Cemaate yönelik nefret suçu Almanya’ya taşındı: ‘Terörist’ deyip darp ettiler

41 yıldır Almanya'da yaşayan Ramazan Yılmazer, kızı ve damadı ile gittiği döner dükkanında Gülen cemaati üyesi olduğu gerekçesiyle saldırıya maruz kaldı ve darp edildi. Dişi kırılan ve hastaneden rapor alan Yılmazer, Rıfat Yılmaz isimli saldırgandan şikayetçi oldu.

MEHMET ARDA DURU 18 Mayıs 2022 GÜNDEM

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Kamen şehrinde yaşayan Ramazan Yılmazer (59) Gülen cemaati mensubu olduğu gerekçesiyle Türkiye kökenli bir kişi tarafından darp edildi.

Döner dükkanın yeni sahibi tarafından ‘terörist’ olduğu iddiasıyla nefret suçuna maruz kalan ve saldırıya uğrayan Yılmazer’in vücudundaki darp izleri polis tutanağı ve hastane raporuyla da tespit edildi.

Bir yıldan uzun süredir gitmediği Özay’s Kebab Haus isimli döner dükkanına kızı ve damadı ile akşam yemeği için gittikleri sırada daha sonra adının Rıfat Yılmaz olduğunu öğrendiği kişinin saldırına uğrayan Yılmazer yaşadıklarını Kronos’a anlattı.

Yılmazer  “Dükkana girdim, selam verdim, yıllardır tanıdığım dükkan sahibini sordum. Saldırgan bana ‘Burayı ben devraldım’ dedi, hayırlı olsun diye karşılık verdim. ‘Yetiş adında biri burada işe başladığını yazmıştı, devam ediyor mu?’ diye sorunca, ‘Hepsini kovdum, öyle adamlarla işim olmaz. Adam ‘FETÖ’cüymüş, bildiğin terörist yani’ dedi. Ben de kendisine ‘Seni tanımıyorum ama o insanları 30 yıldır tanıyorum. Sana şiddet mi uyguladılar, silahlı bir eylemleri mi oldu, nasıl böyle konuşursun?’ karşılığını verince ‘Demek sen de onlardansın’ diyerek küfür etmeye başladı. İyice agresifleşti…” dedi.

‘AVRUPA’DA YAŞIYORUZ, TERÖRÜN TANIMI VAR’ 

Yaşanan gerginlik sonrası restorandan çıkarken saldırgana, “İnsanları terörist diye yaftalayamazsın. Hepimiz Avrupa’da yaşıyoruz. Terörün tanımı var. Üstelik müşteriyim. Buraya hakaret dinlemeye değil döner almaya geldim” dediğini aktaran Yılmazer, Rıfat Yılmaz isimli saldırganın ailesine ve annesine küfür ettiğini, arabasına bineceği sırada tezgahın arkasından çıkarak kendisine saldırdığını söyledi.

Ramazan Yılmazer, “Şok oldum. Kendimi korumak için yumruk, tekme savurdum. Yanında daha önce gördüğüm bir kişi vardı, o ayırmaya çalıştı ama aldığım darbelerle protez olan ön dişlerim kırılmıştı. Çok cüsseli biri değildi, istesem daha çok zarar verebilirdim ama uymadım, polis çağırdım” dedi.

1981 yılında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinden geldiği Almanya’da 24 yıl Uentrop atom santralında çalıştığını, daha sonra nakliye işine girdiğini anlatan Yılmazer başına ilk kez böyle bir olayın geldiğini söyledi.  Saldırgan Rıfat Yılmaz’ın olay yerine akrabalarını da çağırdığını ancak kendisinin kimseyle muhatap olmadan polisi beklediğini söyleyen Yılmazer, olay sonrası rapor tutulduğunu söyledi.

HEM SALDIRDI HEM TERÖRİST DEDİ, POLİS KAYDA GEÇİRDİ

Kendisinin de yıllardır tanıdığı görgü tanıklarının bir kısmının kendisi aleyhine ifade verdiğini kaydeden Yılmazer, “Bana saldıran kişi ‘Bu adamdan korkuyorum. Bu adam terör örgütüne üye. Yüz elli metreden fazla dükkanıma yaklaşmasın’ diye benden şikayetçi oldu. Böylece içinde bulunduğum sosyal grubu terörist olarak nitelediği polis kayıtlarına da geçti. Üstelik zarar gören de benim” ifadelerini kullandı. Yılmazer, polislerin saldırganın kendisiyle ilgili şikayetlerini dikkate almadığını kaydetti.

‘BURAYI TERK ET, ONLAR KALABALIK’ 

Polis tutanağından sonra hastaneye gidip rapor aldığını belirten Yılmazer, “‘Bana burayı terk et, onlar kalabalık aile’ diyorlar. Suçlu olan ben değilim, saldırgan olan ben değilim. Almanya bir hukuk devleti. Sonuna kadar mahkemelerde hakkımı arayacağım” şeklinde konuştu.

15 Temmuz’dan sonra gerginlik yaşamamak için farklı camilere gittiğini belirten Ramazan Yılmazer, “Fakat nereye kadar. İnsanlar karşısındaki kişilere saygı duymayı öğrenecek. Başka insanlara mesnetsiz suçlamalar yapmayacak. Burası dağ başı değil, kimse kimseye fiili olarak saldırıda bulunamaz” dedi.

1996 yılında Almanya’da ırkçıların saldırısına uğradığını, bugün ise AKP yanlısı kişilerin hedefi olduğunu söyleyen Yılmazer, Gülen cemaati ile ilişkisini ise şöyle anlatıyor: “Ben bir nakliyeciyim. Herhangi bir dernek veya vakıfta yöneticiliğim yok. Eğitim ve kültür faaliyetlerini gönüllü destekliyorum.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram