla itham ediliyor. GERB partisi hükümeti düşürmek için hemen dün mecliste bir güven oylaması talep etti.

Petkov hükümeti Bulgaristan’da Batı yanlısı güçleri temsil eden bir iktidar. Ukrayna savaşı sonrasında Petkov (aynen Yunanistan Başbakanı Miçotakis gibi) “Slav ve Ortodoks kardeşliği”, “Rusya’yla özel ilişkiler” gibi Bulgar siyasetinde tarih boyunca belirleyici olmuş hususlara iltifat etmeyip tavrını çok açık bir şekilde Batı’dan yana koydu. Rusya Bulgaristan’dan gaz ödemelerini ruble yapmasını talep edince Petkov hükümeti bunun sözleşmenin ihlali olduğunu belirterek karşı çıktı. Bunun üzerine Gazprom Bulgaristan’a gaz akışını kesti. Yine de geri adım atmayan Sofya doğal gaz ihtiyacını Yunanistan üzerinden karşılamak üzere harekete geçti. Bulgar hükümeti bu ay başında, Sırbistan’ı ziyaret etmek üzere hava sahasını kullanmak isteyen Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’un uçağına AB yaptırımlarına uyarak izin vermedi.

Bu nedenlerle son hükümet krizinin Rusya’nın gizli teşvikleri sonucu gerçekleştiğine ilişkin şüpheler de güçlü… İşte bu noktada Avrupa’nın Bulgaristan’da yaşananlara seyirci kalmadığını gösteren gelişmeler yaşanıyor.

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen ile Bulgaristan Başbakanı Kiril Petkov

Krizin derinleşmesine paralel olarak Petkov ve Vassilev’in “Değişime Devam Ediyoruz” (PP) adlı partisinden yetkililer bu hafta yeni ifşaatlarda bulundu ve Kapıkule/Kapitan Andreevo sınır kapısından Avrupa’ya eroin kaçakçılığı yapıldığını, Evrolab 2011’in sözleşmesinin iptal edilmesiyle bu trafiğin durduğunu kamuoyuyla paylaştı. Ayrıca sınır kapısındaki duruma ve Bulgar yetkililere yapılan rüşvet tekliflerine yönelik olarak AB Başsavcısı Laura Kovesi’nin de bilgilendirildiği duyuruldu. Neticede AB’nin dış sınırında yer alan bir gümrük kapısında cereyan eden yolsuzluk ve kaçakçılık faaliyetlerinin AB’nin güvenliğine ve mali çıkarlarına zarar vereceği çok açık.

Daha çarpıcı bir gelişme ise Vassilev’in Türkiye’yle sınır kapısındaki yolsuzluk faaliyetlerini engellemek için Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner’den Bulgaristan’a gümrük uzmanları göndermesini talep ettiğini duyurması oldu. Açıklama Lindner’in bu hafta Sofya’ya düzenlediği ziyaret sırasında ortak basın toplantısı sırasında yapıldı. Vassilev ayrıca Kara Para Aklama Ajansı ve Avrupa Başsavcılık Ofisi’nin Almanya’dakine benzer şekilde Bulgaristan’da da yetkilerinin artırılması meselesini görüştüklerini belirtti. Lindner Başbakan Petkov ile görüşmesinde “Kritik bir anda Gazprom’a karşı durduğunuz gerçeğini takdir ediyoruz” dedi.

Tüm bunların anlamı belli. Avrupa, Bulgaristan’da hükümeti devirmek üzere olan güçlere şu mesajı veriyor: “Eğer ‘Bu hükümetten kurtulursak her şey eskisi gibi devam eder’ diye düşünüyorsanız yanılgı içerisindesiniz. Türkiye ile sınır kapısında kurulan yolsuzluk ve uyuşturucu kaçakçılığı düzeneğine seyirci kalmayacağız. Petkov hükümeti gitse bile AB savcılığı konuyu takip edecek, Alman gümrük uzmanlarının artık Kapıkule/Kapitan Andreevo sınır kapısında bulunmasını talep edeceğiz.”

Gelelim bu yaşananların Türkiye bakımından ifade ettiği hususlara… Türkiye’nin AB ülkelerine yönelik ihracatının büyük bölümü Kapıkule sınır kapısı üzerinden yapılıyor. Eurolab 2011 dört yüz kadar Türk şirketiyle hizmet sözleşmesi imzaladığını belirtiyor ama bunların kimler olduğunu açıklamıyor. Sınır kapısındaki kontrolleri Bulgar devleti üzerine alınca bir haftada gıda taşıyan 60 tır denetimi geçemeyerek Türkiye’ye geri gönderilmiş, oysa geçtiğimiz on yıl boyunca bu şekilde geri gönderilen tek araç yokmuş. Sınır kapısında bir kaçakçılık örgütlenmesi kurulduğu ve bunun Türkiye’ye bakan tarafları olduğu aşikar.

Erdoğan, Bulgaristan Başbakanı Kiril Petkov’la geçen Mart ayında Antalya’da görüşmüştü.

Türkiye Avrupa uyuşturucu ajansı EMCDDA’ya üye ülkelerden biri olmasına rağmen, örgüt Ukrayna savaşı sonrası eroin kaçakçılığı rotasının Türkiye’ye kayması sonrası “yoğunlaşma” yaşanan yerler olarak sadece Türkiye ile Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki sınırları işaret ediyor. Anlaşılan Türkiye’nin sınırları adeta elek gibi, kaçakçılar oralardan geçmekte hiç zorlanmıyorlar. Erdoğan rejiminin organize suç ve uyuşturucu kaçakçılarıyla yakın ilişkilerine dair, özellikle Sedat Peker’in ifşaatları sonrası artık çok daha fazla şey biliyoruz. (Peker’i güvenilir bir kaynak olarak görmeyenler için de şunu ekleyelim: “Ulusötesi Organize Suçlara Karşı Küresel Girişim” adlı uluslararası sivil toplum örgütünün, AB, ABD ve INTERPOL tarafından fonlanan son raporuna göre Türkiye 193 ülke arasında organize suç oranı bakımından 12. sırada yer alıyor. Aynı listede Venezuela 18., Rusya 32. sırada. Raporda “Türkiye’nin bir süreden beri  mafya devleti olarak bilinmeye başladığı, bunun bugün her zamankinden daha fazla geçerli olduğu” şeklinde çarpıcı tespitler bulunuyor.)

Petkov yanında ciddi bir Batı desteğini hissetmeden sınır kapısına baskın yapmaya, arkasında ülkenin güçlü organize suç örgütlenmelerinin olduğu bir tezgahı bozmaya kalkışmaya cesaret edemezdi. Batı Ukrayna savaşından kimsenin kendisine rağmen “kâr etmesine” müsaade etmemeye kararlı gözüküyor. Avrupa’ya uzanan kaçakçılık rotasının kritik bir geçiş noktası olan Kapıkule/Kapitan Andreevo sınır kapısından artık geçişlerin eskisi kolaylıkla yapılamaması halinde Türkiye’de organize suç dünyasında ciddi krizlerin yaşanmasını beklemek gerekir. Öte yandan artık konuya AB Başsavcılığının da müdahil olacağı anlaşılıyor. O dava sürecinde tezgahın Türkiye’ye uzanan boyutlarına ilişkin daha ayrıntılı bilgilerin ortalığa saçılması da muhtemel.

On yıldır “sorunsuz” işleyen bir tezgahın birden bire bu şekilde bozulmuş olması Erdoğan’ın keyfini iyice kaçırmış olabilir. Batı’ya karşı son köpürmelerinin ardındaki nedenlerden birinin de bu gelişme olduğundan şüphelenmemek de elde değil.

  • Ömer Murat, Dış Politika ve Siyaset Uzmanı, Eski Diplomat