Erdoğan’ın çaresizliği

Muhalefet 'yargıda aklanmanın ya da mahkâm olmanın' karine olmadığını anlamış olsa da Erdoğan yargı marifetiyle siyaseti dizayn hedefi yokluğa sürükleyebilir. Bu yöntem daha önce denendi, başarısız oldu ve heveslenenleri sahnenin dışına itti. Sıra Erdoğan’da…

SÜLEYMAN ÖZKAYA 19 Mayıs 2022 GÖRÜŞ

Cumhurbaşkanı ve AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan

AKP lideri Erdoğan, bu saatten sonra kazanması mümkün olmayan seçimi, yargı marifetiyle kazanmak için startı vermiş görünüyor. Ne yaparsa yapsın kazanamayacağını bilecek kadar siyasi deneyimi var Erdoğan’ın. Ama yargı kanalıyla yaptığı hamleler, çaresizliğini daha görünür hale getiriyor.

Bu ülkede yargı kanalıyla siyaseti dizayn etmek isteyenler hep kaybetti. Erdoğan için de aynı son yakındır. Bu saatten sonra “Erdoğan’ın yerine kim cumhurbaşkanı olacak?” ve “AKP seçimden kaçıncı parti olacak?” sorularının cevaplarını konuşmak gerekir.

Erdoğan, seçimden istediği sonucu olmak için medyasını, iş adamlarını, din adamlarını, cemaat görünümlü yapıları, spor dünyasını gözünü kırpmadan kullandı ve kullanıyor. Ancak bir süredir, her alanda yaptığı baskı ve medya dezenformasyonuna rağmen istediğini elde edemiyor. Son olarak yargıyı daha etkin kullanmayı denedi. “Erdoğan yargısının” yargılamalarını doğru kabul edip onun üzerinden siyaset söylemi üretenlere karşı Erdoğan yargı silahını tüm muhalefete karşı çekti. Ve ip koptu.

ERDOĞAN YARGISIYLA “TANIŞAN” MUHALEFET..

Çünkü muhalefet yargı kararlarının doğru olduğunu kabul edederk siyaset üretti. Anayasa Mahkemesi’nin, Yargıtay ve ilk derece mahkemelerin mahkeme vasfını kaybettiğini görmek istemedi. Canan Kaftancıoğlu kararı ‘yargının siyasetin kullanışlı aparatı’ olduğunu bir aptalın bile anlayacağı şekilde ortaya çıkardı.

SEÇİMİ KAYBETMESİ KURDUĞU YANDAŞ DÜZENİN YOK OLMASI DEMEK

Erdoğan, her yaptığını bir sonraki seçime göre ayarlayan bir politikacı. Ülke çıkarı, milletin âli menfaatleri, hak, hukuk, insan hakları… Erdoğan’ın kelime dağarcığında yok. Konuşmalarında geçiyorsa metin yazarı kullandığı içindir, göstermeliktir.

Erdoğan için seçimi kaybetmek çarkın bozulması ve her şeyini kaybetmesi demek. Atatürk Havalimanı’nı yok etmek için can havliyle yaptığı çabalarda bunu gördük. Havalimanının yerine millet bahçesi yapılacağı duyuruldu. Neden yok etmek istediler havaalanını? Çünkü Erdoğan, iktidarını kaybedeceğini anladı. Çevresindeki menfaat grubunun çıkarlarını koruması gerek. Bunun için harekete geçti. Gelecek iktidara kullanılabilir şekilde bırakırsa yandaş iş adamlarının işlettiği yeni havalimanı riske girebilir. Atatürk havalimanını yeniden aktif hale gelirse Katar ya da BAE’li yeni patronlar zarar edebilir. Bu nedenle bir Atatürk Havalimanı’nı yok ediliyor.

Diğer taraftan Rize’ye 3 milyon yolcu garantili olan yenisi açıldı. Gerek var mıydı? 50 kilometre uzaklıkta Trabzon’da varken niçin yenisine ihtiyaç duyuldu? Hepsinde aynı mantık. Yandaşa para aktarmak, yeni kaynak yaratmak.

İktidar değişimi sonrasında Erdoğan kendisini koruyabilir belki ama aile bireylerini, işadamlarını, suça bulaşmış bürokrat ve yargıçları kim koruyacak? İktidarı kaybetmek aslında her şeyi kaybetmek demek.

ERDOĞAN’A KARŞI HER ADAY SEÇİMİ KAZANABİLİR

Anketlere bakılırsa Erdoğan’a karşı çıkarılacak bir ‘ceketin’ bile kazanma ihtimali var. Bir değil dört rakibi var. Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu, Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu.

Önsezilerim ve anket sonuçları kazanmasının mümkün olmadığını söylüyor. Kafasında 2015 yılındaki gibi seçimi yeniden çevireceği düşüncesi var. O dönem kullandığı enstrümanlara ek olarak şimdi yargıyı daha etkin bir şekilde kullanarak sonuç alabilir. Ancak ekonomik kriz bu ihtimali yokluğa mahkûm ediyor.

AKP İKİNCİ Mİ, YOKSA ÜÇÜNCÜ PARTİ Mİ OLUR?

Seçim yaklaştıkça siyasette taşlar yerine oturacak. AKP’li seçmenin kopması hızlanacak ve AKP’yi belki de yüzde 20 oy oranının altına çekecek. Seçimi kazanamayacağı sokakta, kahvede, evlerde konuşulur hale geldiği an iş bitmiştir. İYİ Parti’deki yükseliş bunu sağlayacak gibi. AKP tabanında yükselen seslere karşı üretilen “Ekonomiyi yeniden ancak AKP düzeltir” propagandası da işe yaramamış gibi.

Seçim döneminde AKP’nin kaçıncı parti olacağını tartışıyor olacağız belki de. İYİ Parti’deki yükseliş seçime kadar devam edersee AKP’nin birinci parti olarak çıkması iyice zorlaşacak. DEVA’nın ve Gelecek Partisi’nin göstereceği performansa göre AKP ikinci veya üçüncü parti olacak. AKP’den İYİ Parti, DEVA ve Gelecek Partisi’ne yönelecek yüzde 5-6’lık bir oy, dengeleri Millet İttifakı lehine değiştirecek.

AKP, CHP ve İYİ Parti yüzde 20-25 bandında yüzebilir. Gelecek, Saadet ve Demokrat Parti ile ittifak oluşturmuş bir İYİ Parti’nin birinci parti olması sürpriz olmaz. AKP yüzde 25’le birinci çıkabileceği gibi, yüzde 20-25 arasında bir oyla üçüncü bir parti olarak da çıkabilir.

MHP’DE DE İŞLER İYİ GİTMİYOR

MHP’de de işler iyi gitmiyor. Önceki seçime göre oyunun yüzde 40’ını kaybetmiş durumda. AKP’deki erimeye paralel bir oy kaybı yaşanması durumun baraj altında bile kalabilir. Baraj altında kalma riski ortaya çıktığında AKP’den bir miktar oy kayması olabilir. Bu durum da AKP’nin birinci parti olmasını iyice zorlaştıracaktır. Bu erimeyi gören Erdoğan, MHP kamburunu daha uzun süre sırtına taşır mı? Seçimi kaybedeceğini anlayan Erdoğan, parlamentoda elini güçlendirmek için MHP’yi Meclis dışına itebilir. Erdoğan’ın siyaset tarzına göre böyle bir şey sürpriz olmaz. MHP’yi devre dışı bırakarak Kürt seçmene olumlu mesajlar vermeyi deneyebilir. Ancak böyle bir adımın bir etkisinin olacağı da şüpheli…

AKP’NİN KESİN İKTİDARDAN GİDECEĞİNİ ANLAYAN SEÇMEN NE YAPAR?

AKP’li seçmen yoğun medya dezenformasyonu altında AKP’nin iktidardan gideceğini şu anda net bir şekilde göremiyor. Kriz derinleştikçe iyice belirginleşecek ve AKP’den oy geçişleri başlayacak. Oy geçişi dışında vekil ve belediye başkanı geçişi olursa da şaşırmamak gerekir. Artık konuşulacak olan Erdoğan sonrasında hukuk devletine nasıl dönüleceğinin yol haritası olmalıdır.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram