Umuda yolculuk rotasındaki ‘Meksika tatili hayali’ kâbus oldu

Üniversite öğrencisi Pırıl Nur Temel, "romantik bir buluşma" için çıktığı 18 saatlik uçak yolculuğunun sonunda Meksika'ya ulaştı ama tatil yapamadan havalimanından geri gönderildi. Fakat göç, kaçakçılık şebekeleri, sınırlar, dönen rüşvet çarkları ve daha birçok şey hakkında esaslı bir gözlem yaptı.

SELAHATTİN SEVİ 04 Temmuz 2022 SÖYLEŞİ

Türkiye, Pırıl Nur Temel’in maceralı Meksika yolculuğunu bir hafta sonu gazetesinin sosyal medya paylaşımına yazdığı seri yorumlarla öğrendi. Gazete Oksijen’den Baran Can Sayın, “Meksika aktarmalı Amerikan rüyası” başlıklı haberinde son 5 ayda 12 bin Türk vatandaşının Meksika sınırından ABD’ye kaçak girdiğini, bu çetin yolculuğa çıkanlar arasında en çok Çorumlular ve Ağrılılar’ın olduğu bilgisi yer alıyordu.

Twitter’da Boncuk Boşgezenyan takma adıyla tanınan lisans öğrencisi Pırıl Nur Temel (27), “Haberde yer verilmemiş parçayı kendi tanıklığımla anlatayım” diyerek “romantik bir buluşma” için çıktığı 18 saatlik yolun sonunda Meksika’da havalimanında başına gelenleri ve birlikte seyahat ettiği kişilerin yaşadıklarını anlatıyordu.

Temel, “geç bir tarihte turist olmaya karar veren genç bir kadın için sıradan bir hikâye” olacak deneyim yerine göç, kaçakçılık şebekeleri, sınırlar, dönen rüşvet çarkları ve daha birçok şey hakkında esaslı bir gözlem yaptı. Fakat, henüz atlatamadığı travmalarından da kurtulamadı. Çünkü o romantik buluşmayı gerçekleştiremeden Türkiye’ye dönmek zorunda kalmıştı.

Türkiye’yi başta ekonomik gerekçeler olmak üzere farklı nedenlerle terk etmek isteyenler yeni bir rota keşfetmişti. Türkiye’den yaklaşık 11 bin kilometre uzaklıktaki Meksika’ya uçuyorlar; oradan ABD’ye yasa dışı yollardan giriş yapıyorlardı. Bu seçenekte Türk vatandaşlarının Meksika’dan 30 güne kadarki seyahatleri için turizm ve iş gibi gerekçelerle harçsız bir biçimde kolayca internet üzerinden vize alabilmesi etkili ooluyordu. Tek koşul hava yolunu tercih etmekti. Ülkeye direkt veya aktarmalı Türk Hava Yolları’ndan Air France’a ve Lufthansa’ya kadar ünlü şirketlerle ulaşmak mümkündü. Yakın tarihli uçuşlarda kişi başı bilet fiyatı 20 bin TL civarında olsa da bu rezarvasyon tarihine ve tercihine göre 10-11 TL’den 40 bin TL’ye kadar değişiyordu.

Pırıl Nur Temel’in uzun Meksika yolculuğunun ise kişisel, çok başka bir sebebi vardı. Temel kendisini beklenmedik maceranın içinde bulmuş, kabus dolu bir yolculuğun sonunda Meksika’dan geri gönderilmişti.

‘BEN TÜRKİYE’DEN, ERKEK ARKADAŞIM ABD’DEN YOLA ÇIKTIK’

Gazetedeki haberden sonra paylaşımlarınızı da okudum, fakat bazı parçalar eksik kaldı. Sizin hikâyeniz tam olarak nedir?

Benim hikâyem, geç bir tarihte turist olmaya karar veren birine ait sıradan bir hikâye. Türkiye’de yaşamayan erkek arkadaşımla ona ve bana uygun olan bir ülkede tatile gitmeye karar verdim. Erkek arkadaşım ABD’de yaşıyor. O tarafta 20 gün boyunca en uygun vakit geçirebileceğimiz ülke olarak Meksika’yı seçtik. Meksika’dan ve tatil planı yaptığımız Cancun’dan övgü dolu sözlerle bahsediliyordu her yerde. Her şeyi ayarladıktan sonra ben Türkiye’den, erkek arkadaşım da ABD’den yola çıktık. 18 saatlik yolculuğun ardından Cancun’a indim. Uçaktan indikten sonra terminale giriş yapmamız için otobüse bindik ve o otobüs, havalimanında sadece Türk pasaportu sahiplerinin gidebileceği yere gidiyormuş. Otobüs bizi 3 numaralı girişe çıkan kapıya götürdü.

Uçaktan iner inmez gariplikler başladı yani…

Evet, diğer kapılara şüpheli bulunmayan ve gerçekten turist olduğuna ikna olunan insanlar girerken, biz Türkiye pasaportlular başka taraftan girdik. Kalabalık bir sıra vardı. Uçakta Mexico City ve Cancun’a gidecek olan insanların çoğu Türk ve İngilizce konuşamayan insanlardı. Bu durum beni kuşkulandırdı, hatta korkuttu. Uçaktayken aileme ve erkek arkadaşıma uçakta garip bir profilin olduğunu söylemiştim. Bu zamana kadar sadece bir kez yurtdışı seyahati yapmıştım. O da İsrail’eydi…

Uçağa bindiğinizde yolcular size neden garip gelmişti, bir önceki seyahatinize göre profil nasıldı?

İki uçaktaki yolcu profilini tamamen farklıydı. İsrail’e gidişimde ve dönüşümde, dünyanın her yerinden gelmiş olan yolcular vardı ve sosyokültürel görüntüleri farklıydı gözlemlediğim kadarıyla. Buradaki profil ise tamamen zıddıydı. Türkiye’den yoksul kesimlerden pek çok insan oradaydı. Sadece ben öğrenciyim ve çalışmıyorum. Öğrenci olduğum için pasaport kontrolünde ayrı tutulacağımı düşündüm açıkçası.

‘KENDİMİ ANLATMAYA ÇALIŞSAM DA KESİNLİKLE DİNLEMEDİLER’ 

Meksika uçuşlarıyla ilgili bir bilginiz var mıydı yola çıkmadan önce?

Evet, ABD ve Kanada’ya gitmek isteyen erkeklerin ve çocuklu ailelerin sıklıkla Meksika üzerinden gitmeye çalıştığını söylemişlerdi. Hatta bu dönemde Meksika vize uygulamasının standartlarını değiştirmiş ve elektronik vize sistemine geçmiş. Elektronik vize uygulaması sonrasında esas onay yolculuğun sonunda veriliyormuş. Olayın ciddiyetini uçağa binince idrak ettim. Türkiye’den çıkmadan önce daha fazla şey yapmam gerekiyormuş, acı bir tecrübe olarak bunu öğrendim. Mesela, beraber seyahat edeceğim erkek arkadaşımın pasaport görüntüsü olmazsa olmaz belgeler arasında yer alıyormuş. Bunları bilmiyordum ve benim hatam, detaylı bir araştırma yapmamam oldu.

Tekrar Meksika’daki havalimanına dönelim, indiniz, farklı bir yoldan farklı bir kapıya yönlendirildiniz, sonra?

Çok kalabalık bir grup halinde 3 numaralı kontrol noktasındaydık. Ben grubun ilk yarısındaydım. Önümdeki insanların çoğu belgeler kontrol edilecek, denilerek orada “Mavi Oda” adıyla bilinen camekanlı ve iç içe üç odanın bulunduğu yere götürüldü. Gözetim ve gözaltı süreci orada başlıyor. Ben de görüşmemin akabinde oradaki grubun arasına alındım. Benim memurlarla kontrol noktasındaki ilk görüşmem İngilizce bildiğim ve kendimi anlatabildiğim için diğerlerine göre biraz daha uzun sürdü. Kendimi anlatmaya çalışsam da memurlar kesinlikle dinlemediler, kestirip attılar. Elimdeki otel ve uçak dokümanlarını gösterdim. Bu belgeleri ikna edici bulmadılar. Daha sonra ödemelerin yapıldığı kredi kartlarını gördüler. Kartların biri erkek arkadaşımın, diğeri abimindi. Ardından öğrenci belgemi, notlarımı gösterdim. Öğrenci olduğumu, ödemelerimin abim tarafından karşılanmasının bu sebeple normal olduğunu belirttim. Yine de ikna olmadılar.

‘ALAYA ALIP GÜLDÜLER, ÇOĞUNLUKLA KÖTÜ DAVRANDILAR’ 

İkna olmayınca ne yaptılar?

Saat 12’de beni içeri aldılar ve akşam 6’ya kadar o odada tutuldum. Gözaltı süresince sadece bir kez tuvalete gitmeye izin verdiler ve o süre zarfında sürekli yanlarına gidip durumu izah etmeye çalıştım. Her gidişimde “Sakin olun, dürüstseniz zaten durumunuz anlaşılır, herkes gibi beklemelisiniz,” dediler. Sıklıkla alaya alıp güldüler ve çoğunlukla çok kötü davrandılar. Benimle beraber orada olan, İngilizce iletişim kuramayan kişiler de sürekli bana sıklıkla sorular yöneltiyor, memurlarla aralarındaki iletişimi kurmamı talep ediyordu. Bu beklentilere genellikle karşılık verme gereği duyduğum için memurların bana karşı biraz daha kötü tavır aldığını görüyordum. Memurların bazıları İngilizce bilmiyordu ve benimle Google Translate üzerinden iletişim kurmaya çalıştılar. İstanbul’dan direkt gelenlerin çoğu “Mavi Oda”ya alınırken, gün içinde gelen diğer uçaklardan inenlerin 20’de 1’i kadar insan o odaya alındı.

Oksijen’in haberinde Lufthansa uçuşlarının da zan altında olduğu söylenmiş ama bir tane bile Lufthansa’dan gelen birini görmedim, duymadım. İngilizce bilenlerle her fırsatta konuşmaya çalıştım. Hangi uçak şirketleriyle ve nereden geldiklerini sordum. Bir tane bile Lufthansa uçuşu duymadım. Uçuş sırasında çalışanlar, “Bizim uçaktan inenlere çullanıyorlar” demişlerdi ama pek anlam verememiştim. Başıma gelen her yeni şeyde geçmişe dönüp bazı şeyleri hatırlıyordum. Mesela, Meksika için elektronik vize alınan siteye Türkiye’den VPN olmadan bağlanamamak bile saçmalıktı. Orada vize danışmanlık şirketleri basit bir formu birkaç dakikada doldurmak karşılığında 30 Euro hizmet bedeli almanın yolunu bulmuştu.

Ne kadar süre gözaltında tutuldunuz?

“Mavi Oda” olarak adlandırılan bölümde 6 saat geçirdik. Kadınlar bir yerde erkekler bir yerde kalsın istendi ama aileler olduğu için karışık halde ve sürekli yer değiştirerek bekledik. Dar alanda kalabalık bir grup olarak beklediğimiz için nefes almak bile zordu, zaten gergin bir bekleyiş içindeydik. Odadan insanlar ayrıldıkça biraz daha havadar hale gelmeye başladı. Susuyoruz, acıkıyoruz, tuvalete gitmek istiyoruz, fakat bunların hiçbirisi için bir şey yapılmadı, tuvalet izni o 6 saatin son bir saatinde verildi. 6 saatin ardından ilk okunan isim benim ismimdi. 10 kişi biz çıktık, diğerleri odada kaldı. Herkes “paçayı kurtardığımızı” düşündü. Ben beraberimde ayırılan ikinci kişiyi görünce öyle olmadığını düşünmüştüm. Bizi tek sıra halinde 200 metre ileriye götürdüler, orası nezarethaneydi. Özel eşyalarımızın tamamını nezaret girişinde bıraktırdılar. Zaten “Mavi Oda”ya giriş anımızdan itibaren telefonlarımızı toplamışlardı. Ardından bizi içeriye, kadınlar ve erkekler tarafı olarak ikiye ayrılan koğuşlara aldılar.

ADIYAMANLI 5 KİŞİLİK AİLE, ERMENİSTANLI GENÇ, PAKİSTANLI… 

Adıyamanlı üç küçük çocuklu 5 kişilik aile, ben, Ermenistanlı bir genç kadın ve bizden birkaç saat sonra Brezilyalı, ailesiyle Londra’da yaşadığını söyleyen yaşıtım genç kadın. Erkeklerin tarafında ise ailesi Pakistanlı, kendisi Barcelona’da öğrenci olan bir genç hariç herkes Türkiyeli. Erkekler tarafındakiler genç ve tek başına yola çıkan insanlardı. Hepsinin niyeti ortaktı. İçlerinde gitmeyi başaran akrabalarının yanına giden de vardı, ikinci kez deneyen de. Hepsi bir daha gitmeye ilk an itibariyle kararlıydı. Bizden sonra “Mavi Oda”da kalan veya biz nezarete kapatılmadan önce serbest bırakılan çoğunluk, aracılarla biraz daha yüklü paralar üzerinden anlaşma yapmış veya yapacak insanlardı.

Meksika seyahatleri için demek ki sadece vize ve bilet yeterli değil? Başka ödemeler de yapmanız gerekiyormuş demek ki…

İşin kaçakçılar tarafını bilmiyorum ama kaçak adayları ile memurlar, orada ilk gidişlerinde döndürülürlerse anlaşabiliyorlarmış. Benimle aynı uçakta döndürülen gençlere bunu anlatıyorlardı. “Bizim elimizde bir WhatsApp listesi var, bu listede Türk pasaportlularının pasaaport bilgileri var. Bu pasaport numaralı olanları geçiriyoruz. Bunların bizde olabilmesi için, ilk aşamada kişi başı bize 200’er dolar vermeniz gerek,” demişler. Onlar bu 200 doları aldıktan sonra, isimleri ve telefon numaralarını alıyorlarmış. Net bir durum değil bu. Bu işlemi yaptıktan sonra ikinci gelişlerinde daha avantajlı konumda olduklarını söylemiş memurlar.

‘AJANSLARA DAHA FAZLA PARA VERİN BU DAHA KESİN BİR YOL’ 

Aslında bu, bir peşinatla taşınmaz bir mülk almaya benziyor. Kapora vermiş oluyorlar ve sonraki gelişlerinde daha avantajlı oluyorlar. Garantili değil ama eli boş dönmek istemeyen insanların aklını çelecek bir teklif. Yanımızdaki giden akrabaları dolayısıyla biraz daha bilgili olan tek kişi, “Sizi kandırıyorlar. Çok para kazanıyor bu memurlar. 200’er dolar alıp size kandırıyorlar. Sonraki gelişinizde hiçbir şey olmuyor. Siz bunlara bakmayın Türkiye’ye döndüğünüzde ajanslara daha fazla para verin bu daha kesin bir yol” dedi. Memurlar arasında da erkekler daha yumuşak davranırken, kadınlar daha sert davranıyordu. Kadın memurlar asla dinlemedi, erkek memurlar biraz daha dinleyerek oyalamayı seçtiler. Ertesi gün pazarlığı o erkekler başlattı.

‘HİÇ BU KADAR YALVARDIĞIMI VE AĞLADIĞIMI HATIRLAMIYORUM’ 

Romantik bir seyahat için çıktığınız yolun sonunda beklemediğiniz bir durumla karşılaştınız? Nereden düştüm buraya, nasıl kurtulacağım dediniz mi?

Nezarete girdiğim an artık bir daha çıkamayacağımı düşündüm. Sabah olacak, ailem devreye girecek, dedim. Kaldı ki Dışişleri Bakanlığı’nı aramışlar avukatlarla görüşmüşler. Erkek arkadaşım havalimanında karşısına çıkan herkesle konuşmuş. “Mavi Oda”nın önüne kadar gelmiş, nafile. Para teklifleriyle beni kurtarmayı düşünmüş ailem ve erkek arkadaşım. Ancak bu epey tehlikeli bir olasılık. Beni oradan para verip kurtarabilseydi çıkabildiğimde belki de ABD’ye kaçmam beklenecekti. Ben bu niyetle hareket etmedim ve bunu da anlatamadım. Nezarete girdikten sonra sabah olduğunda “Belki kurtarılma ihtimalim olur” diye yeniden düşündüm. Kahvaltı olarak bir öğün getirdiler ve “Uçağınızın saati belli oldu, 4-5 saat sonra Türkiye’ye döneceksiniz,” dediler. Toplam 28 saatlik bekleyiş süresince her saat 3-4 kişiye yalvarıyorum ve hayatım boyunca hiç bu kadar İngilizce konuştuğumu, hiç bu kadar yalvardığımı ve ağladığımı hatırlamıyorum.

Dönüş uçağına bindiğinizde ve elinize telefonunuzu aldığınızda ne yaptınız?

Uçağa bindiğimizde önce annemi, sonra da erkek arkadaşımı aradım. Onlar zaten biliyordu döndürüleceğimi. Benden haber alamayınca birbirleriyle iletişimde kalmışlar. Dışişleri Bakanlığı, oradakiler bana bildirmeden önce döndürüleceğimi aileme bildirmişler. Dönüş uçağı biraz daha boştu. Geri döndürülenler harici Türkiyeli hiç kimse yoktu uçakta. Turist olarak oraya gidenler sadece YouTuberlar, Influencerlar ve bir de ben, bunu anladım.

‘TÜRKİYE PASAPORTU TAŞIDIĞIM İÇİN HÜSRANLA DÖNDÜM’ 

Bir Türkiye pasaportuyla yola çıkmanın bu kadar ‘maliyetli’ olması canınızı sıktı mı?

Bu gezi planı benim 6 aylık ilişkimin ilk görüşme planıydı. Bu maddi ve manevi kayıpla beraber ben Türkiye pasaportu taşıdığım için çok büyük bir hüsranla döndüm ülkeme. Benim için birincil olan buydu. Benim ailem, Bulgaristanlı, Romanyalı, Sırbistanlı, Makedonyalı, Bosnalı, Arnavutluklu ve Yunanistanlı. Gelmişler ve Türkiye’de yaşıyorlar. Benim sadece Türk pasaportum var sırf 2-3 kuşak önce geldiler diye. Bosna Hersek pasaportum olsa ben Meksika sınırında takılmazdım. Dünyanın herhangi bir pasaportu ile oradan geçerdim. Bu durum benim aileme on binlerce TL’ye mal oldu. Hayatımın en güzel tatillerinden birine mal oldu. Fiziksel olarak yıkıma uğramama mal oldu. Psikolojik olarak ben bu durumu atlatamıyorum. 1 aydır sürekli vizeli, vizesiz Avrupa’da tur seçenekleri arıyorum. Hiçbirine yetecek param yok. Üstelik olan paramı da o Meksika tatiline harcadım. Yaşadığım şey en başta hüsran. Neden 27 yaşına kadar gitmedim, neden Türkiye’nin böylesi bir döneminde gittim diye düşünüp duruyorum.

Neden Türkiye Cumhuriyeti pasaportunun değeri bu kadar azaldı sizce?

AB sürecinin hiç edildiği zamandan beri Türkiye’nin itibarının çiğnendiğini düşünüyorum. Son 5 yıllık süreçte güvenililirlik de neredeyse ortadan kalktı. Sadece Maksika değil ki, insanlar Balkan ülkelerine girmede de sıkıntı yaşamaya başlamışlar. Uçağın içinde Kürt aileler vardı. Politik Kürtler değillerdi ama. Türk siyasal zihniyetinin içindeki Kürtlerdi onlar. Gülenist insanlar da yoktu. Yani herhangi bir politik eleştiri benim dışımda yapan olmadı. Orada bir hayat deneyeceğiz, diyordu hepsi. Orada insanlar kendilerini saklıyor olabilir başka bir nedenden dolayı da gidiyor olabilirler, bilmiyorum. Giden insanların mesleki ve eğitim durumları da parlak değildi genellikle.

‘İNSANIN İNSANCA YAŞAMAYA HAKKI VAR, TÜRKİYE’DE BUNU FARK ETMEDEN BÜYÜYORUZ’ 

Sonuçta siz yolun henüz başında bir üniversite öğrencisisiniz ve birçok genç umudunu yitirdiği için yurt dışına çıkıyor. Sizin böyle bir düşünceniz oldu mu?

Ben Ankara Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. 2020 yılında mezun olduktan sonra İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Tarih bölümüne kaydoldum. Çalışmıyorum, sadece öğrenciyim. Artık Türkiye’de yaşanmayacağını düşündüğüm bir noktadayım ama illegal olarak asla gitmem. Ben sosyal eşitliğin olmadığı bir yerde siyaseten hor görülerek, insan olarak hor görülerek, Meksika’ya gitmeden 1 hafta önce şort giydiğim için cinsel ve sözlü saldırıya maruz kaldığım bir ülkede sık sık depresyon, işsizlik ve yoksulluk tehdidi altında yaşayabileceğimi düşünmüyorum. Gezi sürecini aktif sayılacak biçimde yaşadım, siyasi ve politik olarak kendimi o dönemde sivrilttim. 2007’den beri bu ülkeye zıt görülebilecek radikal-demokrat fikirler taşıyorum.


 

Tüm bunların yanında her zaman söyleyeceğim gibi illegal yollarla bu ülkeden gitmek istemiyorum. Bu benim göze alabileceğim bir seçenek olmayacak. Bunun için kırılgan yapıya ve pek çok hayale sahibim. Bu ülkeden gitmenin legal yolları ise her zaman denemeye değer. İnsanın insanca yaşamaya hakkı var, Türkiye’de bizler bunu fark etmeden büyüyoruz. Bunun benden önceki kuşaklarda köklendiğine kuşkum yok. Türkiye hakkında maalesef karamsar düşüncelere sahibim, bunun değişmesini beklemek ve tüm bu süreçler içinde yakınlarımın da benim de en az hasarla yola devam etmemiz ise bugünlere dayanma gücü sağlıyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram