Filmlere ilham olan tablolar

Sanatın dalları her zaman birbirleri ile etkileşim halindedir. Bazen bir sanat eseri diğerine ilham kaynağı olur. Tıpkı birçok filmin bazı sahnelerinin ünlü tablolardan esinlenmesi gibi...

BURAK ÖZDEMİR 27 Mart 2022 YAŞAM

Tabloları ve filmleri birçok konuda birbirinden ayırmak oldukça zordur. Her iki sanat dalında da estetik kaygılar ile izleyiciye duygu aktarımı hedeflenir. Tablolardaki bu estetik ve duygu aktarımı birçok yönetmeni derinden etkilemiş ve bu nedenle filmlerinde beğendikleri tablolara göndermeler yapmışlardır.

Bazen de filmlerde yönetmenler, kasten dikkatli izleyicilere göz kırparlar. Bunlar genellikle bir replik ile, arka plandaki aksesuarlarla, kostümlerle, olay örgüsü ile veya kamera açıları ile yapabilirler. İşte yönetmenlerin filmlerine taşıdıkları sanat eserleri ve onların filme yansımaları.

Cennet Parası ve Gece Kuşları

“Cennet Parası” (Pennies from Heaven) Herbert Ross yönetmeliğinde 1982 vizyona girdi. Dram ve müzikal yapımı filmde Amerikalı ressam Edward Hopper’in “Gece Kuşları” (Nighthawks) tablosundan bir sahne yer alıyor. 1942 yapımı yağlıboya türündeki tablo Hooper’in en ünlü tablosu ve Amerikan sanatının en popüler eserlerinden biri. Filmin bu sahnesinde kamera açısıyla, atmosferiyle, oyuncuların giydiği kıyafetleriyle tabloya sadık kalınmış.

Gizli Kusur ve Son Akşam Yemeği

“Gizli Kusur” (Inherent Vice), Paul Thomas Anderson yönetmeliğinde 2014’te vizyona girdi. Komedi, suç ve dram türünde olan film, Thomas Pynchon’un aynı isimli 2009 yılındaki romanına dayanıyor. Film, National Board of Review tarafından yılın en iyi on filminden biri olarak seçildi. Filmde geçen bir sahne, adeta dünyanın en ünlü tablolarından biri olan Leonardo da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” (Il Cenacolo or L’Ultima Cena) tablosundan fırlamış gibi. Tablo, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce 12 Havari ile yedikleri son akşam yemeğini temsil ediyor.

Zindan Adası ve Öpücük

“Zindan Adası” (Shutter Island), 2010’da vizyona girdi. Martin Scorsese’nin yönetmenliğini üstlendiği film, Dennis Lehane’nin aynı isimli romanının beyaz perdeye uyarlanmış hali. Zindan Adası’nda bir sahne, Avusturyalı Sembolist ressam Gustav Klimt’in 1908 de tuval üzerine yağlı boya ile yaptığı “Öpücük” (Der Kuss) adlı eserin yansıması gözükmekte.

Batman: Kara Şövalye ve Kafa VI

“Kara Şövalye” (The Dark Knight), Christopher Nolan’ın yönettiği bir süper kahraman filmidir. 2008’de vizyona giren film Batman evrenindeki Joker’e yeni bir bakış açısı kazandırmış ve gişede beklenenin çok üzerinde hasılat yapmıştı. Filmdeki Joker karakterinin kostümü ise bizzat Nolan tarafından Nolan’ın en sevdiği sanatçı Francis Bacon’ın “Kafa VI” (Head VI) adlı eserinden esinlenerek oluşturuldu.

Cinnet ve Tek Yumurta İkizleri

“Cinnet” (The Shining), Stanley Kubrick’in bir korku klasiği olarak literatüre kazandırdığı 1980 yapımı filmdir. Stephen King’in romanından uyarlanan filmde otel içerisinde dolaşan ikiz kız kardeşler seyircide oldukça etki bırakmıştı. Daha sonrasında bu ikiz kardeşler popüler kültürde ikonlaştı ve başka filmlere de ilham kaynağı oldu. Kubrick ise bu karakteri oluştururken bir fotoğraftan esinlendi.

Amerikalı kadın fotoğraf sanatçısı Diane Arbus, ‘ucube’ denilen insanların fotoğraflarını sergilemek ile nam salmış bir sanatçı. Arbus’un 1967’de “Tek Yumurta İkizleri” (Identical Twins) adlı 7 yaşında olan ikizlerin fotoğrafı ise en ünlü çalışmalarından biri. Kubrick’in ise Arbus’un çalışmalarının bir hayranı olduğu biliniyor.

Otomatik Portakal ve Tutuklular Çemberi

“Otomatik Portakal” (A Clockwork Orange), Stanley Kubrick’in yönetmen koltuğunda oturduğu Anthony Burgess’in aynı adlı romanından uyarlanan 1971 yapımı filmdir. Kubrick’in ünlü filmlerinden olan Otomatik Portakal, vizyona girdiği dönemde aşırı şiddet içermesi sebebiyle eleştirilmişti. Filmin hikayesi, insan doğasının korkunç ve kasvetli bir tasvirini ortaya çıkarıyor. Filmdeki sürekli daireler çizdirilerek ıslah edilmeye çalışılan mahkumların olduğu sahne, Vincent Van Gogh’un “Tutuklular Çemberi” (after Gustave Doré) tablosundan fırlamış gibi duruyor. Kameranın açısı ve atmosfer tablo ile birebir aynı.

Çığlık

“Çığlık”, Wes Craven tarafından yönetilen 1996 yapımı Amerikan korku filmi. Film korku türünün baş yapıtları arasında yerini almış durumda. Çığlık filmi gişedeki başarısı sonrasında seri haline getirildi ve 5. filmi 2022 yılında vizyona girdi. Filmin ana karakteri olan katilin ikonik “Ghostface” maskesi Edvard Munch’un ünlü modernist tablosu “Çığlık”tan (The Scream) esinlenilerek oluşturuldu.

Zincirsiz ve The Blue Boy

“Zincirsiz” (Django Unchained), 2012 yapımı ve Quentin Tarantino’nun yazıp yönettiği western türündeki filmdir. Gişede yapımcılara oldukça kazandıran film, her Tarantino filminde olduğu gibi birçok gönderme içeriyor. Film beş Akademi Ödülü de dahil olmak üzere birçok ödüle aday gösterildi. Oyuncu Christoph; Waltz Altın Küre, BAFTA ve Akademi Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Tarantino ise en iyi senaryo dalında Akademi Ödülü, Altın Küre ve BAFTA ödülünü kazandı. Filmin ana karakteri olan siyahi kovboy Django, karakter itibariyle beyaz amerikan algılarını yıkmıştı. Django’nun kostümü ise Thomas Gainsborough’un en ünlü tablolarından biri olan The Blue Boy’daki zengin çocuğun mavi kıyafetlerinden esinlenerek oluşturuldu.

Marie Antoinette ve Napolyon Alpleri Geçerken

“Marie Antoinette”, Sofia Coppola yönetmeliğinde 2006 yılında vizyona girdi. Film, en iyi kostüm dalında Akademi ödülüne (Oscar) layık görüldü. Filmde Fransız Devrimine giden yıllar işlendi. Film açık bir şekilde Jacques-Louis David’in Napolyon Alpleri Geçerken (Le Premier Consul franchissant les Alpes au col du Grand Saint-Bernard) adlı eserine gönderme yapıyor.

Melankoli ve Ophelia

“Melankoli” (Melancholia), 2011 yapımı Danimarka yapımı bilim kurgu, dram ve sanat filmidir. Lars von Trier tarafından yazılıp yönetilen filmde birçok sanatsal gönderme bulmak mümkün. Filmin reklam posterinde ise John Everett Millais’in Ophelia adlı eseri canlandırıldı. Tabloda Shakespeare’in Hamlet oyunundaki Ophelia karakterini Danimarka’daki bir nehirde boğulmadan önce şarkı söylediği betimlenmekte.

Baron Munchausen’in Maceraları ve Venüs’ün Doğuşu

“Baron Munchausen’in Maceraları” (The Adventures of Baron Munchausen), 1988’de vizyona girdi. Terry Gilliam’ın yönetmenlik yaptığı ve stüdyonun çok fazla para yatırdığı filmin gişede patlayacağı bekleniyordu fakat beklenilen olmadı. Filmde bir sahne bariz bir şekilde İtalyan ressam Sandro Botticelli’nin “Venüs’ün Doğuşu” adlı tablosundan (Nascita di Venere) esinlenildi.

Kabare ve Gazeteci Sylvia von Harden’in Portresi

“Kabare” (Cabaret), 1972 yapımı Bob Fosse’nin yönetmen koltuğuna oturduğu müzikal filmdir. Film 1973 yılında 8 tane Oscar ödülü aldı. Filmde bir sahnede adeta Alman ressam Otto Dix’in “Gazeteci Sylvia von Harden’in Portresi” (Bildnis der Journalistin Sylvia von Harden) adlı eseri beyaz perdeye taşınmış. Sahnede masadaki figürlerden ellerin duruşuna kadar tabloya birebir sadık kalınmış.

Alamo Kalesi ve El Jaleo

“Alamo Kalesi” (The Alamo) John Wayne tarafından yönetilen 1960 yapımı savaş filmidir. Film çıktığı dönemde tarihi olarak yanlış olduğu gerekçesi ile gündem olmuştu. Filmde John Singer Sargent’in 1882 yılında boyadığı “El Jaleo” tablosu sahnelendi.

Hücre ve Şafak

“Hücre” (The Cell), Tarsem Singh’in ilk yönetmenlik yaptığı 2000 yapımı filmdir. Çıktığı dönemde eleştirmenlerden tam not alan film gişede büyük başarı elde etti. Filmde simgeler ve göndermeler fazlasıyla var. Bunlardan biri ise Norveçli sanatçı Odd Nerdrum’un 1989 tarihli “Şafak” (Dawn) isimli tablosunun etkisi gözükmekte.

Schmidt Hakkında ve Marat’ın Ölümü

“Schmidt Hakkında” (About Schmidt), 2002 yılı ABD yapımı komedi, dram türü sinema filmidir. Yönetmenliğini Alexander Payne’nin yaptığı film 3 tane Oscar ödülü kazandı. Filmde Jacques-Louis David tarafından 1793 yılında çizilen “Marat’ın Ölümü” (La Mort de Marat) adlı tablonun canlandırılma sahnesi var.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram