İlhan İrem: Sayfiye kulübü Black Cat’ten newage tarikat liderliğine

İlhan İrem, müzik dünyasında egemen olduğunu düşündüğü bazı güçlerin sessiz sedasız gerçekleştirdiğini iddia ettiği devrimin farkında olmadıklarını söylese halkta karşılık buldu. Hayatının bir parçası olan dinsel tarikat karşıtlığı onu bir süre sonra çok üyeli neo-spiritüel tarikatın öncüsü yapacaktı.

CEM MORA 29 Temmuz 2022 PORTRE

Böbrek yetmezliği tedavisi gören şarkıcı ve söz yazarı İlhan İrem 67 yaşında hayata veda etti. 1955 yılında Bursa’da dünyaya gelen sanatçının hayatı 1969 yılında henüz 14 yaşındayken üst devre öğrenciler tarafından okul orkestrasına solist olarak alınmasıya değişti.

Çocukluğu Heykel semtinde, Adliye binasının hemen arkasındaki Hacılar mahallesinde geçen, öte yandan Bursa Güzelyalı’da bir grup arkadaşıyla “Black Cat” isimli gençlik kulübünü kuran İlhan İrem, dans partileri, bisiklet gezileri ve yüzme yarışları gibi aktivitelerle çevresinde popüler olmayı başarmıştı.

1970 yılında ünlü Kız Lisesi’nin karşısındaki Bursa Koleji’nin gençlerinden oluşan Meltemler Orkestrası, Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması’nda Marmara bölgesi birinciliğini kazandı. Bu dönemde İstanbul’daki pek çok profesyonel müzik grubundan teklif aldı ancak 1972 yılına kadar Bursa’da kalmayı tercih etti. Aynı kadro ile 1972’ye kadar ünlü Bursa Çelik Palas Oteli’nde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü.

KARA ÖNLÜK GİYMEYİ REDDETTİ

Yeşil Bursa yazarı Mehmet Ali Yılmaz, 2016’daki bir yazısında İlhan İrem’li hatıralarında o yılları şöyle anlatır:

“Oturduğumuz Selçuk Hatun Sokağı’nda ahbabımız ve komşumuz Kadriye teyzenin kızı süslü Güher vakit akşam üstüne doğru yaklaştığında sürüp sürüştürüp, takıp takıştırarak kapının önüne çıkar ve onu, kırmızı renkli spor arabasının sürücü koltuğunda az sonra oradan yine geçmesi muhtemel olan İlhan İrem’i beklerdi. İlhan İrem ne kadar farkındaydı Güher’in bilinmez ama o genç besteci ve şarkıcı İlhan İrem o yıllarda belli ki her gece Güher’in rüyalarını süslerdi. İlhan İrem de Muhammet Ali Clay gibi renkli ve sıra dışı bir insandı. Sürgün gibi masallarda dolaşıp insanı dolaştıran, sonra da hiçbir şey olmamış gibi “boş ver boş ver arkadaş başka bulursun” diyerek teselliye kalkışan ilginç bir kişiliğe sahipti İlhan İrem. O, dünyanın hiçbir yerinde havasının eşi benzeri bulunmayan iyotla harmanlanmış yosun kokulu Burgaz-Kurşunlu sahilinin her yaz tenleri güneşle kapkara olan eski Bursalı yazlıkçı ailelerinden birinin çocuğuydu. Burgaz’daki “Kırk Dairelerin” önü henüz toprakla doldurulup, liman yapılmamıştı o sıralar; denize sıfırdı, şişirilmiş otomobil şambrelini boyunlarından geçirip suya öyle girerlerdi insanlar. Dış dünyanın kötülüklerinden korumak istedikleri ilk çocuklarının üzerinden yasak ve baskıyı eksik etmeyen anne ve babası şaka gibi 1955 yılının Nisan 1’inde doğan İlhan’a sınırsız özgürlük tanımışlardı ve bu sıra dışı insan da değişik, farklı bir ruh taşıdığını ilk kez ilkokulda o kara önlüğü üzerine giymeyi reddederek göstermişti!”

‘SESSİZ SEDASIZ DEVRİM’

2010 yılında Milliyet’ten Olcay Ünal Sert’e verdiği bir söyleşide, “Müzik dünyasında egemen olduğunu varsayan bazı güçler, sessiz sedasız gerçekleştirdiğim devrimin farkında değiller” dese de müzikal yolculuğundaki istikrarlı çabalar karşılıksız kalmadı. Kendisinin “romantik dönem” olarak adlandırdığı 1970’li yıllarda single plaklar ve romantik hit parçalar üreten İrem, ikinci 45’liği “Yazık Oldu Yarınlara-Haydi Sil Gözlerini” ile önemli bir çıkış yakaladı. 1975 yılında ise üçüncü 45’liği “Anlasana” ile başarısını devam ettirdi.

NAZIM’DAN HOŞGELDİN

1976 yılında ilk uzunçalar çalışması olan İlhan İrem 1973-1976 yayınlandı. “Havalar Nasıl”, “İşte Hayat”, “Son Selam”, “Ayrılık Akşamı”, “Sen Bilirsin”, “Bal Ağızlım” gibi her yaptığı 45’lik liste başı oldu. 1973-1981 yılları arasında toplam 10 adet 45’liği yayınladı ve 1979 yılında yayınladığı senfonik yapıdaki Sevgiliye uzunçaları ile Esin Engin’in aranjörlüğünde ilk defa akademik bir çalışmayla müzik yaşamında yeni bir yola saptı. Sevgiliye albümünde ilk defa kendi yazdığı sözler dışında bir Nazım Hikmet şiiri olan “Hoşgeldin Kadınım”ı besteledi ve “Hoşgeldin” adıyla seslendirdi.

‘PENCERE, KÖPRÜ …VE ÖTESİ’

1985 yılında üçlemenin ikinci albümü “Köprü” ve İlhan İrem’in ilk kitabı “Pencere… Köprü… Ve Ötesi…” yayınlandı. Kitapta İlhan İrem’in Rock Senfonideki müzikal anlatımı kaleme aldığı öykü ve bu öykünün Nuri Kurtcebe tarafından görüntülenmiş çizgileri ile Burak Eldem, İzzet Eti ve Adnan Özer’in “İlhan İrem Müziği” üzerine kapsamlı bir araştırması yer aldı. Yine 1986 yılında sözlerini yazdığı “Halley” Melih Kibar tarafından bestelendi ve Türkiye’ye Eurovizyon Şarkı Yarışması’nda o yıla kadar alınan en iyi dereceyi getirdi.

EUROVISION MACERASINDA 3 KEZ YER ALDI

Oysa İlhan İrem, 3 kez Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye finallerine katılmıştı. “Bir Yıldız” adlı bestesi 1979 Eurovision Türkiye finaline kaldı ancak yarışamadan askere alındı. Finallerde yarışabilmesi için TSK’dan İlhan İrem’e özel izin verildiği halde, sanatçının bağlı bulunduğu plak şirketi bu süreçte “Bir Yıldız” adlı şarkının yer aldığı “Sevgiliye” albümünü yayınladığından, kurallar gereği diskalifiye oldu.

İlhan İrem, 1988’de “Yurtta Barış Dünyada Barış” ve 1990’da “Komedi” adlı besteleriyle iki kez daha Eurovision yarışmasına katıldı.

YAZARLIĞA ADIM

1987 yılında üçlemenin son bölümü olarak “Ve Ötesi” albümü ile “Uzaklarda Biri Var” (Denemeler) adlı ikinci kitabı yayınlandı. Sonraki Dünden Yarına, 1989 yılında ise Uçun Kuşlar Uçun albümleri yayınlandı.

Sanatçı sanat yaşamı boyunca 6 kez Altın Plak olmak üzere pek çok ödül aldı.

‘CENNET İLAHİLERİ’NDEN ÇOCUK ŞARKILARINA

İlhan İrem’in yeni şarkılardan oluşan “Cennet İlahileri” adlı albümü 2006 yılında yayınlandı. 2007 senesinde “Siyah Kuğunun Şarkısı” isimli altıncı kitabı “Senfonik Şiir” alt başlığıyla yayınlandı. 2008 yılında çocuklar için hazırladığı “Tozpembe/Progressive Çocuk Şarkıları” isimli bir albüm yayınladı.

İlhan İrem, Türkiye’de son dönemde yaşanan sosyal ve politik gündemleri kendi penceresinden kaleme aldığı “Güneş Ülkesinin Karanlık İnsanları” isimli yedinci kitabını 2014 yılında yayınladı.

EŞİ, SANAT YÖNETMENİ VE FOTOĞRAFÇISI

Orta Doğu Teknik Üniversitesi psikoloji mezunu olan eşi Hansu İrem ile 1 Ekim 1991 tarihinde evlenen İlhan İrem’in son dönem eserlerinin pek çoğunun şiirlerini eşi yazdı, aynı zamanda albümlerinin kapak fotoğraflarını çekti. Hansu İrem aynı zamanda İlhan İrem’in sanat yönetmenliğini de yapıyordu.

‘DÜNYEVİ PAYELERDEN UZAK’

Sanatçı, Milliyet’teki söyleşisinde, “Efsane olmak bence yüzyıllar sonra yaşayan ölümsüz eserler bırakmaktır… Dünyevi payelerden uzak durmayı başarabildiğim için, saf, duru ve yoğun şarkılar yazabiliyorum. Müziğimi hayatım olarak yaşıyorum” ifadelerini kullanmıştı. Dillerden düşmeyen onlarca şarkı ile sanki bunu vefatından önce çabalarının sonucunu görme şansına erişti.

TARİKAT ELEŞTİRİSİNDEN NEO-SPİRİTÜEL TARİKATA

140journos’un 2019 yılında Şokopop ekibi ile hazırladığı “Gizli Dosyalar: Bi’ İlhan İrem Vardı” portresinde, “1970’li yılların romantik prensi aslında 150 bin üyesi olduğu söylenen neo-spiritüel bir inanç felsefesinin lideri” olarak tasvir ediliyor.

KOZMİK ATARLAR, ULUSALCI YAZILAR

Bir Bacının Anatomisi videosuyla YouTube’u salladığı günden bugüne magazin yayıncılığına damga vuran Şokopop, 140journos ile bir iş birliği yaptığı dosyada, İlhan İrem’i ve gizemli yaşantısını ele almıştı.

İlhan İrem’in müziğe başladığı 1970’li yıllardan günümüze kadar her ayrıntıyı titizlikle işleyen ekip, İlhan İrem’in ürettiği ‘Evrensel Sevgi Planeti’ felsefesini, kendilerine ‘Sevecen’ diyen hayranlarını ve ‘İrembağı’nı tüm ayrıntılarıyla anlattı.

Şokopop cümleleriyle, “90’lı yıllardan itibaren düzensiz aralıklarla Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde kozmik atarlar yapıyor.. “arada bir” isimli köşesinde arada bir son derece ulusalcı yazılar yazıyor. Politik görüş ve eleştirilerini inanç dünyasına uygun olarak garip metaforlar ve soyut kavramlar üzerinden dile getiriyor. İrtica tehlikesi ve Mustafa Kemal’in askerleri başlıklı yazısını artık imzası haline gelen işık ve sevgiyle sözcükleriyle sonlandırıyor.”

İlhan İrem, bir anlamda “aydınlanmacı” niyetlerle çıktığı yolda newage bir tarikatın lideri olarak buluyordu kendini. 19 merkezde örgütlenen 50 bin üyeyi “ışık ve sevgi” ile peşine takıyordu.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram