Karagümrük’ün İtalyan aşkı Pirlo ile devam etti

Süper Lig’e çıktıktan sonra Viviano, Bertolacci, Borini ve Braschi gibi İtalyanları kadrosuna katıp aynı ülkeden Francesco Farioli’yi de takımın başına getiren Karagümrük’ün tercihi yine Çizme oldu. İstanbul ekibi, takımı eski ünlü futbolcu Andrea Pirlo’ya emanet etti. Pirlo, imza töreninde Fatih Terim ile ilgili de konuştu.

BURAK MERT 14 Haziran 2022 SPOR

2019-20 sezonunda play-off şampiyonu olarak 36 yıl aradan sonra Süper Lig’e yükselen Karagümrük’ün İtalyan sevdası eski ünlü futbolcu Andrea Pirlo ile devam etti. Süper Lig’e çıktıktan sonra Emiliano Viviano, Andrea Bertolacci, Fabio Borini ve Davide Braschi gibi İtalyan oyuncuları kadrosuna katıp aynı ülkeden Francesco Farioli’yi de takımın başına getiren Karagümrük’ün tercihi yine Çizme oldu. İstanbul ekibi, Volkan Demirel’den boşalan teknik direktörlük koltuğuna Andrea Pirlo’yu oturttu.

Andrea Pirlo, İtalya, Karagümrük

ANDREA PİRLO RESMİ İMZAYI ATTI

Süper Lig ekiplerinden Fatih Karagümrük, İtalyan teknik direktör Andrea Pirlo ile resmi sözleşme imzaladı. İmza töreninde açıklamalarda bulunan Pirlo, Fatih Karagümrük’ün kendisine gösterdiği ilgiye teşekkür ederek “Umarım başarılarla dolu bir sezon olur.” dedi.

TAKIMDA BAŞKA İTALYANLARIN DA OYNADIĞINI BİLİYORDUM

Futbolu çok sevdiğini ve Süper Lig’i de takip ettiğini ifade eden Pirlo, “Bu takımda başka İtalyanların da oynadığını biliyordum. Birkaç hafta önce görüşmeler başladı. Buraya gelmek benim için önemliydi. Takımın hedefleri benim ilgimi çekti. Ben de benzer isteklere sahiptim ve bu noktada birleştik.” diye konuştu.

Kariyeri boyunca Milan, Juventus, Inter gibi çok önemli kulüplerin yanı sıra İtalya Milli Takımı’nda da uzun yıllar forma giydiğini ve futbol dünyasında önemli ilişkilere sahip olduğunu belirten Andrea Pirlo, gerektiği takdirde bu ilişkilerini kullanacağını dile getirdi.

Andrea Pirlo, İtalya, Karagümrük

GÖREVE BAŞLAMAK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM

Andrea Pirlo, şunları kaydetti: “İtalya’da oynayan çok Türk oyuncu var, onları da takip ediyorum. Türkiye’ye gelen İtalyan teknik adamları da takip ediyordum. O yüzden buraya gelmek ilgimi çekiyordu. Başka takım oyuncuları hakkında konuşmak hoşuma gitmiyor, takımımdaki oyuncuları tanımak istiyorum. Göreve başlamak için sabırsızlanıyorum. Kazanmak için iyi oynamak lazım. Ben de elimden geldiği kadar bunu yapacağım.”

“BAŞBAKAN” LAKABINI İLK KEZ DUYDUM

Türkiye’de kendisi için kullanılan “Başbakan” lakabını ilk kez duyduğunu da dile getiren Pirlo, “Şu anda burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Benim kendi yöntemlerim var. Oyunculara göre ne gerekiyorsa yapacağız. Transfer için çalışma yapmaya vaktimiz var. Buna bakacağız.” şeklinde konuştu.

KİTABI HATIRLAMIYORUM, FATİH TERİM’E KARŞI İYİ HİSLERİM VAR

Adrea Pirlo, imza töreninde, Milan’da oynarken bir süre teknik direktörlüğünü yapan Fatih Terim hakkında biyografi kitabında yazdığı eleştirilere yönelik soruyu da cevapladı. Kitapta tam olarak ne yazdığını hatırlamadığını aktaran Pirlo, “Çünkü üstünden çok sene geçti. Türkiye’de böyle bir şeyden bahsettiler ama belki tercüme edilirken farklı yansıtıldı. Sadece iki ay birlikte çalıştık. Ona karşı çok iyi hislerim var.” dedi.

İŞTE PİRLO’NUN KİTABINDAKİ TERİM BÖLÜMÜ

“Berlusconi ve Ancelotti arasında karşılıklı sevgiye dayanan, oldukça sağlam bir ilişki vardı. Fakat bunun Milan’ı çalıştıran herkes için geçerli olduğunu söyleyemem, örneğin Fatih Terim…

Görevi boyunca kendisinin adeta gölgesi gibi olan deli bir tercümanı vardı. Terim’in 5 dakikalık ateşli konuşmalarını, duygusuz şekilde 5 saniyede tercüme eden bir adam… Tercümanı bir ara Terim’e medya ile tüm ilişkileri süresiz kesmesini tavsiye etti. Medya ile ilişkileri kesmek… Süresiz… AC Milan’da… İletişimin her şeyden önemli olduğu ve mükemmel yönetildiği bir kulüpte…

Fatih Terim tahta başında dakikalarca taktik anlatırdı. Maçtan önce beni yanına çağırırdı. Bu maçı taraftar için kazanmalıyız, oyunun merkezinde de sen varsın, topları sen yönlendirmelisin diye söylerdi ancak tercümanı başka şekilde ifade ediyordu. Özellikle göreve başladığı ilk günlerde yaptığı takım toplantıları ise unutulmazdı. Terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. Tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. Ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası, çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkansızlaşırdı. Taktik tahtası, oyuncuları ve mevkileri birbirinden ayırmanın mümkün olmadığı karmakarşılık bir hal alırdı. Kısacası tam bir kaos… Sadece kalecinin kendi pozisyonundan emin olabildiği bir kaos…

Toplantı sırasında bir daireyi işaret edip ‘Costacurta, tam burada olman gerekiyor!” diye konuşmaya başlardı. Bir gün dayanamayıp ‘Ama patron, o gösterdiğin dairenin biraz önce benim olduğunu söyledin, Costacurta değil ki!’ demek zorunda hissettim.

İşin daha da kötüsü konuşma ilerledikçe defans bölgesindeki dairelerle, forvettekileri karıştırmaya başlardı. Artık öyle bir hal almıştı ki, kendi aramızda ‘Acaba bunu Berlusconi’nin gizli rüyası olan 2-4-4 taktiğini gerçekleştirmek için bilerek mi yapıyor’ diye şakalaşmaya başlamıştık.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram