Pehlivan, Kılınç ve Ağırel’e tahliye; Terkoğlu ve Ekinci’ye beraat

OdaTv Haber Müdürü Terkoğlu ve Ekinci bütün suçlamalardan beraat ederken Pehlivan ve Kılınç "istihbarat faaliyetiyle ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek" iddiasıyla 3 yıl 9 ay, Ağırel, Keser ve Çelik ise 4 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi. Pehlivan, Kılınç ve Ağırel’in tahliyelerine karar verildi.

KRONOS 09 Eylül 2020 GÜNDEM

Libya’da yaşamını yitirdikten sonra Manisa’da toprağa verilen MİT görevlisinin cenazesiyle ilgili haberler nedeniyle yargılanan gazetecilerden tutuklu sanıklar Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Hülya Kılınç’ ın tahliyelerine, Barış Terkoğlu ve Eren Ekinci beraat etti.

Gazetecilerin yargılandığı davanın ikinci duruşması Çağlayan’daki İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.  Dava kapsamında Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, muhabir Hülya Kılınç, Yeniçağ yazarı Murat Ağırel, CHP Akhisar Belediyesi Basın Birimi görevlisi Eren Ekinci tutuklu; Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, yurtdışında bulunan gazeteci Erk Acarer tutuksuz yargılanıyor.

DURUŞMA GİRİŞİNDE TARTIŞMA YAŞANDI

Duruşma öncesinde adliye önünde bir araya gelen gazeteciler, meslek örgütü temsilcileri ve milletvekilleri tutuklu gazeteciler için adalet istedi. Eylemin ardından duruşmanın yapılacağı salona giden kalabalık burada uzun süre bekledi. 11.00 sıralarında açılan duruşma salonuna koronavirüs önlemleri gerekçesiyle sınırlı sayıda kişi alındı. Duruşma salonu kapısı önünde gazeteciler avukatlar ve milletvekilleriyle güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Saat 10.30’da başlaması gereken duruşma, saat 11.45’te mahkeme heyetinin gelmesiyle birlikte başladı.

Davada, duruşma savcısı dün mütalaası açıklamış ve gazetecilerin 19 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istemişti, yurtdışında bulunan Erk Acarer’in ise dosyasının ayrılmasını istemişti.

KILINÇ: BU SADECE CENAZE HABERİDİR 

Duruşmada mütalaa okunmadan savunmalara geçildi. Odatv Muhabiri Hülya Kılınç yaptığı savunmada “Haberi hangi bakış açısıyla okursanız okuyun sadece cenaze haberi olduğunu görürsünüz. Haberde yayınlanan fotoğraflarda MİT mensuplarının olduğunu bilmiyordum. Bilmem de mümkün değildir. Eğer MİT mensubu olduğunu bilmeyenler hakkında suç isnadı yapılmıyorsa benim için de yapılmamalıdır diye düşünüyorum” dedi.

Kılınç, “Şehidin cenazesinde çekilen fotoğraflar gizli çekilmemiştir. Akhisar Belediyesi’nden temin edilmiştir. Fotoğrafta sadece cenazeyi taşıyan köylüler görünmektedir. Eğer cenazenin köylülerin taşıdığını gösteren bu fotoğraflarda MİT mensubunu deşifre etmek isteseydim, haberde ‘şehidin mesai arkadaşları da cenazeye katıldı’ ibaresi yer alırdı. Ben yalnızca gazetecilik yapmak, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla haberi hazırladım. Mahkemenizden tutukluğumun kaldırılmasını ve beraatımı talep ediyorum” dedi.

PEHLİVAN: BU YARGI SİSTEMİNDEN ADALET BEKLEMELİ MİYİM?

Hülya Kılınç’ın ardından Barış Pehlivan’ın savunmasına geçildi. Pehlivan savunmasında mahkeme heyetinin vereceği kararda korkunun değil, gerçek sesi olmasını istedi. İddianamede öldürülen MİT mensubunun cenaze haberiyle suç işlediğinin söylendiği ama bu kişinin öldürüldüğünü sırasıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muhtar Cemali Merter, onlarca sosyal medya hesabı, Milletvekili Ümit Özdağ ve onlarca haber sitesi ile gazeteden öğrendiklerini dile getirdi.

Pehlivan “Özetle; şehit MİT mensubuna dair fotoğraflar ve bilgiler, Odatv’den çok önce açıklandı, yayınlandı ve yayıldı. Yani bizim yayınladığımız haberde şehit MİT mensubuna dair bize özel hiçbir yeni olgu yok” dedi.

Yazmadıkları bir şey nedeniyle suçlandıklarını söyleyen Pehlivan kaçma şüphesi nedeniyle tutuklu yargılandığını belirterek “Tutuklanmaya bu adliyeye cezaevi çantamla, kendi ayağımla geldim. Ne kaçması ne saklanması!” diye konuştu.

Pehlivan “Anayasa profesörünün uyuşturucu baronunu serbest bıraktırmakla suçlandığı ve tutuksuz yargılandığı… Rüşvet alırken suçüstü yakalanan yargıcın tutuksuz yargılandığı… Suç örgütünün isteğiyle soruşturma dosyası kapatan savcıların tutuksuz yargılandığı… Beni 19 ay suçsuz yere tutuklu tutan, sonra kendisi 6 ay firar eden kumpas hakiminin tutuksuz yargılandığı… Yargı sisteminden adalet beklememeli miyim?” dedi.

AĞIREL: HAKKIMDAKİ İDDİALARIN TUTAR YANI YOK

Barış Pehlivan’ın savunmasının ardından Murat Ağırel söz aldı. “Çok açık şekilde hakkımdaki iddiaların tutar yanı bulunmamaktadır. Bu dava MİT’in ifşası değil ‘şehitleri neden yâd ettin’ davasına dönüşmüştür” diyen Ağırel, insanlık tarihi boyunca üzerinde durulan en önemli konulardan birinin adalet olduğunu söyledi ve adalet arayışına dair bir savunma yaptı.

“Akıllanmıyoruz, düşünmüyoruz, ders çıkarmıyoruz” diyen Ağırel “Dün yargıda örgütlenen FETÖ’den bahsediyorduk. Bugün adaletten, yargının bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden bahsetmemiz gerekirken, oturmuş FETÖ’nün boşalttığı yere METÖ mü geldi, PETÖ mü geldi diye tahminler yürütüyoruz. Yarın daha başka bir yapıdan bahsedeceğiz. Yargı bağımsız, adil ve cesur olmadıkça yargıyı ele geçirmek isteyen siyasi güçlerin desteklediği yapılar ve bu yapıların emir eri olmuş savcı ve hâkimlerden bahsetmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

SAVCI AĞIRELİ ‘HAYALİ ŞEYLER YAŞAMAK’LA İTHAM ETTİ

Ağırel’in savunmasının ardından duruşma savcısı “Murat Ağırel’in fikri olarak savunmasına diyeceğimiz yok. Fiziki olarak bir kısım farklılıkları belirtmek istiyorum. Bugün yaşadıklarını daha önce yaşadıklarıyla benzetti. Eğer söyledikleri bugün yaşadıkları gibiyse hayali bir şey yaşıyor olabilir” dedi.

Mahkeme başkanı ise dışarıdaki sesten dolayı duruşma salonu önündeki bekleme alanının boşaltılmasını istedi. Bekleme salonunun boşaltılmasının ardından Barış Terkoğlu’nun savunmasına geçildi.

TERKOĞLU: BU BİR USLANDIRMA DAVASIDIR

Terkoğlu savunmasında “Daha soruşturma bile açılmadan hakkınızda hüküm veriyorlar. Gözaltına bile alınmadan cezanız kesiliyor. Savcılar iddianame hazırlamak için gösterecekleri çabayı yandaşlarına evrak sızdırmaya harcadıkları için, duruşmaya çıkmadan iddia tüketiliyor. Haberlerin savcı bilgisayarında mı yoksa iddianamelerin bazı gazetelerde mi yazıldığını bilmediğimiz bu davada, özür dilerim ama hüküm anına bir şey bırakmadılar” dedi.

“Bugün yargılandığımız dava da bir uslandırma davasıdır. Benim için bu nedenle de hükümsüzdür” diyen Terkoğlu savunmasında “Kendim için değil, ülkem için, adalet için tek dileğim; kararınız başından sonuna suç olan bu soruşturmanın, bu iddianamenin, bu davanın, bu mütalaanın devamı olmasın. Bırakın bu suç, bu kağıttan kuleyi kuranların üstüne devrilsin” ifadelerini kullandı.

ÇELİK: CASUS DEĞİL, GAZETECİ OLDUUMUZU İSPATLAMAYA ÇALIŞIYORUZ

Terkoğlu’nun beyanının ardından savunma yapan Ferhat Çelik “Biz tam 7 aydır casus değil de gazeteci olduğumuzu ispatlamaya çalışıyoruz” dedi.

Çelik “Defaatle vurguladığımız gibi ne bu haberden istihbari bir suç oluşturulabilir ne de Yeni Yaşam gazetesinden casusluk faaliyeti çıkar” diye konuştu.

Haberi Yeniçağ ve T24’ten derlediklerini söyleyen Çelik, “Yani iddia edildiği gibi bu haber ilk kez Yeni Yaşam gazetesinde çıkmadı. Haberin içinde zaten hangi kaynaklardan temin edildiği açıkça yazılıyor. Kaldı ki internet yoluyla ya da başka bir şekilde kamuoyuna açıklanan bir bilginin daha sonra yazılı basında yer alması özel bir suç oluşturamaz” ifadelerini kullandı.

Çelik “Ülke demokrasisinin zaten ayaklar altında olduğu, yandaş olmayanın ezilmek istendiği, bir avuç muhalif medyanın davalar, kapatma veya para cezaları gibi aygıtlarla susturulmak istendiği bir dönemi yaşıyoruz. En çok tutuklu gazeteci bizde. Yasaların kişilere göre değil, herkese adil ve eşit biçimde uygulanmasını istiyoruz” diye ekledi.

Ferhat Çelik’in ardından savunma yapması beklenen Aydın Keser, Covid-19 testi pozitif çıkan biriyle temasta olmasını nedeniyle karantinada olduğu için duruşmaya katılamadı.

EKİCİ: TANIKLA AYNI KONUMDAYIM AMA BEN SANIĞIM

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan Eren Ekinci, Hülya Kılınç dışında kimseyi tanımadığını söyledi. Ekinci “Kasten suç işleme gibi bir düşüncem kesinlikle yoktur. Böyle bir düşüncem olsa fotoğrafları Whatsapp üzerinden değil, başka bir yolla gönderirdim. O gün belediye başkanı ve milletvekilimiz ile cenazeye katıldık. Herkesin gözü önünde çektim, gizli çekim yapmadım. Görevim gereği gazeteciler fotoğraf ve video ister benden. Ben de gönderirim, kullanmak isterlerse değerlendirirler. Odatv ile hiçbir bağlantım yoktur. Tanık muhtar Cemali Merter ile aynı konumdayım, o tanık ama ben sanığım. Beraatimi talep ediliyorum” diye konuştu.

TÜM TUTUKLU GAZETECİLER TAHLİYE EDİLDİ

Ekinci’nin savunmasının ardındna duruşmaya 45 dakika ara verildi. Duruşmada sanık avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme heyeti kararını açıkladı.

Davada, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv Sorumlu Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Odatv muhabiri Hülya Kılınç, Yeniçağ yazarı Murat Ağırel, Yeni Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ferhat Çelik ile Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser, “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlamasından beraat etti.

“İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek” suçundan ise Ağırel, Keser ve Çelik 4 yıl 8 ay, Pehlivan ve Kılınç 3 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Terkoğlu ve Ekinci tüm suçlamalardan beraat etti.

Tutuklu yargılanan gazeteciler Pehlivan, Ağırel ve Kılınç’ın tahliyesine karar verildi.

ÖZGÜRLÜĞÜN OLMADIĞINININ BAŞKA KANITI

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, haberi, “Gazeteci dostlarımız her ne kadar bazı suçlardan beraat edip tahliye edilmiş olsalar da sonuçta gazetecilik mahkûm edilmiştir. Bu karar Türkiye’de haber alma, basın özgürlüğünün olmadığının bir baska kanıtı olmuştur. Mücadeleye devam!” sözleriyle yorumladı.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram