İç savaş KHK’sı: SADAT ve AKP’nin silahlı milislerine yasal güvence

KRONOS 24 Aralık 2017 GÜNDEM

OHAL kapsamında çıkarılan 695 ve 696 sayılı iki yeni Kanun Hükmünde Kararnamenin 121. maddesinde yer alan, “Darbe girişimi vb. olayların bastırılmasında yer alan sivillerin hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu olmayacak” maddesi büyük tartışmalara sebep oldu.

Son KHK’yle getirilen düzenlemeyi Artı Gerçek‘e değerlendiren CHP’nin hukukçu milletvekili Sezgin Tanrıkulu, ‘suçun suç olmaktan çıkarılamayacağını’ belirterek, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğunu söyledi. Böyle bir düzenlemenin yasayla yetkilendirilmiş güvenlik güçleri dışındaki paramiliter örgütlenmelere güvence sağlayabileceği tehlikesine dikkat çeken Tanrıkulu, örneğin Gezi gibi bir sürecin yeniden yaşanması durumunda da bu düzenlemeden güç alan kesimlerin harekete geçebileceğini dile getirdi.

BU KHK ANAYASAYA AYKIRI

15 Temmuz darbe girişimi sırasında toplumun bütün kesimlerinin ve siyasi partilerin darbeye karşı çıktığını ve bu girişimi boşa çıkardığını söyleyen Sezgin Tanrıkulu, “Kanun Hükmünde Kararname ile bir suç suç olmaktan çıkarılamaz. Resmi görevli olanların dışında bir ceza muafiyeti sağlamak, darbe girişiminin bastırılmasıyla ilgisi olmayan, gerçekleşmiş suçların da bir cezasızlıkla sonuçlanması sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla bu Kanun Hükmünde Kararname ceza hukukuna aykırı olduğu gibi Anayasaya aykırıdır” dedi.

‘SADAT GİBİ UNSURLARA GÜVENCE VERİLEBİLİR’

Bu düzenlemeyle yasayla yetkilendirilmiş güvenlik güçleri dışında SADAT gibi, Osmanlı Ocakları gibi, Halk Özel Harekat gibi bildiğimiz ve ya bizim bilmediğimiz örgütlenmiş kimi diğer unsurlara da bundan sonraki vakalar bakımından güvence verilebilmesinin yolu açılmıştır. Örneğin Gezi gibi bir olay olduğu zaman ‘gidin bastırın’ diyebilir ve arkasından böyle bir yasa gelir” şeklinde konuştu.

PALALI, SATIRLI KHK’SI

Daha önceki örnekleri hatırlatarak, Anayasa Mahkemesi’nin bu tür bir KHK’yi incelemekten kaçındığını belirten Tanrıkulu, “Darde girişimi sırasında sivillerin eylemi nedeniyle bir vesileyle mağduriyet yaşamış olanlar ve yaşayanlar bakımından bir iç hukuk yolu kalmamıştır. Doğrudan doğruya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yolu da açılmıştır” dedi.

https://twitter.com/Alatifsener/status/945031513711828993

PARAMİLİTER GÜÇLERE DOKUNULMAZLIK

Bugün Resmi Gazete’de yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 121’inci maddesi ile ilgili olarak siyasetçiler ve hukukçular BBC Türkçe‘ye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “‘Terörle mücadele ediyorum’ diyecek herkesin başkalarını boğazlamasının önünü açtılar” derken, CHP İstanbul milletvekili Barış Yarkadaş “AKP son KHK ile paramiliter güçlere ‘dokunulmazlık’ verdi. Toplumsal muhalefeti kontr-gerilla yöntemleriyle sindirmek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

HDP Diyarbakır milletvekili Ziya Pir ise “Paramiliter yapılar meşrulaştırılıyor” diye yazdı.

Bu maddede, “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın, 15 Temmuz darbe girişimi ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişilerin” hiçbir hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğunun olmayacağı belirtiliyor.

Bu da, 8 Kasım 2016 tarihli, 6755 sayılı kanuna ek getirilerek yapılıyor.

Bu kanunun 37. maddesinde, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılmasında yer alan resmi görevliler hakkında hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk doğmayacağı belirtiliyordu.

696 sayılı KHK’nin yukarıda sözü edilen 121’inci maddesinin ne anlama geldiğini hukukçulara sorduk.

Altıparmak: Linç eylemlerini meşrulaştırma riski taşıyor

Ankara Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak, bu maddenin, 15 Temmuz gecesi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde gerçekleşen linç olayları ya da başka olayları kapsadığını, ancak “diğer terör olayları” kavramının “son derece tehlikeli olduğunu” ve “sivil linç eylemini tamamen ceza hukuku kapsamından çıkarmak ve meşru kılmak riski taşıdığını” söylüyor.

Altıparmak, “Normalde bir kişi bir kişiyi öldürdüğünde, bu öldürme suçuna öngörülen ceza kanunu hükümlerine tabi. Bu kişinin hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanıp yararlanmayacağı da öyle. Ne demek istiyorum bundan, meşru savunma… Siz kendinizi savunmak için bir kişiyi öldürüyorsanız ve sizin kendinizi savunmanız saldırıyla orantılıysa, ceza alamazsınız. Ama şimdi burada şöyle bir durum var: ‘Terör eylemine karışmıştır, ben ona saldırdım, öldürdüm.’ Bakın burada meşru müdafaa ya da başka herhangi bir hukuka uygunluk sebebinden bahsetmiyoruz, kişinin oradaki algısından bahsediyoruz. Siz eğer bu şekilde hareket ettiğinizi gösterebilirseniz, hata bile etmiş olsanız, artık ceza almayacaksınız demektir bu” diyor.

İlkiz: Olağanüstü hâl ilanı gerekçesine aykırı

Avukat Fikret İlkiz ise zaten 8 Kasım 2016 tarihli, 6755 sayılı kanunun 37. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa’nın 15’inci maddesine ve OHAL ilan etme gerekçesine aykırı olduğunu, şimdi resmi olmayan kişiler için de cezasızlık getirilmesinin aynı şekilde olağanüstü hâl kavramına aykırı olduğunu söylüyor.

“Bu şekilde getirilen bir cezasızlık, OHAL’deki KHK ile kabul edilemez, çünkü sonuç olarak, daha sonradan geriye dönük bu şekilde bir düzenleme yapılamaz” diyor.

Altıparmak da bu maddenin eğer KHK ile düzenlenmemiş olsaydı, Anayasa’ya ve insan hakları sözleşmelerine aykırı olacağını söylüyor, ama Anayasa Mahkemesi’nin KHK’lerin denetlenemeyeceğine ilişkin kararını hatırlatıyor.

OHAL’in kalkması durumunda bu kişiler hakkında yargı yolunun açılıp açılamayacağı konusunda ise Altıparmak, olağanüstü hâl döneminde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler’e, OHAL kalktığı halde ne olacağınının hâlâ bilinmediğini söylüyor:

“Olağanüstü hâl kalktıktan sonra KHK’ler kanunlaşırsa, hâlâ daha yürürlükte olduğu için yargılanan, soruşturulan kişiler diyecekler ki, böyle bir hüküm var. Ama o zaman diyebileceksiniz ki ‘Bu Anayasa’ya aykırı’ ya da en azından kanunlaştığı anda, Meclis’teki partiler, ana muhalefet partisi ya da 110 milletvekili, bunun Anayasa’ya aykırılığı ve üstüne üstlük yürürlüğün durdurulması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilirler.”

Altıparmak, şu an KHK’lerin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülemeyeceği için de mağdurlara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne doğrudan başvuru yolunun açılması gerektiğini söylüyor.

12 Eylül benzetmesi

Avukat İlkiz ise bu maddenin, Kenan Evren cumhurbaşkanı seçilirken askeri yönetim üyelerinin ömür boyu yargılanmasını engelleyen geçici 15. maddeye benzerliğine dikkat çekiyor.

İlkiz şöyle konuşuyor:

“12 Eylül’de 1982 Anayasası kabul edildiği zaman, 12 Eylül rejimi ile ilgili olmak üzere geçici madde konmuştu Anayasa’ya, 15’inci maddeyle. 12 Eylül rejiminin Milli Güvenlik Konseyi için bir cezasızlık öneriliyordu. Bu eylemler nedeniyle haklarında hukuki, idari, cezai işlem yapılamaz” şeklinde kabul edilmişti. Şimdi bu, biraz da bunun tekrarı niteliğinde. 1980 sonrası ve 1982 Anayasası’nın kabulünden sonra, bir kanun bile yapıldı ve o kanunda da Milli Güvenlik Konseyi, ondan sonra oluşan Bakanlar Kurulu hakkında, aynı şekilde ‘hukuki, mali, idari, cezai sorumluluk olmaz’ deniyordu. Ancak 30-40 yıl sonra bunlar kaldırılabildi. Bunun benzeri de aynı şekilde getirilmiş oluyor.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram
WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com