Sokrates yaşadı mı yaşıyor mu?

Bugün olduğu gibi dün de kendinden farklı düşünüp boyun eğmeyenleri yok etmeye çalışan yöneticilerin istemesiyle adaletsiz bir mahkemede, kandırılmış halkın önünde yargılanıp öldürülmüş ve mahkeme kaydı düşülmüş, yaşadığı şüpheli olsa da her ölümlü gibi öldüğü kesin bir Sokrates vardır.

ŞENGÜL ÇELİK 01 Mayıs 2022 GÖRÜŞ

Üniversite eğitiminde birçok öğrenci daha önceki eğitim hayatında öğrendiği bilgileri temel alan bilimler alanında ilerlerken kimi öğrenciler bazı bilgi birikimi ile hayatlarında ilk defa karşılaşır. Bazı alanlarda ise daha önceden bildiğini zannettiği ezberleri unutması ve yeniden bir bilgi birikimi inşa etmesi gerekir. Örneğin yanılmaz bilgi kaynağı olarak öngörülen matematikte 22‘nin 4’e eşit olmadığı farklı sistemler ile tanışır. Atasözlerine konu olmuş demirin paslanma yani oksitlenme özelliğinin insan saçının 100.000 de biri kadar olan nano boyuta (yani bir büyüklüğün milyarda birine) indirildiğinde değişmesi gibi evren ve kuralları hakkındaki temel inançlar da bilimde ilerledik sıra insanı şaşırtabilir hatta sarsabilir. Doğru kabul edilen inançların yeni edinimlerle sarsılması sosyal ve beşerî bilimlerde daha keskin yapıdadır. Bu değişiklikler karşısında hayret edenler ve hayretlerinin farkındalığına ulaşanlar için ise derin düşünme yani felsefe başlar.

Felsefenin babası Sokrates bu tür yanıltıcı bilgi tecrübeleri ile mi “Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir” demiştir bilinmez ama düşünmeyi sevenler için o, Antik dönem filozoflarının en çarpıcılarındandır ve felsefenin efsanevi ismidir. Yazılı eser bırakmadığı halde sadece düşünceleri ile değil yargılanıp öldürülmesi ile de hep tartışma konusu olmuştur. En meşhurları Platon olmak üzere bilinen yedi öğrencisi onun hem şahsı hem öğretileri üzerine eser yazmıştır. Ancak günümüze kadar sadece Platon’un ve Xenophon’un yazdıkları gelebilmiştir. Ona atfedilen düşüncelerin çoğu bu yazılı eserlerden süzülmüştür. Sokrates hakkındaki bir diğer önemli kaynak Platon’un öğrencisi Aristo’ya aittir. Platon’un, eserlerini Sokrates’in ağzından yazması kafaları karıştırmış ve bu eserlerdeki düşüncelerin aslında kime ait olduğu tartışmalara neden olmuştur hatta Sokrates isimli birisinin gerçekte var olup olmadığı bazı düşünürlerde şüphe uyandırmıştır. Öyle ki Sokrates’in baskı dönemlerinde düşüncelerini kendi adı ile yazamayanların kullandığı meşhur bir mahlas olduğu bile iddia edilmiş ve bu şüphe önemli sorunlara neden olmuştur. Antik felsefe uzmanları tarafından felsefe tarihine Sokrates problemi olarak geçen soru özetle: Kuzum, kim bu Sokrates in midir cin mi? Hayır mıdır şer mi?

Tarihsel olarak Milattan önce 470-399 yılları arasında yaşamış ve MÖ 399 yılında Atinalılar tarafından dinsizlik ve gençleri kandırmakla suçlanan ve yargılanıp baldıran zehri ile öldürülmüş gerçek bir karakter vardır. Ancak bu, heykeltıraş Sophronicus ile ebe Phaenarete’nin oğlu tarihi gerçek karakter ile filozof Sokrates aynı kişi midir hatta özellikleri nelerdir hepsi tartışmalıdır. Yine de genel olarak Platon’un bazı eserlerinin filozof Sokrates’in görüşlerini yansıtırken bazılarının kendi görüşleri olduğu inancı yaygındır.

Sokrates sadece Batı felsefesinin temellerini atmamış dönemi için ileri bir görüş sayılan kadınların da eğitilmesini savunmuştur. En çok üzerinde durduğu konu ise ahlak ilkelerini yayarak iyi bir toplum oluşumuna katkıda bulunmaktır. Hiç kimseye bir şey öğretilemeyeceğine sadece insanların düşünmelerinin sağlanabileceğine inanır. Bu yüzden eğitimde bilgiyi bir ebe gibi doğurtacak soru-cevaba dayalı diyalog yöntemini kullanır. Her türlü kötülüğün kaynağını bilgisizlikte görmüştür. “Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız bir de cehaletin bedelini hesaplayın.” diyerek Sokratik diyaloglar ile eğitim ve ahlak arasında yadsınamaz bir bağ kurmuştur. Ona göre cahil insan kendisine bile düşmandır ve ondan dost olmaz.

Sokrates Atina’da 30 Tiranın kovulup demokrasinin kurulmaya çalışıldığı karışık bir dönemde yargılanmıştır. Sokrates’e göre Tiranları kovan ekip de kendilerinden öncekiler gibi hata yapmıştır. Sokrates ise bu yanlışlara karşı susmamış İlahi bir yönlendirmeyle halkı bilinçlendirici konuşmalar yapmaya ve yönetimdekileri kendi deyimiyle bir at sineği gibi rahatsız etmeye devam etmiştir.

Aslında meşhur Sokrates probleminin 19. Yüzyıl araştırmacılarına atfedilmesi bir yanılsamadır çünkü Sokrates karakterinin kötü biri olabileceği şüphesi en çok çağdaşı Aristophanes’in yazdığı Bulutlar isimli komediye dayanır. Nitekim Platonun Sokrates’ine göre kendisine atılan iki temel suçlamanın kaynağı da bu komedidir. Aristophanes, Sokrates’i Yunan tanrılarını ret eden ateist bir doğa filozofu ve fahiş ücretler karşılığında ders veren bir sofist olarak anlatıp onu aşağılamıştır. Platon’un kaleminden çıkan savunmasında ise Sokrates, kimseden para almadığını net ifadelerle ortaya koymuştur. Mahkeme delil isteyince de en büyük delil olarak zengin sofistlerin tersine kendi fakirliğini göstermiştir. Atinalılara “Ben bir siyaset adamı olmak için fazla dürüst olduğumu düşünerek size ve kendime zarar getirecek hiçbir yola sapmadım. Tam tersine hepinize iyilik yapmamı sağlayacak bir yola girdim” demiştir.

“Sorgulanmamış bir hayat -ne kadar ihtişamlı debdebeli de olsa- yaşamaya değmez” diyerek insanlığı, hayatın hakikatleri üzerine sorgulamaya davet eden, felsefenin babası Sokrates yaşadı mı ve nasıl biri idi bunu bugün kesin bir bilgi ile bilemeyiz. Ama MÖ 399 yılında Atina mahkemesi tarafından düşünce suçu ile yargılanan ve inanmadığı şeylere boyun eğerek yaşamaktansa inandıklarını haykıran, baldıran zehrini bal gibi içerek efsaneleşen bir Sokrates vardır. Bugün olduğu gibi dün de kendinden farklı düşünüp boyun eğmeyenleri yok etmeye çalışan yöneticilerin istemesiyle adaletsiz bir mahkemede, kandırılmış halkın önünde yargılanıp öldürülmüş ve mahkeme kaydı düşülmüş, yaşadığı şüpheli olsa da her ölümlü gibi öldüğü kesin bir Sokrates vardır. Ölümü ile öğrencilerine hak ve hakikatin peşinden ayrılmamayı, sorgulayarak yaşamanın önemini, değerleri için ölmenin kıymetini anlatan bir Sokrates vardır.

Onun yaşayıp yaşamadığına dair zihinlere şüphe ekenlerin asıl zarar vermek istedikleri hedef, bizatihi onun yaşamı ya da karakteri değil, getirdiği değerlere odaklanmış Hak hakikat peşinde koşmaktan asla vaz geçmeyecek ve soyu tükenmeyecek onun izinde aydınlanmış bir nesildir.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram