Nicolás Muller’den hümanist fotoğraflar

Hümanist fotoğrafçılığın önde gelen isimlerinden Macar asıllı Nicolás Muller'in (1913-2000), "The Commited Gaze" başlıklı sergisinde çoğu daha önce yayımlanmamış 126 fotoğraf yer alıyor.

MEHMET ARDA DURU 27 Haziran 2022 FOTOĞRAF

Hümanist fotoğrafçılığın önde gelen isimlerinden Macar asıllı Nicolás Muller’in (1913-2000), Robert Capa Çağdaş Fotoğraf Merkezi’nde “The Commited Gaze” başlıklı sergisi açıldı.

Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi‘nin aktardığına göre; hayatının çoğunu İspanya’da geçiren ve aynı zamanda Macar toplumsal-belgesel fotoğrafçılığın önde gelen isimlerinden biri olan sanatçı, İspanya’da savaş sonrası fotoğrafçılığın en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Nicolás Muller, ©Ana Muller Koleksiyonu

ÇOĞU YAYINLANMAMIŞ 126 FOTOĞRAF

Macaristan doğumlu ünlü savaş fotoğrafçısı adına açılan Capa Center’da 4 Eylül’e kadar açık kalacak sergi, ömür boyu sürecek bir yolculuğun manzaralarını ve Muller’ın yaşadığı ülkelerin izini sürüyor. Sergi, 1930 ila 1967 arasında çekilmiş, çoğu yayınlanmamış 126 fotoğraftan oluşuyor.

HAYATININ ÇOĞUNU SÜRGÜNDE GEÇİRDİ

Muller; André Kertész, László Moholy-Nagy, Martin Munkácsi, Francisco Aszmann, Eva Besnyö, Brassaï, Lucien Hervé, Mari Mahr veya Robert Capa gibi dünya çapında tanınan Macar fotoğrafçılarından biri ve hayatının çoğunu sürgünde geçirdi.

KAMERA İLE DÜNYAYI KEŞİF

Yahudi doğumlu Nicolás Muller, II. Dünya Savaşı’ndan önceki yılları anavatanı Macaristan’da yaşadı. İlk kamerasını on üç yaşında aldı ve hemen dünyayı keşfetmeye başladı. Fotoğrafa olan bu tutkusunu, hukuk ve siyaset okurken sürdürdü. Üniversitede geçirdiği dört yıl boyunca, ister yürüyerek, ister trenle, ister bisikletle Macaristan ovalarını ve köylerini keşfetti, çocukları, kırsal yaşamı ve Tisza nehri üzerindeki bentleri inşa eden işçileri fotoğraflardı.

Dönemin birçok Macar fotoğrafçısı gibi, 1930’larda Muller’in çalışmaları hümanist ve belgesel bir yaklaşımla tanımlandı.

NAZİ BARBARLAĞINI YAŞADI

Muller, Avrupa’yı yaralayan bir döneme tanık oldu: Nazizmin vahşetinin en başında dehşetiyle karşı karşıya kaldı ve özgür bir toplum arayışında, Nazi barbarlığının etkisi altındaki birçok ülkeyi ziyaret etti. Avusturya, İtalya ve Fransa ya da Portekiz ve İspanya gibi iç çatışmaların kurbanı olan ve otoriterlikten muzdarip ülkelerde yaşadı. En son 1947’de Madrid’e yerleşti.

ÜNLÜ FOTOĞRAFÇILAR KUŞAĞINDAN

Muller Paris’e kaçtıktan sonra şehri ve sokaklardaki hayatı fotoğrafladı. Etrafı, tanıştığı André Kertész, Brassaï, Robert Capa ve hatta Picasso gibi insanlarla çevriliydi. Burada Regards ve Paris Match gibi dergilere yaptığı işlerle kendini daha da geliştirdi. Sosyal ve politik bağlamlar değiştikçe, Marsilya ve Porto limanlarındaki tarım işçilerini ve liman işçilerini, ardından Tangiers’deki çocukları ve sokak satıcılarını; kırsaldaki yaşamı fotoğrafladı. Daha sonra Madrid’in önde gelen kültürel ve sosyal şahsiyetlerini kadrajına aldı.

KIZI GÜN YÜZÜNE ÇIKARDI

2015 yılında, Muller’in Madrid’deki stüdyosu tamamen kapandığında, kendisi de bir fotoğrafçı olan kızı Ana Muller, 3 bin negatif içeren uzun zamandır unutulmuş bir kutuyla karşılaştı. Fotoğrafların olağanüstü kalitesini görünce, yayınlanmamış fotoğraflardan bazılarını ilgilenen izleyicilere tanıtmaya karar verdi. Aynı zamanda Autono Bölge Arşivi tarafından saklanan yayınlanmamış bazı çalışmalarını da halka açma fırsatını yakaladı.