Karşının tebliğcisi

Bir gece dostlarınızla oturduğunuz bir mekânda hiç tanımadığınız birkaç sarıklı-cübbeli erkek başınıza dikilse, 'selamünaleyküm' dese tavrınız ne olurdu?

CEM MORA 30 Mart 2022 GÖRÜŞ

O ünlü Leman Sam şarkısından mülhem söyleyecek olursak, bir gece dostlarınızla oturduğunuz mekânda hiç tanımadığınız birkaç sarıklı-cübbeli erkek masanızda başınıza dikilse, ‘selamünaleyküm’ dese tavrınız ne olurdu?

Genellikle İstanbul’un yeni yıla girmeye hazırlandığı saatlerde İstiklâl Caddesi ve çevresinde zuhur eden, kendilerini ‘tebliğci’ olarak gören bir grup öyle anlaşılıyor ki etki alanını genişletmeye karar vermiş.

Son günlerde Kadıköy mekânlarını hedef seçen ikişerli-üçerli erkekler grubu kendi hallerinde yemek yiyen, içkilerini içen ve muhabbete dalan insanların başında ansızın bitiyor. “Hocanın görevi ölüm gelmeden hatırlatmak,” diyerek başlıyorlar anlatmaya: “Berber tıraş eder, doktor muayene eder; hoca da hatırlatır…”

Bu tür nahoş durumlarda insanlar genellikle gazeteci Gökay Başcan gibi tepki göstermiyor. Susuyor, başını öne eğiyor ve ‘taciz’ bitene kadar sabrediyor. Oysa Başcan, kendini berberle doktorla eşdeğer gören kişilere, “Doktora gidiyoruz mesela muayene olmaya. Diyoruz ki benim bir rahatsızlığım var. Bizim sizden hatırlatma gibi bir isteğimiz oldu mu? Siz şu an taciz ediyorsunuz bizi masada otururken” sözleriyle bu işlerin biraz da arz-talep meselesi olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Gazete ve televizyonların neredeyse tamamına yakınının kontrol altına alındığı, sosyal medya paylaşımlarının bile takibata uğradığı bir dönemde, “Bize hangi sözünüzü ulaştıramadınız da şimdi iki ayaklı misyonerlerin sözlü tacizine maruz bırakıyorsunuz?” diye sormuyor kimse…

‘Horasan Erenleri’nden ‘Bektaşi Dervişleri’ne, Semerkand tekkelerinden çağın gönül merkezlerine kadar kalplere ulaşmak için yol da yöntem de belli…

Fakat pek rantı yok.

İşte, yine bir Ramazan arefesindeyiz. Orucu bozan ve bozmayan şeyler kadar artık VIP hocaların bir aylığına aldıkları astronomik paralar da merak ediliyor. Ekrana getirilenlerin dini program değil talk-show programı olduğunu herkes kabul ediyor demek ki.

KENDİ MAHALLESİNE KÖR, SAĞIR VE DİLSİZ…

Kendilerine ‘tebliğci’ diyen bu kişiler ayrıca neden hep ‘karşı’ mahallenin semtlerini geziyor, caddelerini arşınlıyor, sokaklarına dadanıyor, kapılarına dayanıyor, masalarına musallat oluyor?

Yaşanılan sıkıntılı ortamdan ve arkalarında olduklarını düşündükleri iktidardan yüz bulan bu kişileri siz hiç çocuklara cinsel taciz ve tecavüz vakalarının ayyuka çıktığı yurt ya da kurs binaları önünde gördünüz mü? Taciz ve tecavüz haram değil mi? Onlara da anlatın!

Bütün kanıtlarıyla ortaya konulan yolsuzluk ve hırsızlık soruşturmalarının ardından TBMM önünde bir ‘tebliğci’ belirdi mi? Yoksa herkes ‘Saray fetvacısı’nın yorumları ile mutmain mi oldu; hırsızlık ve yolsuzluk artık günah değil mi?

Beşli Çete’nin yerleşkelerinin duvarları yüksek de ulaşamıyor musunuz? Buyurun, bir de onları ziyaret edin…

Rüşvetsiz iş yapmayan AKP ve MHP teşkilatlarını da ziyaret etmeyi düşünmez mi mobil tebliğciler? Yoksa adam kayırmacılık, rüşvet, irtikap da helâl fiillerden mi sayılır oldu artık?

Üzerinden on gün geçti, geçmedi… Sokak ortasında muhalif görülen vatandaşına işkence eden ‘başı bağlı’ coplar şefkat tokadı mıydı ayrı düştüklerinize? Ya insan kaçıran, cezaevlerini kadın-bebek demeden sıradan insanlarla dolduran devletlûlara hiç mi sözünüz olmayacak? Zulme vize mi çıktı?

Eski vekil Mehmet Metiner hatırlatmıştı hani, “AKP’li bakan ve vekil yakınlarının torpille devlet kadrolarına atandığı” yolundaki iddialar için, “Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede ‘akrabalarını koru kolla’ ayeti okunur,” diyerek…

Dini konularda ahkâm kesmek gibi bir niyetim yok ama, en azından şunu biliyorum: Bir iyilikte bulunacaksınız, uyarı yapacaksanız buna önce yakınınızdan başlamanız gerekir.

Tabii bütün bunların da ötesinde bu kadar yüz bulmayla bunları yapanlar yarın biraz daha palazlanınca ‘Biz demiştik, sizi uyarmıştık’ diyerek sözlü tacizin dozunu da artırabilirler. ‘Nush ile uslanmayanın…’ diyerek ele köteği de alabilirler.

Yoksa uzak olmayan bir zamanda tekrar başlaması muhtemel ‘karıştır-kutuplaştır’ politikaları için alıştırma turları mı İstanbul’un o yakasından bu yakasına seyr-ü seferler?

Üstelik ıslık çaldıklarında polisi-bekçisi nöbette artık.

Kim, kimden hesap sorabilir ki sözlü tebliğden zoraki davete geçseler?

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram