Kerim Has: “Savaş uzadıkça Rus halkının Putin’e tepkisi artacak”

Rusya'nın Ukrayna işgalini Kronos TV'ye değerlendiren Rusya Analisti Kerim Has: Türkiye’nin Ukrayna’ya verdiği ve vereceği destek, astarı yüzünden pahalıya patlayabilir Erdoğan rejimi için bence. Bu anlamda bence dikkatli götürmesi lazım, dengeli götürmesi lazım.

MEHMET ŞAHİN 26 Şubat 2022 SÖYLEŞİ

Haftalardır konuştuğumuz Rusya-Ukrayna gerilimi sona erdi ama olabilecek en kötü şekilde. Çünkü gerilim bitti, savaş başladı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bunun Donbass bölgesine dönük askeri bir operasyon olduğunu açıkladı fakat Kiev ve Ukrayna’nın diğer kentlerinde birtakım patlamalar duyuldu. Tabii ki siviller de dahil pek çok insan zarar gördü, canını kaybetti ve süreç şu an itibarıyla böyle devam ediyor. Belirsizlik ortamına mı girildi? Bunları Rusya analisti Kerim Has’la değerlendirdik…

Putin kazanabileceği bir savaş mı başlattı?

Ben bugün savaş başlayacağı kanaatinde değildim. Haddizatında savaşın muhakkak başlatılması için çalışan güçler var ama bugün değil ilerleyen zamanda, belki üç ay, belki altı ay bilmiyorum. İlerleyen zamanda çıkabileceğini düşünüyordum, o anlamda yanıldım. Şu an başlayan savaş bu anlamda biraz ön görülemez bir seyir izleyebilir. Böyle bir risk var Rusya açısından. Çünkü bu bence Rusların en son seçeneğiydi. Ukrayna’ya topyekûn neredeyse diyebileceğimiz, adım adım, sabah Donbass diye başladı ama o mesele büyüyecek büyük ihtimal. Çünkü Rusya açısından da çok riskli bir savaş. Kazanır mı? Sahada kazanır. Ukrayna ordusu kazanamaz o savaşı Rusya’ya karşı. Hani Rusya kazanır mı, Putin kazanır mı? Savaşı kazanır ama ne kadar yıpranacağı önemli. Ne kadar ölüm olacağı önemli. Rus askeri, Ukrayna askeri, Ukrayna ordusunun ne kadar direniş göstereceği önemli. Ukrayna toplumunun, halkının ne kadar direniş göstereceği de önemli bence aynı şekilde. Özellikle Ukrayna’nın Batı bölgeleri ne diyecekler ne yapacaklar, bekliyoruz şu an. Rusya’da bütün, istisna görmediğim için belki onlarca uzmanı, analisti, saygın isimlerin hepsi ters köşe oldu şu an. Sabahtan beri kimse ne yorum yapıyor ne bir şey yazıyor. Herkes bekliyor ne olacak diye. Dolayısıyla bu son seçenekti bence ve bu seçeneği anlaşılan Putin onuncu sıradaysa birinci sıraya almış şekilde girdi. Dolayısıyla beklemek lazım yani nereye evirilecek. Mesela Donbass’ta kalmayacağını düşünüyorum. Ayrılıkçılar Donbass’ın % 40’ını falan aşağı yukarı kontrol ediyorlar. Yani onu % 100’e çıkaracaklardır zaten. Donetsk – Luhansk bölgelerinde yani tümüyle kontrol etmek isteyeceklerdir ama onun haricinde de yani Odessa, Harkov zaten belli. Rusya tarafı da bunu doğruluyor. Ukrayna tarafı da doğruluyor. Putin’in hani bu sabahki konuşmasına baktığımızda iki hususun altını çizdi, hedef koydu. Bu hedefler çok büyük hedefler. Çok soyut hedefler ama açabiliriz. “Ukrayna’nın demilitarizasyonu ve Neonazilerden veya radikal milliyetçi gruplardan arındırılması hedefi var bu harekatın.” dedi. Şimdi ben birincisini şöyle yorumluyorum. Demilitarizasyon dediğiniz zaman, bu bütün askeri alt yapısını mahvedeceğiz, imha edeceğiz demek.

BU HAREKAT UKRAYNA’DA İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNİ HEDEFLİYOR

Bunu Peskov da doğruladı. Hedefimiz askeri harekatın hedeflerinden bir tanesi, Ukrayna’nın askeri potansiyelini dedi, yok etmek, imha etmek. Yani şunu yapacak, Ukrayna’yı, Türkçe’si, daha da tercüme edilmiş hali şu, Ukrayna’nın NATO üyeliğini, o garanti istiyordu ya Batı’dan, ABD’den, NATO’dan, işte o garantiyi kendisi verecek. NATO üyesi olmayacak garantisini kendisi bizzat onu hayata geçirmiş olacak. Oluyor yani şu an itibarıyla. Başarıp başaramayacağını göreceğiz. İkincisi de şu, Neonazilerden arındırılmasından kastı… Zaten Putin’in çok sertti konuşması. Üç gün öncesi de çok sertti, Donbass’ı tanırken, oradaki cumhuriyetleri. Yani şunu diyor, Ukrayna’yı şu an, Neonazi yani aşırı radikal veya Rusya karşıtlığı çok güçlü bir iktidar var, dolayısıyla biz bunlardan arındıracağız. Hatta bunları yargı önüne de çıkartacağız dedi. Bu iktidar değişikliği demek. Bunun Türkçesi de bu. Yani Ukrayna’da iktidar değişikliği hedefliyor bu harekat. Yani toprak kaybettikçe Ukrayna, işte Kherson gittikçe, Odessa gittikçe ne olacak? Donbass değil sadece. Donbass’ı zaten gözden çıkardı sekiz sene önce. Hani Minsk anlaşmasını zaten uygulamıyordu Ukrayna.  Harekatın hedefi olarak Putin’in koyduğu şey, Odessa düştükçe, Harkov düştükçe o zaten otomatikman Zelenski üzerindeki baskıyı arttıracak. İnsanlar, toplum da rahatsız olacak. Muhalefet partileri var. Rusya yanlısı partiler var. Ülke mahvolmasın diye muhtemelen ya Zelenski ülkeden ayrılmak durumunda kalacak ya da tam anlamıyla teslim olacak Rusya’ya. Rusların hedefi o, o anlamda söylüyorum. Rusya yanlısı, NATO üyeliğini artık, kendisi bizzat, o garantiyi alacak, almak isteyecektir. Düne kadar bildiğimiz Ukrayna Devleti ortada kalmayacak yani. Bunu desteklediğim için söylemiyorum. Rusya’nın bu harekâtını şahsen Rusya’nın çıkarları açısından olumlu bulmuyorum. Büyük zararlar doğurabileceğini düşünüyorum. Böyle bir risk çok yüksek. Son seçenekti zaten belki bu. Ben dedi, “ABD, NATO’ya 30 yıldır söylüyordum. Ukrayna bizim arka bahçemiz, yan bahçemiz, ön bahçemiz, burası bizim alanımız, nüfuz alanımız, buraya kadar girmeyin, mahremimize kadar girmeyin diyordum.” diyor.

Sovyetler Birliği sınırını unutmayın diyordu.

Evet, Sovyetler. Hadi diyordu 2004’te Baltık ülkelerini aldınız. O zaman daha güçsüzdük. 90’larda zaten perişandık ama 2007’de diyor, ben bunu Münih’te dile getirdim diyor. Daha fazla gelmeyin. Sonra 2008’de Gürcistan’da gösterdim ne olacağını. Güney Osetya, Abhazya kopardım diyor Gürcistan’dan ki bu savaş şu an Gürcistan’ı daha da bence diken üzerinde tutacaktır o ayrı bir konu ama nedir, ben bunu yaptım. Kırım’ı aldım, ilhak ettim. 2014’e göre şu an askeri olarak da daha güçlüyüm. Daha yeni, iki üç sene önce hipersonik füzeleri gösterdim neticede. Daha iki üç gün önce nükleer, askeri tatbikat yaptım diyor. Gösteriyor füzelerin hepsini sergiliyor. Dolayısıyla ben buna izin vermeyeceğim diye bunu zaten gösteriyor. Üç dört aydır Ukrayna sınırına yaptığı askeri yığınak vardı. Orada 100.000 asker diyorlardı, bence en az 500.000 asker vardı. O başka bir konu ama asker yığmasının asıl nedeni, Batı’yı masaya çekip Ukrayna’nın NATO üyeliğine engel olmak. Sadece NATO üyeliği değil diğer konular da var; stratejik vizeler, saldırı silahları ama orada asıl gaye NATO’nun genişlemesine engel olmaktı. Çekemedi masaya, engel olamadı. Batı tarafı Amerika, İngiltere özellikle tamamen görmezden geldiler. Yani onların çıkarlarına da o uyuyordu. Onu da suçlamıyorum. Yani suçlamıyorum dediğim bence yanlış bir politika ama onlar da çıkarlarını o şekilde görüyorlar. Rusya’yı rahatsız etme bağlamında. Güvenlik garantileri dedikçe Rusya üç dört aydır, Amerika, İngiltere özellikle tam tersi ne güvenlik garantisi, biz Ukrayna’ya silah göndermeye devam edeceğiz dediler. Silah göndermeye devam ettiler. Javelin’ler, Stinger’lar, başka başka füzeler… Dolayısıyla Rusya’nın davranış kodları belli. Masaya da oturtamamış. Rusya’nın harekâtını desteklediğimden değil ama belli. Burada bir anlamda Ukrayna, yem olarak veya kurban olarak bir anlamda sahaya sürüldü. Yani Batı özellikle Anglo-Saksonlar, bence çünkü Almanya, Fransa daha temkinli politika izlediler bu süreçte… O güvenlik garantileriyle ilgili taleplerini Rusya, Batı’dan masada alamadığı için, bizzat askeri gücünü sahada kullanarak… Rusya yanlısı artık bir yönetim amaçlanıyor tabii. Ona tarafsızlık denilecek ama hani Ukrayna’nın anayasasında yazan o NATO üyeliği hedefi çıkarılacak, AB üyeliği hedefi çıkarılacak. O anlamda tarafsızlığı kastediyorum. Dolayısıyla o tarafsızlık statüsünü Rusya, bizzat, kendi askeri gücüyle Ukrayna’nın üzerine giydirecek. Ukrayna’ya o statüyü kendisi verecek. NATO’dan ABD’den alamadığı o güvenlik garantilerini, kendisi bizzat sağlamış olacak diye düşünüyorum.

Donbass gerilimi olmasaydı da asıl sorun NATO olduğu için bunlar yaşanır mıydı? Yani bir şekilde NATO’ya yaklaşmamış olsaydı Ukrayna, savaş çıkar mıydı?

Şimdi bir defa her şeyden önce Rusya’nın, NATO’nun genişlemesiyle ilgili bir karın ağrısı var, bu eski Sovyet coğrafyasında. Ukrayna’da Donbass’la ilgili sorun ayrı. Tabii ki paralel ilişkili ama ayrı neticede. Bununla birlikte Ukrayna’nın NATO üyeliği, Gürcistan’ın NATO üyeliği… Eski Sovyet coğrafyasında yani kendisine yakın coğrafyalarda, artık çok da bir aday kalmadı. Moldova var, o tarafsız statüsünü koruyor. Azerbaycan denge politikasıyla götürüyor, NATO üyeliği hedefi yok. Bir de Ukrayna üzerinden Donbass’ı aşan, Ukrayna’yı aşan, ABD ve NATO’yla ilgili bir hesabı var. Bu hesabı da biraz önce dediğim güvenlik garantileriyle ilgili. Otuz yıldır hayata geçiremediği, soğuk savaşın bitişinden sonra, ortaya çıkan o Avrupa güvenlik mimarisinden Rusya’nın ciddi bir rahatsızlığı söz konusu. İşte 90’larda Rusya perişan haldeydi, kimse dikkate almıyordu. İşte 2000’lerin başında Baltık ülkeleri NATO üyesi oldu, bir şey yapamadı ama 2007’de Münih Güvenlik Konseyi’nde söyledi Putin ama Gürcistan’ı, Kırım’ı günümüze kadar geldi. Bu karın ağrısı, kalp çarpıntısı ne derseniz deyin buna Ruslar şunu düşünüyor. Benim kalbim çarpıntı yapıyor NATO yaklaştıkça. Siz bana tarhana iç geçer diyorsunuz. Anlatabiliyor muyum? Bunun Türkçesi tarhana geçirmiyor, tarhana içince geçmiyor. Bu soğuk algınlığı değil, kalp çarpıntısı. Jeopolitik, jeostratejik, askerî açıdan, teknik açıdan beni tehdit ediyorsunuz diyor. Dolayısıyla ben bu tehdidi elimine etmeye çalışırım bütün varımla yoğumla. Bu politikayı ben desteklemiyorum, o başka bir konu. Rusya’nın, Rusya’yı yöneten ekibin şu anki bakış açısı bu. Donbass’ta öyle bir sorun olmamış olsaydı bile, bence Ukrayna’nın NATO üyeliği, entegrasyon süreci her halükârda büyük bir çatışmaya yol açardı. Donbass’taki olay buna biraz daha bahane üretti Rusya açısından bakıldığında. Çünkü Rusya Donbass’ı tanıdıktan sonra Rus askeri zaten gidecek bölgeye. Resmi olarak da gidecek. Sekiz senedir zaten bölgede. Ukrayna yönetimi, gerçekçi olmak gerekirse tabii ki her ülkenin egemenlik hakkı var, ihlal edilmemesi lazım. Tamam da, katılıyorum ideal bir dünyada böyle ama bilmiyor muyuz yani İsrail daha iki üç sene önce Suriye’nin Golan tepelerini ilhak etmedi mi? Etti. Amerika yeri geliyor Irak’ı bombalamıyor mu? Bombaladı. Libya’sı olmadı mı? Oldu. Yani böyle ideal bir hayal dünyasında da yaşamıyoruz. Bir de realite var. Rusya’ya sınır komşususunuz siz, 2000 küsur km sınırınız var. Rusya’nın şöyle sınırı; 350 Estonya, 250 Letonya, 600, 200 de Norveç 800. 800 kilometre NATO’yla Rusya ortak sınırına 2000 kilometre daha ekleyip 2800’e çıkartıyorsunuz. Dolayısıyla hani realist açıdan baktığında NATO üyeliği gibi bir hedefe Rusya’nın zaten engel olacağı belli, bu kırmızı çizginin üzerinde duruyordu otuz senedir. Şimdi şimdi güçlendi, güçleniyor. Arka bahçesini toparlamaya başladı. Dolayısıyla bağırıyordu ya üç dört aydır, NATO’ya ABD’ye, gelin masaya oturalım. Avrupa güvenlik mimarisini yeniden inşa edelim. Yeniden müzakere edelim. Biz de müdahil olalım sürece. Çünkü 90’larda bu olduğunda biz çok zayıftık, perişan haldeydik diyor. İşte bas bas bağırıyordu. Sonuç vermeyince en son dediğim gibi nalına mıhına girdi. Donbass sorunuyla tabii ki ilişkili ama Donbass’ı aşan çok daha büyük bir mesele var.

DONBASS’LA İLİŞKİLİ AMA UKRAYNA’YI ÇOK AŞAN BİR HESABI VARDI RUSYA’NIN

Ukrayna’yı aşan çok daha büyük bir hesabı vardı Rusya’nın. Kendine göre, kendi çıkarlarını gözeteceği o Avrupa güvenlik mimarisinin yeniden inşa edileceği. Tabii ki NATO’nun genişleme sürecini de ilgilendiriyor. Azerbaycan diyelim ki NATO üyesi olayım dese, Rusya için o da çok ciddi bir stratejik sorun olur bence. Aynı şekilde şu an Gürcistan, çok daha fazla bu meseleyi düşünmesi, ince eleyip sık dokuması lazım yani. Şimdi Azerbaycan’ın başında Aliyev, seversiniz sevmezsiniz. Tek adam, müthiş bir otokratın teki ama NATO üyeliği gibi bir hedefi Azerbaycan’ın önüne koymadı. Niye? Şunu biliyor; Azerbaycan 10 milyon nüfusa sahip, Rusya devasa. Askeri olarak öyle. Buna Rusya ters bir cevap verir. Aliyev sonuçta Rus Dış İşlerine bağlı üniversiteden mezun. Yani Rusları daha iyi tanıyor. Özellikle şu dönemde Ukrayna yetkililerinin, Rusya güvenlik mantalitesini, mevcut Ukrayna yönetiminin yeterince hani derinden anladığı kanaatinde değilim. Bu tepkiyi verebileceği ön görülebilirdi ama dediğim gibi bugün verileceği konusunda ben yanıldım. Üç ay sonra, altı ay sonra her halükârda bu tepki, bu savaş orada çıkardı diye düşünüyorum yani, bir iki sene sonra olabilirdi. Burada ne yaptı Rusya? Ben bekledikçe diyor, çocuk büyüyor. Öyle bakıyor Ukrayna’ya, benim çocuğum diyor. Çocuk on yaşındayken, savunduğum için değil, döversin daha kolay üstesinden gelirsin ama çocuk artık üniversiteye gidiyor, çocuk artık iş buldu, çocuk artık NATO’yla evlilik yapacak yani. Nişan yapmış, evliliğe gidiyor bu diye bakıyor. Evliliğe gidip gitmemesi belirsiz de olsa, on sene sonra da olsa bakıyor ki NATO her halükârda Ukrayna’nın askeri alt yapısını kullanıyor. Çok zengin bir şekilde kullanıyor. Üslerini İngiltere’si Amerika’sı… Almanya yapmıyor bunu ama yapan ülkeler var. Dolayısıyla ben bunu 18 yaşında dize getirdim getirdim, 20 yaşında dize getirdim getirdim yoksa bu askere gider gelir. Benzetme yapıyorum ama biraz iç yüzü bu. 30 yaşında geldiğinde ben bunu hiç dövemem diyor yani. Ben de karışabilirim diyor. Askeri olarak da güçlenmesini, alt yapısının o anlamda NATO tarafından kullanılmasını hazmedemediği için, muhtemelen şöyle düşündü, ben dedi bunu dedi biraz daha beklersem, iki sene daha beklersem daha zor, benim için daha büyük bir yıkım olacak. Daha zor bir askerî harekât olacak. Şimdi gireyim dedi diye tahmin ediyorum.

ABD Başkanı Biden tepki olarak yaptırımları öne çıkardı. Beyaz Saray net bir ifade kullandı, Ukrayna’da işgal gerçekleşse bile Amerikan askeri oraya gitmeyecek şeklinde… Tepkileri nasıl okuyorsunuz? 

Zaten Amerika kendi askerini savaştırmaz Rusya’ya karşı. Savaştırırsa o zaman iş daha da büyür. İşte nükleer savaşa gider, kimse de bunu istemez. Neticede ikisi de büyük nükleer güçler. Batılı ülkeler kendi askerlerini savaştırmazlar. Ben bunu beklemiyorum ama ne yaparlar? Özellikle de işte kıta Avrupa’sı bunu istemez, savaşın büyümesini istemez bence. Büyüdükçe savaş, birçok Ukraynalı göçmen gelir. Rusya’yla zaten ekonomik ilişkileri var Avrupa Birliği ülkelerinin. Her ne kadar Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılsalar da, bence kıta Avrupa’sı bu savaşın en kısa zamanda dinmesini ister, sakinleşmesini ister. Ama Amerika, İngiltere neticede okyanus, ada ülkesi. Uzak, göçmen gidemez. Şimdi bu açıdan bakıldığında büyük ihtimal o ülkeler, Amerika’yla İngiltere ama sadece onlarla sınırlı kalmayacaktır tabii ki. Onlar Ukrayna’ya silah yardımını arttıracaklardır belki savaş uzarsa. Dolayısıyla Rusya’nın yıpranabildiği kadar yıpranmasını isteyecekler ama Rusya yıprandıkça daha hırçın hale gelecek, daha büyük yıkım olacak. Ukrayna daha da yıkılacak. Hem Rusya tarafında hem Ukrayna tarafında kayıplar daha fazla artacak. Bunun Rus kamuoyuna yansıması olur, Ukrayna’yla savaşma meselesinin. Zaten şu an Putin dile getirirken de hedef olarak Ukrayna ile savaşıyoruz demiyor. Buna Rus kamuoyu da tepki gösterir. Niye? Çünkü, Ukrayna’yı kendi kardeş toplumu olarak görüyor. Halklar, kardeş halklar bunlar. Bu anlamda Ukrayna’yla savaşmak zaten Putin için de böyle çok övünülecek bir şey değil. Dolayısıyla burada ne deniyor? Neonazi iktidar, NATO, bir anlamda diyor Kiev Knezliği, bizim doğum yerimiz orası. Memleketimiz diyor. 1000 yıl önce diyor biz oradan çıktık diyor…

YAPTIRIMLAR RUS EKONOMİSİNE BÜYÜK ZARAR VERECEK AMA KREMLİN’İN KARARI DEĞİŞMEZ

Ukrayna’daki idarecilerin yolsuzluklarından dahi söz ediyor…

Askeri harekâtı Rus kamuoyunda daha meşru hale getirmek için, destek alabilmek için bunları söylüyor tabii ama şu da var mı var? Neticede Ukrayna’da Neonazi gruplar, radikal milliyetçiler artış gösterdi mi? Bunlar artış gösterdi. Zelenski Neonazi midir? Bence değil ama bunu kullanabileceği anlamda…Hani Ukrayna’da radikal sağ mesela güçlü mü? Güçlü. Güçleniyor mu her geçen gün? Güçleniyor. Zaten Rusya’nın şu an yaptığı askeri harekât aşırı sağı daha da güçlendirecek. Çünkü onlar ne diyecek? Bakın biz size diyorduk sekiz senedir. En azından yani Donbass, 2014’ten sonra, Kırım’ın ilhakından sonra bizim dediklerimiz doğrulandı diyecek onlar. Rusya’nın yani yanılabilirim ama tahminim, onları da dize getirecek şekilde bu askeri harekâtı yürütmesi gerekecek. Dolayısıyla Donbass’la sınırlı kalacağını düşünmüyorum. Her halükârda orada bir iktidar değişimini, son raddeye kadar zorlayacaktır kanaatindeyim. Yaptırımlar ne olur? Yaptırımlar Rus ekonomisine zarar verecek. Çok büyük zararlar verecek. Şimdiden vermeye başladı ama Kremlin’in kararını değiştirmez.

Bunu göze almış bir Rusya var.

Bu zaten en son seçenekti, öne getirdiyseniz göze almışınızdır. Kendi göbeğimi kendim keseceğim diyor. Kendi kesecek. Dolayısıyla o yaptırımlar Rus ekonomisine zarar verir mi, verir. İnsanlarda rahatsızlık oluşturur mu oluşturur. Kayıplar arttıkça bu rahatsızlık büyür mü Rus kamuoyunda? Büyür. Dolayısıyla mümkün olduğunca orada ilk etapta Ukrayna askerini psikolojik olarak nakavt etmeye çalışacak. Askeri bir kere ne kadar önce teslim alırsam, direniş o kadar zayıflar, sivil vatandaş o kadar direniş gösteremez. Yani mantık öyle diyor. Dolayısıyla biz askeri hedefleri vuruyoruz, şehirleri bombalamıyoruz diyor. Bu anlamda hani şu anki strateji bence öyle gidiyor. Mümkün olduğunca psikolojik nakavt. Ukrayna ordusunu mümkün olduğunca hızlı bir şekilde nakavt etmek. Başarır mı başaramaz mı göreceğiz. Çok büyük bir risk aldığını düşünüyorum ama kendi açılarından da bunu böyle yapmaktan başka çaremiz yoktu diyorlar.

ERDOĞAN’IN NE DEDİĞİNDEN ÇOK SAHADA HANGİ TAVRI TAKINACAĞI ÖNEMLİ

Türkiye tavrını Ukrayna’dan, dolayısıyla Batı’dan yana koydu. Fakat Türkiye-Rusya ilişkileri denilince S-400’lerden 15 Temmuz’a kadar pek çok soru işareti var. Ukrayna savaşıyla nasıl bir hat oluşacak Ankara-Moskova arasında?

Bence net tarafını belli etti Erdoğan orada. Açıklamalarıyla o belli ama sahada atacağı somut adımlara da bakmak lazım. Yani şimdi mesela boğazları kapatacak mı kapatmayacak mı bilmiyorum.

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Boğazlar’ın kapatılmasını talep etti…

Erdoğan zaten en baştan beri taraftı Ukrayna Rusya geriliminde, Ukrayna ve İngiltere tarafında. Yani silah göndermeye devam ediyor. SİHA anlaşmasını daha yeni yaptı. Savaş gemisini daha yeni üretti. Aslında bunlar da egemen iki ülkenin kararı, bir itirazım yok baktığınızda. Yani ülkeler karar aldı ama netice itibarıyla Türkiye’nin çıkarlarını düşündüğünüzde, bu savaşı başlatan unsur SİHA’lar Rusların açısından baktığınızda. Yani bence burada Türkiye en başından beri, hatta iki üç seneden beri Ukrayna tarafında yer aldığını zaten gösteriyor. Ukrayna tarafında yer almanın da ötesinde, Almanya gibi bir tavır da sergilemedi. İngiltere gibi Ukrayna’yı askeri kapasitesi açısından güçlendirmeye çalıştı. Somut adımlar attı. Ne yaptı? SİHA gönderdi, SİHA sattı. SİHA ortak fabrikası, Bayraktar… Kurmaya çalıştılar. Motor aldı. Savunma sanayiini sanki böyle kelepir fiyata da almak istiyor, fayda görmek istiyor. Ortak savaş gemisi üretelim. Savaş gemisi üretiyor Türkiye şu an Ukrayna’ya. Dolayısıyla Ukrayna’nın, NATO’yla entegrasyon sürecinde askeri alt yapısının gücünde Türkiye öncü rol oynayan ülkelerden biri. Ta baştan beri taraf. Kırım’ın ilhakını zaten istemediği gibi Kırım’ın ilhakı meselesini uluslararası kamuoyunun gündemine Ukrayna’dan daha fazla gündeme getirdi, getiriyor. Kırım Platformu’nun kurulmasıyla özellikle geçen seneki toplantıyla… Şimdi Rusya, bu aşamadan sonra Erdoğan’ın atacağı daha somut adımlara bakacaktır. Erdoğan tarafını seçmiş zaten, onu söylüyor. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunmada biz destek veriyoruz. Bu açıklama haddizatında Rusya’ya karşı Ukrayna’ya destek verebiliriz de demek. Ben öyle okurum. Rusya bunu böyle okur, öyle söyleyeyim. Şimdi, egemen kararlarıdır ona da bir şey demiyorum. Türkiye ve Ukrayna, iki ülke istediği stratejik ilişkileri, askeri ilişkileri geliştirebilir. Geliştirebilir de, bir de realite var tabii. Hep aynı yere geliyor. Bu Rusya. Rusya’yla çok girift ilişkilere sahipsin. Yani bu sadece ikili ilişkiler değil. Ticaret, ekonomi, enerji falan değil, bölgesel alanda birçok riskli, kırılgan iş birliklerine sahipsin. Suriye’si, Karabağ’ı, Karadeniz’i, Ukrayna’sı… Türkiye’nin hani Ukrayna’ya verdiği ve vereceği destek, astarı yüzünden pahalıya patlayabilir Erdoğan rejimi için bence. Bu anlamda bence dikkatli götürmesi lazım, dengeli götürmesi lazım.

TÜRKİYE ALMANYA’YI TAKİP EDEBİLİR, DENGELİ OLMALI, SÜKÛNET TELKİN ETMELİ

Bence tarafsız kalmalı. NATO üyesi ama bir Almanya’yı takip edebilir. Yaptırımlara mesela dahil olacak mı olmayacak mı ciddi bir ikilem Türkiye açısından baktığınızda. Rusya’ya yönelik yaptırımlara dahil olacak mı? Olsa bir dert, olmasa bir dert. Olduğu zaman Rusya hemen misilleme yapacak neticede. Turist göndermez. Yedi milyon Rus turist geliyor. Yedi milyon Rus turist dünyanın başka hiçbir ülkesine gitmiyor ki yılda, yani anlatabiliyor muyum? Türkiye muhtaç, buğdayını Rusya’dan alıyor netice itibarıyla. Enerjisi, doğalgazı aynı şekilde. Doğalgazı ben Rusların keseceğini düşünmüyorum ama yeni anlaşmalarda hâlâ bir marj var. Türk Akımı’nda boş miktarlar var. Onlara yüksek fiyat çekebilir. Türkiye ekonomisi zaten kötü. Demek istediğim bunları hesaba kattığınızda, Rusya’dan bir misilleme gelecek. Zor. Erdoğan Boğazlar’ı kapatayım dese… Desteklediğim için demiyorum yine ama Rusya tarafı bunu kendisine savaş ilanı olarak kabul edecektir. Bence öyle kabul eder bunu. Türkiye’yle savaşmıyor neticede Rusya. Tamam böyle bir egemen kararı var Türkiye hükûmetinin. Savaş olduğu zaman Karadeniz’de Boğazlar’ı kendisi kontrol edebilir. Giriş çıkışlara izin vermeyebilir, kendisine bir tehdit hissettiğinde. Tamam da burada öyle bir durum yok. Rusya’yla Ukrayna arasında bir mesele bu aslında. Dolayısıyla bunun yansımaları olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin aldığı pozisyon açısından, Erdoğan’ın aldığı pozisyon açısından ama tabii biraz somut adımlara bakmak lazım. Mesela SİHA’lara sahada benim bildiğim hep Ukrayna tarafında eğitmenler olarak Türk askeri danışmanlar bulunuyor. Şimdi mesela Ukrayna’daki bazı üslerde Türk askeri var mı yok mu? Bir soru işareti. Varsa Ruslar onu bombalıyor. Belki esir düşen Türk askeri bile olacak. Bilmiyorum yani. Olur olmaz o başka bir konu ama teorik olarak, varsayımsal olarak bu da olabilir. Demek istediğim, bu çok tehlikeli bir pozisyon. Öbür türlü Rusya’ya karşı bir tavır sergilese, Batı’ya karşı bir tavır sergilese, onu da yapamaz. Sıkıntı. Batı ile ilişkilerini düzeltmeye çalışıyor. Yatırım çekmeye çalışıyor işte Orta Doğu’da bir şekilde ilişkilerini normalleştirmeye çalışıyor Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail… Türkiye açısından baktığınızda çok zor bir pozisyon. Çok dengeli gitmesi lazım. Aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık modunda. Bence taraflara telkinde bulunmalı. Bir an önce sükûnet, böyle ortadan konuşmalı, acele etmemeli. Kimseyi karşısına almadan, sükûnet telkin edici bir pozisyon almalı. Bunu yapar mı? Bence Erdoğan bunu yapmaz o da ayrı bir konu. Bunu yapacağı düşüncesinde değilim.

SAVAŞ NE RUSYA’NIN NE DE AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ÇIKARINA, SADECE İNGİLTERE’NİN YARARINA

İngiltere kışkırtıcı açıklamalarda bulunuyordu. Son olarak da yaptırımlara vurgu yaptı. Rusya’nın büyük kartı oynamasından sonra daha sakin söylemlerde bulunur mu Johnson?

İngiltere bu sürecin en başından beri kışkırtan bir tutum izledi. Silah da gönderdi. Rusya’ya Ukrayna’ya gir gir, gel gel dedi. Çünkü Rusya için tehlikeli bir saldırı bu. Rusya için, Ukrayna için, Avrupa Birliği için… Neresinden bakarsanız bakın ne Rusya’nın ne Ukrayna’nın ne Türkiye’nin ne de Avrupa Birliği’nin işine gelir. Bence ABD yönetimi de daha ziyade Asya’ya odaklanmak istediği için, Çin’le uğraşmak istiyor ama burada Rusya’yı yorabilecek İngiltere varsa ki stratejik müttefiki… İngiltere orada bayraktarlığını yaptı bu meselesinin. Şu anki savaşı körükleme misyonunu İngiltere yüklendi kanaatindeyim. Şu ana kadar üç dört aydır sakinleştirici, sükûnet telkin edici bir açıklaması dahi olmadı. Tam tersine meseleyi kışkırttı. Rusya’yı haklı gördüğüm anlamında söylemiyorum. Ben Rusya’nın çıkarları açısından olumlu bulmadığımı söylüyorum zaten, tekrar ediyorum. Dolayısıyla bu savaştan en fazla yararlanabilecek ülke İngiltere’ydi. Bunu ispat edebilecek durumum yok, belgem yok, sahada ne yaptılar ne ettiler bilemem ama sahada özel kuvvetleri vardı… Sükûnet telkin edici hiçbir açıklaması olmadı. Tam tersine Rusya’yı savaşa sürükleyici, Ukrayna’yı da yem olarak, yani bağışlasınlar beni Ukraynalılar ama tam bir kurban olarak Rusya’nın karşısına dikti. Rusya’nın zaten sabrının taşacağı belli. Hani ayıyı, hakaret anlamında söylemiyorum, ulusal sembolleri… Ayıyı duvara itekliyor itekliyor, kışkırtıyor. O da en sonunda pençeleriyle saldırmaya başladı bu kadar basit yani. Neticede olan bu.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram