Türkiye-Ermenistan “normalleşmesinde” neredeyiz?

Türkiye ile Ermenistan’ın arasındaki herhangi bir diyalog olasılığını, hükümetlerden bağımsız olarak olumlu değerlendirilmeli. İki komşu ülkenin er ya da geç bir diyalog sürecine girmesi, sınırların açılması gerekiyor. Viyanadaki dördüncü toplantı da sürecin henüz çuvallamadığını gösteriyor.

ALİN OZİNİAN 03 Temmuz 2022 GÖRÜŞ

İki ülke Dışişleri Bakanlıkları, Türkiye ve Ermenistan arasındaki kara sınırının iki ülkeyi ziyaret eden üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine mümkün olan en yakın zamanda açılması üzerinde mutabakata varıldığını bildirdi.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki kara sınırını iki ülke vatandaşları değil, bu ülkeleri ziyaret eden üçüncü ülke vatandaşları “kullanabilecek” ve iki ülke arasında doğrudan hava kargo ticareti de mümkün olan en yakın zamanda başlatılacak.

Türkiye ve Ermenistan normalleşme süreci özel temsilcileri Büyükelçi Serdar Kılıç ve Ermenistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Ruben Rubinyan, bu hafta Viyana’da gerçekleştirdikleri dördüncü görüşmelerinin ardından imzaladıkları yazılı açıklamada bu hususları detayları ile belirtmişler.

Öte yandan görüşmelerde nihai hedef olan iki ülke arasında “tam normalleşmenin sağlanması” yönünde atılabilecek muhtemel diğer somut adımların da ele alındığı kaydetmişler, – “tarafların normalleşme sürecinin önkoşul olmaksızın sürdürülmesine ilişkin uzlaşılarını yeniden vurguladıkları” belirtmişler.

Olumlu mu? Olumlu. Ürkek mi? Evet, hala çok ürkek.

Aralık ayı, bölge dinamikleri ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri ile ilgilenen için önemliydi.
İki ülke arasındaki “normalleşme” olasılığı yıllar sonra yine gündeme gelmişti. Bu kez Rusya’nın başkanlığında, bu kez Azerbaycan’ın da onayıyla…

İkinci Karabağ savaşından sonraki süreci hatırlamak gerekirse, 13 Aralık’ta Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ermenistan ile normalleşme adımları atılacağı açıklaması ile gündeme getirdi. Bu normalleşme için Ermenistan ile uçuşların başlayacağını ve özel temsilci atanacağını söyledi. 1

14 Aralık’ta ise Ermenistan’dan Türkiye’nin açıklamasını onaylayan — iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmek için özel bir elçi atanmasına memnuniyetle karşıladıkları ifade eden ve Ermenistan’ın da bir temsilci atayacağını belirten bir açıklama yapıldı.

Sözler tutuldu. Ermenistan, Türkiye Dışişleri Bakanı’nın Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmek için özel bir elçi atanmasına ilişkin açıklamasını memnuniyetle karşıladığını dile getirdikten hemen sonra, bir hamle de Ermenistan tarafından gelmiş, Ermenistan da normalleşme süreci temsilcisini atadığını, Ermenistan Ulusal Meclis Başkanı (Sözcüsü) Yardımcısı Ruben Rubinyan’ın, Ermenistan ile Türkiye arasındaki diyalog sürecinde Ermenistan Cumhuriyeti’nin özel temsilcisi olacağını açıklamıştı.

Direkt uçuşlar da İstanbul-Yerevan arasında 3 yıllık bir aradan sonra yedinden başladı. Ermenistan tarafı “Ermenistan, her zaman olduğu gibi bugün de hükümetin programında olan Türkiye ile ilişkileri ön koşulsuz normalleştirme sürecine hazırdır” vurgusunu da eksik etmedi açıklamasında.

Bu iki açıdan önemliydi. Ermenistan bağamsızlığını ilan ettiği ilk günden bu yana Türkiye ile ilişki kurmak istediğini belirtirken, içeride “Türkiye ile ilişkilere muhalafet edenlere” – bu adım Paşinyan’ın icatı değil, 30 yıllık dış siyaset çizgimizdir diyordu.

Kapalı olan Türkiye-Ermenistan sınırı

Bu gelişmeler doğal olarak birçoklarında şaşkınlık yarattı, geride bırakılan Karabağ savaşında Türkiye’nin Azerbaycan’a taraf olarak savaşa müdahil olmasının ardından bu adımı atmasını beklemiyorlardı. Türkiye’nin adımının gerçekçi ve olumlu olup olmadığı uzun süre tartışıldı, tartışılmaya devam ediyor.

Dördüncü görüşmede belirtilen adım atılırsa, yani – kara sınırı iki ülkeyi ziyaret eden üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine bile açılırsa ve direkt hava kargo ticareti (ilk kez Gürcistan saf dışı kalmış olacak) başlarda, bu 30 yıllık “normalleşme macerasındaki” en önemli adım olacak.

Yapılanların nihai hedefe ulaşıp ulaşmayacağını tahmin etmek güç olsa da, öncelikle bu olup-biteni sadece Türkiye’nin adımı olarak görmemek gerekli.

Kasım 2020’de Rusya’nın aracılığı ile imzalanan Ateşkes Protokolü ve daha sonra da ulaşım koridorlarının açılmasıyla ilgili olarak 11 Ocak 2020’de Putin, Paşinyan ve Aliyev arasında Moskova’da imzalanan protokollerini detaylı okuyunca, bölgesel koridorların bu belgede ne kadar büyük bir önem arz ettiğini, bu anlamda bölgede kapalı sınır olmamasının hedeflendiğini görüyoruz.

Yani Türkiye, Rusya’nın kurguladığı “oyunda/planda” yer almak için bir attığı adımı devam ettiriyor. Büyük ihtimal bu oyundan kar elde edeceğini, kazanacığını da düşünüyor.

Normalleşme bir siyasi irade işi, istenildiği takdirde her zaman olası idi ve hala da öyle. İki tarafın da bu kez “iradeli” olmalarını gerektiren koşullar da teknik olarak sağlanmış gözüküyor. Son savaştan galip çıkan Azerbaycan ve Türkiye, istedikleri rayonları aldıklarına göre, artık ortada bir “Karabağ sorunu” yok.

İkincisi sorun ise Soykırım. Yıllardır Türkiye Ermenistan’ın Soykırım’ın tanınması talebinden vazgeçmesini istiyordu, oysa Ermenistan yıllardır Türkiye’den bir tanıma gelmeden de yakınlaşabileceğini, Türkiye’nin Soykırım’ı tanımasını ön-koşul olarak görmediğini belirtiyordu. Fakat buradaki asıl korku, ABD’nin Soykırım hakkında alacağı tavırdı.

Biden soykırım dediğine, Biden’ın açıklamasından kısa süre önce ise soykırım yasa tasarısının kabul edildiğine göre, bu sorun da ortadan kalkmışa benziyor.

Uzun yıllar “çalışan” ama artık neredeyse işlevsiz hala gelen MINSK grubu, ABD ve AB’nin Ermenistan ile sorunları çözme konusunda Türkiye’yi tam olarak “yüreklendiremedikleri” halde Rusya da bu işi gayet güzel götürüyor görünüyor.

Kendi ülkesindeki tüm normalleri yıkmış bir AKP’nin komşu ülke ile “normalleşme” iddiası gülünç gelebilir, ağır bir yenilgiye uğrayan Ermenistan hükümetinin Türkiye ile yakınlaşma isteği de pekâlâ mantıksız görülebilir, lakin Rusya’nın masaya koyduğu bölgesel projeler, iki taraf için de iştah açıcı gözüküyor. Bu durumda gerekli tek şey siyasi iradenin devamı.

İki ülkenin de açık bir sınıra ihtiyacı var, kaldı ki iki taraf için de orantısınız olmasına rağmen ekonomik yarar sağlayabilecek ve iki hükümete de de “30 yıldır açılmayan sınırı biz açtık” dedirtecek bir adımdan bahsediyoruz.

Olası plan hayata geçirilirse Rusya uzun süredir intikam almak istediği Gürcistan’ın da aracılık rolüne tamamen son vermiş olacak. 30 senedir Türkiye-Ermenistan ticaretinden transit ülke olarak yararlanan Gürcistan oyun dışı kalacak.

Geçmiş yıllarda süreci iten ama başarılı olamayan Batı ise konu ile arasındaki sembolik bağı korumaya çalışıyor, diğer yandan, Türkiye’deki iç güç dengeleri her geçen gün daha karmaşık hala gelirken, Erdoğan’ın bu kararı yalnız başına alıp alamayacağı, MHP’nin konu ciddileşirse ne tavır takınacağı, ayrı bir soru işareti.

Diğer yandan, Ermenistan’da hız kesmeyen anti-Paşinyan protestoları, “Tüksüz (Paşinyan’ı kastediyorlar) Ermenistan” sloganlarının Paşinyan’a henüz kan kaybettirmiyor, halka siyasi bir alternatif sunamıyor. Kısaca şimdilik, hükümetin Türkiye ile ilişki kurma iradesi önünde kritik bir “engel” yok.

Her şey bir tarafa, Türkiye ile Ermenistan’ın arasındaki herhangi bir diyalog olasılığını, hükümetlerden bağımsız olarak olumlu değerlendirilmeli. İki komşu ülkenin er ya da geç bir diyalog sürecine girmesi, sınırların açılması gerekiyor. Viyana’daki dördüncü toplantı da sürecin henüz çuvallamadığını gösteriyor.