Klasikler bizi iyi insan yapar mı?

Akşam Rilke’nin şiirlerini okuyan Nazi subayları nasıl oluyordu da gündüz Yahudi çocukları ölüme gönderebiliyordu? Demek ki, diyor Steiner, iyi kitaplar okumak bizi iyi insan yapmaz.

CAN BAHADIR YÜCE 25 Ocak 2022 GÖRÜŞ

Herkes “temel eserler”i okusa dünya daha yaşanır bir yer olur mu? Roosevelt Montás’ın kitabı* etrafında süren tartışma bence gelip bu soruda düğümleniyor. 

Klasikleri okumanın eğitimin temel taşı olduğunda ısrarcı Montás: Hiçbir üniversite öğrencisinin (hemşire ya da yazılımcı, biyolog ya da mühendis adayı) o kitapları okumadan mezun olmaması gerektiğini düşünüyor. Bu eğitim yönteminin silinmeye yüz tutuşunu bir müfredat hatası değil, uygarlığın gerileyişi olarak görüyor. 

Tezi kulağa abartılı gelebilir. İki dönem benzer bir çekirdek-müfredat programında bulunmuş, temel metinlerin kimine angarya kimine can simidi olabildiğini görmüştüm. Zaten bütün uğraş o can simidini muhtaç olana ulaştırabilmek değil mi?

Tartışma modern üniversitenin niçin özgürlükçü değerlerden uzaklaştığı, piyasanın gereklerini öncelediği gibi sorulara da kapı aralıyor. İtiraz ediyor Montás, üniversitenin var oluş amacı bu değil derken. Haksızdır, diyemem.

Aslında temel kitaplar fikri görece yeni sayılır. I. Dünya Savaşı yıllarında ortaya çıkmış, ikinci savaştan sonra bir dizi üniversitede “temel eserler programı” zorunlu olmuştu. Kanon fikri bugün zayıflasa da bir tür kanon-yapma sayılabilecek benzer programlar köklü üniversitelerde sürüyor. (Chicago Üniversitesi ünlü programını kesintiye uğratmadı, örneğin.)

“Üniversite ruhunu kaybetti” diyor Montás. Bu söylem yeni değil: Üniversitenin can çekiştiği fikri yüzyıllar öncesine uzanıyor. Oxford kütüphanesini dağılmaktan kurtaran Thomas Bodley, daha 16. yüzyılda üniversitenin yozlaşmaya yüz tuttuğundan yakınmış. (Kütüphaneye sadece Latince eserler alınmasını istermiş Sir Thomas—İngilizce kitapları boş, onları okumayı aylaklık sayıyormuş.)

Gelgelelim, “insani bilimler ölüyor mu?” sorusunda haklı bir taraf da var: Bu yıl Harvard’a başlayan öğrencilerin sadece yüzde 8’i insani bilimlerden bir alan seçmeyi düşünüyor. Kısacası, dünya değişiyor. Ama dünya data’dan, veriden ibaret değil. Bu yüzden sorunu hümanistlerle bilimin çatışması diye sunmak yanıltıcı olur.

Bana kalırsa bu tartışma önümüze başka, temel bir soruyu koyuyor: Kitaplar bizi daha iyi insan yapar mı? 

Louis Menand (İngilizce profesörü) o iğneli yanıtında Montás’a itiraz ederken, “Bugün birçok şeyi 17 yaşımda olduğundan daha iyi kavrıyorum,” diyordu “ama daha iyi bir insan değilim.”

İnsani bilimlerin, sanatın, edebiyatın bizi daha ‘insan’ yapmadığını düşünen başkaları da var. George Steiner bunu kilit bir sorun olarak ele almıştı. Katıydı. Hep şu örneği verirdi: Goethe’nin eviyle Nazi toplama kampı arasında sadece birkaç kilometre mesafe varmış. Steiner’a göre uygarlıkla barbarlık arasındaki mesafe işte o kadardı. Akşam Rilke’nin şiirlerini okuyup Schubert dinleyen Nazi subayları nasıl oluyordu da gündüz Yahudi çocukları ölüme gönderebiliyordu? Bu soru Steiner’ın yakasını hiç bırakmadı. Dahası, Alman liberal eğitiminden geçmiş bütün bir kuşak Hitler’i bağrına basmıştı.

Demek ki, diyordu Steiner, iyi kitaplar okumak bizi iyi insan yapmaz.

Aslına bakılırsa, Montás da klasikleri (Shakespeare’i, Balzac’ı, Attar’ı) okumanın kişiyi daha erdemli yaptığını söylemiyor—insanın bu metinler sayesinde kendi sınırlarının farkına varacağı görüşünde.

Sanat bizi belki iyi insan yapmaz ama bize insan olmanın anlamını sezdirebilir. Kral Lear’ı ya da Goriot Baba’yı okumak kişiyi kusursuz bir babaya dönüştürmese de babalık uğraşının daha çok farkına varmasını sağlayabilir.

İyi edebiyat bize yaşamda her şeyin siyah-beyaz olmadığını gösterir. Kendini başkasının yerine koyabilen insan sayısını artırır. Toplumları düze çıkarmasa bile kutuplaşmayı azaltabilir.

Temel kitapları oku(t)mayı nafile çaba sayanları doğrusu karamsar buluyorum. (Nasıl bulmam—yoksa yaptığım işi inkâr etmiş olurum.)

“Hayat değiştiren kitap” hikâyelerine yeri geldi, değindim. Kitaplar dünyayı değiştirmez, insanları değiştirir, demiştim. Güncelliyorum: Kitaplar insanları değiştirmez—değiştirebilir. Her şeye rağmen bir şeyleri düzeltebilir. Can simidinin kime ulaşacağını bilemeyiz.

Onca kitaptan sonra “insanca yaşamak da yoksa / ne kalıyor geriye, yüzyıllardan?”

 

* Roosevelt Montás, Rescuing Socrates, Princeton University Press, 2021.