Halleleşme diyenlerin “özür dilemeyi” bilmesi şart

Devletler de insanlar gibi birbirlerinden ya da suç işledikleri gruplardan özür dileyebiliyor. Burada yine belirli parametreler, literatürde özrün kabul görmüş tanımları var. Peki, özür dilemek nedir? Nasıl özür dilenir? Bunu birçoğumuz bilmiyor, öğrenmek de istemiyor.

ALİN OZİNİAN 12 Mayıs 2022 GÖRÜŞ

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisi ardından paylaşılan “gazeteciler otobüsü” fotoğrafı büyük ve çeşitli tartışmalara sebep oldu. İyi de oldu.

Seçimleri beklerken, gittikçe karmaşıklaşan siyasi hayata damgasını vuran fotoğrafın ardından gelen açıklamalar, AKP’den kurtuluşun yolunu bir anlamda İmamoğlu’na bağlayanları, onun bu süreçte önemli bir aktör olacağını düşünenleri hem hayal kırıklığına uğrattı hem de olumlu bir tartışmaya yer açtı.

Hükümetin “uçaklarından” tanıdığımız, isimleri daha önceki hükümetler ve AKP ile “özdeşleşmiş” Ertuğrul Özkök, Nagehan Alçı, Akif Beki gibi gazetecilerin, İmamoğlu ile verdikleri pozların rahatsızlığı giderilmek bir yana dursun, basın danışmanı Murat Ongun ve İmamoğlu’nun yaptığı açıklamalar sinirleri daha da altüst etti.

İktidarın servis ettiği ve bunaldığımız “resimlere” benzer bir resmin muhalefetten gelmesi, büyük bir kesim için – “Anlayış değişmeden, iktidarın el değiştirmesi” iması olduğu yorumlarına sebeb oldu.

Muhafazakâr seçmeni elinde tutmak için, kendi seçmenine böyle “saygısızca” davranılması İmamoğlu’nun sosyal medyaki genel paylaşımlarını hatırlatsa da, bu kez özellikle “Negahan Alçı’lı bir fotoğraf” bir dönüm noktası oldu.

İmamoğlu’nun kendi seçmenini bu derecede cepte görmesi sindirilemezken, İmamoğlu’nun açıklamaları moralleri daha da bozdu.

Eleştiriler karşısında tartışmaların umurunda olmadığını söyleyen İmamoğlu, “Başkalarının değirmenine su taşıdıklarının farkında olmayanlar da olabilir bunun içerisinde, farkında olup yapanlar da olabilir. Ama bu kardeşiniz için vız gelir tırıs gider. Hiç umurumda değil. Bu kadar büyük idealleri, bu kadar büyük olayları konuşurken bu heyecanla konuşurken, tartışırken küçük detaylar üzerinden davayı, o davayı güden insanları ya da başka dostumuzun başına gelebilir fark etmez. ‘Ya bu insan ne yapmak istedi, ne istiyor’u anlamadan, anlamaya çalışmadan bu tarz girişimleri yapanları akıllı olmaya davet ediyorum” dedi.

Bu değerlendirme, “İmamoğlu’nun içinden bir Erdoğan çıkması” gibi yorumlandı. Vücut dilini, tavrını, hata yaparken kendine olan sonsuz güvenini, ne geçen seçimlerde kendisi için mücadele edenler ne potansiyel seçmeni ne de sempatizanlarının büyük kısmı kabullenemedi.

İmamoğlu gelen yeni tepkiler üzerine, bu kez özür dilediğini söyledi ama bir notla — sadece kullandığı “vız gelir tırıs gider.” sözleri için… diğerleri için geri adım atmadı.

İmamoğlu ve ekibinin bu fotoğrafı neden vermek istediği bambaşka bir konu, ama beraberinde getirdiği tartışmalar Türkiye için oldukça gerekli ve sağlıklı. Türkiye muhalefeti sadece bir hükümet değişimi değil aynı zamanda yeni bir yönetim biçimi, anlayış, saygı ve ilişki talep ediyor.

Tüm bunların yanında bu şekilde davranılmasının kabul edilemez olduğunun altını çiziyor, tabir yerindeyse “Bizimle böyle konuşamazsın” diyor.

Bu olup biten içinde benim aklıma Türkiye ve daha birçok ülke ve kültür için tam anlaşılamayan bir konu geliyor – özür dilemek.

Özür dilemek nedir? Nasıl özür dilenir? Bunu birçoğumuz bilmiyor ve öğrenmek de istemiyor.

İnsan hata yapıyor. Büyük, küçük, önemli, önemsiz, telafisi zor ya da kolay hatalar. Karşısındakine yalan söylüyor, aldatıyor, kalbini kırıyor, güvenini yerle bir ediyor, incitiyor ve bozulan ilişkiyi düzeltmek için bazıları özür dilemeyi seçiyor.

Özür dilemeyi seçenlerin bir kısmı, bir anlamda her insanın hata yapabileceğini ve özür dilemenin dürüstlük ve erdem olduğunu kabul edenler. Ama sadece bir kısmı.

Affa talip olmak demek – yani özür dilemek, aslında özür dilemeye neden olan söylemi, tutumu ve eylemi – adil, doğru, meşru bulmamak, yapılanın hata olduğunu kabul etmek demek.

Ne için özür dilediğini anlamak, yapılan yanlış için hesap vermek, sonuçlarının sorumluluğu üstlenmek ve olup bitenden sonraki yıkım için bir “onarım teklifinde” bulunmak demek. Tüm bunları yaparken tekrarlanmayacağına karşısındakini ikna etmek demek.

Bu senaryoda, potansiyel affedicinin, “suçlu” hakkında karar verirken – iyi ve erdemli insanın “hiç hatada bulunmayan değil, işlediği hatadan dolayı özür dileyebilen” insan olduğunun önkoşul olarak idraki de oldukça önemli.

Özür dileyebilmek çoğu zaman insanın kendine güveninin de bir göstergesi. Hatalarını görebilen, kendini yargılayabilen, vicdanı muhasebesi güçlü olan kişiler ancak gerçekten özür dileyebiliyor.

Kibirli, otorite üzerinden ilişki kurabilen insanların, özrü kendini küçültme olarak algıladıklarından dolayı, özür dileyemedikleri belirtiliyor.

Peki bu durumda hatanın ardından, özür dileyenler ve dilemeyenler olarak adlandıracağımız iki grup mu oluşuyor? Bence bir de “özür diler” gibi yapanlar grubu var.

Kısaca, kusuru işlendiğini bilen ama mağdurun duygularını ve gururunu merkeze almadan, halihazırdaki ilişkiyi, düzeni ve belki de henüz uzakta olduğu “kitlendiği hedefe” yaklaşmak için yapanlar — yani özür dilediğini söyleyen, ama yarattığı tahribatı önemsemeyen ve yaraladığının elinden tutup onu destek olmayanlar var.

Özürler kişisel oldukları gibi, siyasi da olabiliyor. Devletler de insanlar gibi birbirlerinden ya da suç işledikleri gruplardan özür dileyebiliyor, burada yine belirli parametreler, literatürde özrün kabul görmüş bileşenleri var.

• Davranışının olumsuz sonuca yol açtığını kabul etmek
• Özür dilenecek kabahatin ne olduğunun açıkça ifadesi
• Utanma, üzüntü, tevazu ve içtenlik ifadesi
• Kabahati tekrarlamamaya ilişkin niyet ifadesi
• Kabahatten dolayı oluşmuş maddi manevi zararı tamir /onarma

Bugün kişisel ya da siyasi hayatta karşılaştığımız özürlerin çoğu zaman “gerçek özürün” gereken şartlarını taşımadığını görüyoruz. Yeni Türkiye hayalimizde ve taleplerimizde özellikle “helalleşme” konusu gündem ise özür dilemek üzerine daha çok, daha uzun ve daha derin düşünmek gerekiyor…