Merkez Bankası’nda 140 milyar dolar hazırlığı

Faizin ineceğini bilenler dövizi kapıda bekletti, kur 18’i geçince birazını bozdurdu ve BİST’e, gayrimenkule ve şirket satın almaktan sıfırdan yatırıma kadar fırsatların peşine düştü. Hem faiz indirildi hem de karardan haberdar olanların iki günde 100 milyonlarca lira kazanması sağlandı. Servet transferi devam ediyor… Erdoğan'ın ekonomi oyununda ilginç hamleler...

TURHAN BOZKURT 19 Ağustos 2022 HABER ANALİZ

Merkez Bankası’nın “politika faizi” diye bilinen haftalık repo faizini yüzde 14’ten yüzde 13’e indirmesinin iktisat bilimi ile uzaktan yakından alakası yok. Herkesi şoke eden 18 Ağustos 2022 tarihli kararın perde arkasına geçmeden evvel meselenin özüne dair bir iki tespitte bulunacağım.

1 Temmuz 2018 tarihinde daha evvelki fiilî durumdan resmîyete kavuşan “tek adam” rejiminde bütün kurumlar; hatta bağımsız olması icap eden mahkemeler Saray’a bağlanırken, Merkez Bankası’nın Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) çizdiği güzergâhta başına buyruk bırakılması mümkün müydü? Elbette mümkün değildi.

Ne de olsa Türkiye bir aile şirketi gibi idare olunacaktı. Buna mani olan bürokratlara da kurumsal duruşa da yeni rejimde yer yoktu.

MERKEZ BANKASI’NIN BAŞINDA KİM OLSA SONUÇ DEĞİŞMEZ

TCMB’den Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) kadar bütün ekonomi kurumlarında liyakatin yerini sadakatin aldığını bile bile kararlarda hâlâ makuliyet arayanlar demokrasi bezirgânından farksız.

İlk sarı inek verilirken; kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti ve ifade hürriyeti ayaklar altına alınırken ıslık çalanların bugün arada bir çırpınması neticeyi değiştirmeyecek. Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayı olmaksızın Çemişgezek mal müdürünün bile değiştirilemediği, bir metrekare kupon arazinin bile satılamadığı bir idare sisteminde TCMB’de başkanlık koltuğunda nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz bile otursa irrasyonel kararlar silsilesi devam ederdi.

Stiglitz gibi liyakatli bir iktisatçı da olsanız Erdoğan’ın önceliklerine ve talimatına göre karar vermediğinizde kendinizi kapının önünde bulursunuz.


 

Nitekim Erdoğan’ın partili cumhurbaşkanı unvanı ile ilk icraatından biri Merkez Bankası’nın başkan ve başkan yardımcılarının seçilme, görev süreleri ve görevden alma kriterlerini değiştirmek oldu.

İlk başkanlık kabinesinde 10 Kasım 2021 tarihine kadar Hazine Bakanlığı koltuğunda damadı Berat Albayrak’ı oturtan Erdoğan son 4 yılda iki kur şokuna rağmen karşılıksız para basarak, enflasyonun çok altında bir faizle kredi dağıtarak, ekonomiyi düzlüğe çıkaracağını zannediyor.

ERKEN SEÇİM HAZIRLIKLARININ BİR PARÇASI

Murat Uysal’ın performanısını beğenmeyince Merkez Bankası Başkanlığı’na tayin ettiği eski bakan Naci Ağbal’ı faizi artırdığı için 5 ay bile dolmadan azlederken de Albayrak ailesine ait Yeni Şafak gazetesinde yüksek faiz aleyhine makaleler yayımlayan Şahap Kavcıoğlu’nu Merkez Bankası’nın başına getirirken de Erdoğan, “Faiz inecek, ötesi teferruat!” diyordu.

Şahap Kavcıoğlu leb demeden leblebiyi anlayacak bir kıvraklıkta. Erdoğan’ın yeniden seçilebilmesi için reeskont kredilerinden faiz kararlarına kadar her hamle ile dalgaların ortasında hükûmetin can simidi oldu.

Son faiz indirimi de kasım ayında ya da 14 Mayıs 2023’te kurulacak seçim sandığından Erdoğan’ın zaferle çıkabilmesi için atılan adımların bir parçası.

Erdoğan döviz açığını kapatmak için kanlı bıçaklı olduğu Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile barıştı, Suriye ile de masaya oturmak üzere.

RUSYA 15 MİLYAR DOLAR GÖNDERDİ

5 Ağustos’ta Rusya’nın Soçi şehrinde bir araya geldiği Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Erdoğan arasında varılan mutabakata göre; Akkuyu Nükleer Santrali’nin lisansını elinde bulunduran Rosatom 15 milyar dolarlık kaynağı olabildiğince hızlı bir şekilde Türkiye’ye transfer edecekti.

O para gelmeye başladı. Merkez Bankası brüt döviz rezervi iki haftada 15 milyar dolar artarak 113 milyar dolara yükseldi. 2021 yılı ağustos ayından bu yana en yüksek artış. Swap hariç net rezervler de 2,2 milyar dolar arttı.

Aynı dönemde kur korumalı mevduat (KKM) 1,2 trilyon Türk Lirası’na yükseldi. Bankalar bu sayede yüzde 17 faiz mukabilinde topladıkları parayı yüzde 20 ile yüzde 40 arasında değişen oranlarda şahıs ve şirketlere kredi olarak satıyor.

Rusya, Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ambargo kararlarını Türkiye üzerinden delme fırsatını tepe tepe kullanıyor. Rus oligarklar Ziraat Bankası’nda hesap açıyor. Rus zenginler son 5 ayda 20 bine yakın konut satın aldı.

İlk 6 ayda konut satışından 4,1 milyar dolar kazanç elde edildi.

“Varlık Barışı” diye bilinen ve sadece yüzde 1 vergi ödenmesi hâlinde kaynağı sorgulanmayan paraların Türkiye’ye getirilmesine imkân veren kanun 31 Mart 2023 tarihine kadar uzatıldı.

2022 yılının ilk 6 ayında bavulla 17,5 milyar dolar geldi. Yıl sonuna kadar gelen para 30 milyar doları geçecek.

SIRADA KÖRFEZ’İN PETRO-DOLARLARI VAR

BAE ile 5 milyar dolarlık swap (dolar-TL) mekanizması 2021 yılı aralık ayından beri tıkır tıkır işliyor. Sıra Suudi Arabistan’ın göndereceği dolarlara geldi.

20 milyar dolarlık bir yatırım için Suudiler ikna edildi. Paranın bir kısmı BAE, Katar, Çin, Rusya ve Güney Kore ile tesis edilen swap mekanizmasına paralel millî para birimleri ile dış ticaret ödemesi yapılması şeklinde gelecek.

Bir kısmı Londra üzerinden Borsa İstanbul’da (BİST) hisse senedi satın alarak Türkiye’ye aktarılacaktı ki bir haftadır bunu teyit eden rekorlar kırılıyor BİST’te. Banka hisseleri tavan yaptı.


 

Bankacılık endeksi son bir ayda yüzde 50 değer kazandı. Sadece bir haftada yabancıların BİST’te net 270 milyon dolarlık hisse alması ile TCMB’nin 100 baz puanlık faiz indirimi arasında bir irtibat olabilir.

Belli ki faiz indirilecek ve dışarıdan gelen yüksek meblağlı dövizler yüksek kurdan bozdurulacaktı. 1 milyar doları faiz indiriminden evvel getirmek ile dün ya da bugün getirmek arasında ortalama 240 milyon TL fark var.

Faizin ineceğini bilenler dövizi kapıda bekletti, kur 18’i geçince birazını bozdurdu ve BİST’e, gayrimenkule ve şirket satın almaktan sıfırdan yatırıma kadar fırsatların peşine düştü.

Hem faiz indirildi hem de karardan haberdar olanların iki günde 100 milyonlarca lira kazanması sağlandı. Servet transferi devam ediyor…

BRÜT REZERVLERDE ARTIŞ DEVAM EDECEK

Merkez Bankası’nın brüt rezervlerinin kısa sürede 140 milyar dolara kadar yükselebileceği belirtiliyor. Ankara’da seçim öncesinde döviz kasasını doldurulacak.

Akkuyu parası, Körfez’den gelecek 20 milyar dolar ve Varlık Barışı ile aklanacak milyarlarca dolar alt alta toplandığında 140 milyar dolara ulaşılabilir mi? Son birkaç aylık hamlelere bakılırsa bu hedefe ulaşmak çok da zor değil.

Türkiye’nin ödeme sistemi Troy kartı ile Rusya’nın Mir kartının eşleştirileceği konuşuluyor ki Türkiye’den Rusya’ya giden işadamları için TL harcama imkânına kavuşacaktır. Demek ki Ruble ile doğalgaz ödemesinde bir adım ileri gidilecek.

Erdoğan’ın 17 Eylül’de Özbekistan’ın başşehri Taşken’te Şangay İşbirliği Teşkilatı üyesi (Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan) ülkelerin liderleri ile bir araya geleceği dikkate alındığında Türkiye’nin Şangay’a üyeliği bile sürpriz olmaz.

Şangay olmasa da Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika tarafından kurulan BRICS ekonomi kulübüne üyelik için prensipte mutabakata varıldığı iddia ediliyor.

Batıdan umduğu ekonomik desteği bulamayan Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın açtığı tahliye koridorunda son sürat doğuya ilerliyor. Para veren her ülke ile el sıkışıyor.

PİYASALAR DİZ ÇÖKTÜ, HİBRİT KUR REJİMİ

Faiz indirimine rağmen dolar/TL kurunda sınırlı yükselişe mukabil BİST’in tarihin en yüksek seviyesi olan 3 bin puanı geçmesi de gösteriyor ki otoriterlik piyasaya da diz çöktürdü. İsmi konulmamış sermaye kontrollerine dair kimse tek kelam etmiyor, edemiyor.

Kâğıt üzerinde serbest kur rejimi, artık yarı kontrollü yarı serbest. Hibrit bir kur rejimi ile yola devam ediliyor.

Seçime kadar herkes bedavaya yakın paralarla borçlandırılacak. Dolaylı ve doğrudan para basma faaliyeti devam edecek.

Artan borçlar ile seçimin akabinde 84 milyon yüzleşecek. Başkanlık koltuğunda Erdoğan da otursa başka bir isim de otursa Türkiye’yi şiddetli bir kriz bekliyor.

Emeklilikte yaşa takılanlar meselesi ve belediyelerde taşeron şirketlerin bünyesinde istihdam edilen işçilerin kadro verilmesi gibi başlıklarda torba kanunlar peş peşe Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilecek.

Tıpkı 3.600 ek gösterge ve Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) borçlularında enflasyon farklarının silinmesi örnekleri çoğaltılacak. Ezcümle Erdoğan oy deposu olarak gördüğü ne varsa taleplere cevap verecek adımlar atarak kararsız seçmeni ikna etmeye çalışacak.

KUR KONTROLDEN ÇIKARSA GELSİN YASAKLAR

Yıl sonunda memur, işçi ve emekli maaşları ile asgari ücrete yine dolgun zamlar yaparak koşar adım seçime gidecek. Hesabın tutması için faizin düşük, döviz kurlarının aylık enflasyon kadar kontrollü bir şekilde yükselmesi şart.

Kur kontrolden çıkarsa ayrıntılarını daha evvel birkaç makale ile aktardığım keskin kararlara imza atılacak. Örneğin döviz geliri olmayanlara döviz işlemi yasağı getirilecek.

Seçim arefesinde 20 Aralık 2021 ve 24 Haziran 2022 tarihlerinde olduğu gibi “İstersek dövizi de düşürürüz.” mesajı vermek için fırsat kollanacak.

Sürpriz faiz indirimi ya da 100 puanlık oyunun ilk sahnesi Erdoğan açısından başarılıydı. İkinci sahne eylülde. Final ise seçimden hemen evvel.

Seyirci ekonomi oyununda Erdoğan ve adamlarının sahne performasına kaç puan verecek?

—————————————

İletişim için:

https://www.youtube.com/turhanbozkurt

Twitter: @turhanbozkurTV

https://www.facebook.com/TurhanBozkurt/

e-posta: [email protected]