‘Erdoğan kaosa inanmış ama bu kez kaos terörle değil seçimle gelecek’

Korkusuz yazarı Memduh Bayraktaroğlu Kronos'a anlattı: Soylu ve Bahçeli'nin en çok isteyeceği şey Öcalan'ın ev hapsine alınmasıdır. 15 Temmuz'a tiyatro demiyorum çünkü tiyatroya hakaret olur.

MEHMET ŞAHİN 15 Mayıs 2022 SÖYLEŞİ

Eğriye eğri, doğruya doğru demek aslında insani bir standarttır fakat kutuplaşmanın çok yoğun yaşandığı toplumlarda, mesela günümüz Türkiye’sinde bir erdem haline dönüşüyor. Son günlerde ekonomi ve dış politika gibi ana başlıklarda mızrak çuvala o kadar sığmıyor ki, iktidara oy verenler de bir takım yanlış işlerin altını çizmek zorunda kalıyor. Akla ister istemez şu soru geliyor; acaba Türkiye buradan huzurlu ve güvenli bir şekilde çıkabilecek mi? Yoksa büyük bir kırılma yaşanmadan normalleşemeyecek mi? Bu konuda, tecrübesini yazılarıyla, kitaplarıyla, videolarıyla sürekli paylaşan gazeteci, Korkusuz yazarı Memduh Bayraktaroğlu’yla konuştuk…

ERDOĞAN’A SEÇİMİ KAYBETTİRİP KAZANANI ERKEN SEÇİME ZORLAYACAKLAR

Türkiye bu krizden normal bir şekilde çıkabilir mi? Konut kredisi ve dövizde ilginç adımlar atıldığı için ekonomiden başlayalım…

Ben komplo teorilerini sevmeyen biriyim ama galiba bazen insanların komplo teorisi gibi düşünmesi gerekiyor. Son dönemlerde vardım bu kanıya. Evvelden böyle bir şey hiç düşünmezdim. Politikacıların strateji üretmediklerini, rastgele gittiklerini düşünürdüm. Artık son yaklaşık 1 yıldır, en azından son 10 aydır, Erdoğan rejiminin seçim kaybetmek için her şeyi yaptığını görür gibiyim. Erdoğan’ın bu seçimi kaybetmesi gerektiğini üzerine bir plan yapılmış. Ben Erdoğan’ın kendine ait fikirleri olmadığına inananlardanım. Kendi fikri olan insanlar böyle her dakika fikir değiştirmezler. Ancak birileri önüne strateji koyarlarsa o stratejiyi uygularlar. Bunlara siyaset dünyasında lider deniyor. Neyse… Bu yüzden benim Erdoğan’ın son dönemlerde kendisine fikir dayatıldığı konusunda izlenimlerim var. Diyorlar ki görebildiğim kadarıyla ‘öyle bir şey yapalım ki siz Cumhurbaşkanı seçilmeyin. Parlamentoda güçlü bir Ak Parti sağlayalım. Gördükleri şu. 2015 senesinde denediler. Terör ile başardılar. Başardılar diyeceğim. Bizim için elbette kötü bir başarıydı. Kendi açılarından başarılıydı. Seçimi kazandılar. Kasım seçimlerini kazandılar. Şimdi terör üretebileceklerini zannetmiyorum. Ümit Özdağ’a katılmıyorum. Hem kamuoyu hem anayasal kurumlar hem siyasi partilerin hepsi son derece akıllı ve tecrübeliler. Bunu da bildiği için Erdoğan’ın yakınındaki danışman kadrosunun ya da strateji çizenlerin, Erdoğan’a, bir seçim kaybederek toplumu yeniden erken seçime zorlamalıyız dediklerini düşünüyorum artık.

ERDOĞAN KAOS TEORİSİNE İNANMIŞ AMA BU KEZ KAOS SEÇİMLE GELECEK

Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?

Çünkü ekonomide kırılganlığın ötesinde şeyler var. Dış politikada kırılganlığın ötesinde şeyler var. Erdoğan görebildiğim kadarıyla koas teorisine inandırmış kendisini. Çünkü bütün dinlerde kaos vardır. Biliyorsunuz. Nitekim yine bütün dinlerde altın çağın çok büyük bir kaos döneminden sonra geleceğine inanılıyor. İşte Mehdi, Mesih ne derseniz. Her din farklı bakıyor. O büyük kaos döneminden sonra da Hristiyanlara göre Hristiyanları, Müslümanlara göre Müslümanları dünyanın en üstün ümmeti haline getireceği iddia olunuyor. Erdoğan belli ki bu konularda dini görüşleri yerleşmiş, faizlerde de buna çok dikkat ediyor. Hatırlayacaksınız nas kelimesini kullanarak. Kur’an’daki ayetlerin faize cevaz vermediğini savunarak. Şimdi de gördüğüm kadarıyla bir kaos ortamı, 2015 yılındaki kaos ortamı gibi. Ama bu sefer yaratılacak kaos ortamı terörle değil bir seçim ile olacak. Daha da diplere çökertip zaten erken seçim meraklısı olan muhalefeti ikna ederek bir erken seçime gidebilir ya da öyle kötü yapar ki ekonomiyi bu süreçte de partisini sağlamlaştırır. Finans gücünü iyice zirvelere çıkartır. Sonra kendisinin aday olmayacağı seçime gidebilir diye düşünüyorum.

ÇOK KURNAZDI, ÇİLLER’İ TAYYİP ERDOĞAN’IN YANINA MÜNCİ İNCİ YAMADI

Amaç oluşan kaos ortamında bir sıçrama olanağıysa -ki Erdoğan’ın kendi fikri olmadığını düşünmüyoruz- kim planlıyor bunu?

Ben derin güç, dış güç de demiyorum. Dış güçler bunları Erdoğan’a böyle yap demez ama Erdoğan’ın ilk daha belediye başkanlığının öncesinden itibaren yanında benim bile taktir etmediğim, onaylamadığım ama siyasi zekâlarına şapka çıkardığım bir grup var. Bunların 5 kişi olduğunu o zamanlarda duyardım. Yine öyle olduğunu duyuyorum. Onların birisi vefat etti. Kendisiyle ben de tanışmıştım. Avukat Münci İnci’ydi. Gerçekten çok kurnaz bir adamdı. Zeki değildi ama olağanüstü çabuk düşünen, siyaseti satranç zekası ile oynayabilecek kadar da ileri görüşlü bir danışmanıydı Münci İnci. Mesela benim de danışmanlığını yaptığım Tansu Çiller’i, Recep Tayyip Erdoğan’ın yanına da Münci İnci yamadı. Hatta son karşılaştığımızda Tansu Hanımların evinde, Yeniköy’deki yalıda. Özer Bey’in yaş günüydü. Ben kendisiyle tartıştım bu konuda. Tansu Hanım siyaset yapacaksa onu Tayyip Bey’in yanına yamamanın yanlış odluğunu söyledim. Neyse geçti gitti. Artık arkasından konuşmanın anlamı yok. Allah günahları varsa affetsin ama onun yerine başka birisini aldılar hemen. İsim konusunda şimdi yaşadığı için onu söylemek istemiyorum. Doğru da bulmuyorum. Ama o 5 kişi Tayyip Erdoğan’a istediği her şeyi yaptırır.

ERDOĞAN İKTİDARDAN DÜŞSÜN BEŞLİ ÇETE HEMEN SAF DEĞİŞTİRİR

Beşli çeteden söz etmiyorsunuz değil mi, bu başka bir beş kişi?

Hayır. Tabii ki onlar değil. Onlar stratejist falan değildir. Onlar para nerede oradalar. Yarın CHP iktidarı gelsin, İYİ Parti iktidar olsun. O beş kişinin beşini birden iktidar partisinin yanında göreceksiniz. Biz yaşadık bunları. Mesut Yılmaz rahmetli, paraya pula ihtiyacı yoktu. Kimin yüzünden Anayasa Mahkemesi’nde mahkum olduğunu hatırlar mısınız? Ben söyleyeyim. Mehmet Cengiz yüzünden. Mehmet Cengiz’le ilişkileri yüzünden Yüce Divana götürüldü. Yargılandı, mahkum oldu. Ertelendi. Yani o Mehmet Cengiz, Mesut Yılmaz’dan önce de Tansu Çiller’in dibinden ayrılmıyordu. Bir ara Turgut Bey’le samimiyetini herkes bilir. Bunlar böyledir. Bakın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidardan düştükten sonraki belki ilk altı ay bir beklemeye girerler. Onlara da belki bazı bilgiler gönderilir. Ama inanın umudu kestikleri gün Recep Tayyip Erdoğan’ın aleyhinde her şeyi söyleyeceklerdir. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

HAKARET ETTİĞİ MACRON’LA GÖRÜŞEBLMEK İÇİN ARAYA LOBİLER KOYUYOR

Dış politikadaki tavır değişiklikleriyle ilgili iktidar tabanında ‘Erdoğan’ın bir bildiği vardır.’ düşüncesi dikkat çekiyor. Var mı size göre de?

İnanın hiçbir bildikleri yok. Tamamen spontane, o anda ne gerekiyorsa ona göre hareket ediyorlar. Geriye dönüp baktığımız zaman Mavi Marmara Gemisi’nde de göreceksiniz, Davos’taki sizler çocuk katili deme konusunda da göreceksiniz, Suudi Arabistan konsolosluğundaki o vahşi cinayet konusunda da. Avrupa Birliği konusunda da. Macron’a neler söyledi hatırlayın. Macron’un zekasının olmadığını bile söyledi. Şimdi Macron ile görüşebilmek için araya lobi şirketlerini koyuyorlar. Bir dünya da para ödüyorsunuz bunun için. Biden için neler söyledi. Sonunda Biden en ağır suçlamaları yaptığında hiçbir şey demedi. Trump, en yakın kankalarından biriydi ama aptal mısın diye suçları kendisini. Cevap dahi veremedi. Bunlar oportünist siyasetçiler. Devlet adamı değil bunlar. Devlet adamlığı başka bir şeydir. Devlet adamı, neyi söylememesi, neyi söylemesi gerektiğini bilir.  3 defa düşünür, 1 kere söyler. Bunlar hiç düşünmeden söylüyor. Söyledikten sonra düşünmeye başlıyorlar. Böyle bir devlet adamlığı olmaz.

KAOS ERDOĞAN’IN, SIKIYÖNETİM ÖZDAĞ’IN İŞİNE GELİR

Ya muhalefetin durumu; ‘Altılı Masa’yla devam etmeli mi yoksa daha iyisi mi gerekir?

Deneyimlerime, bilgilerime, okuduklarıma öğrendiklerime bakarak, Cumhuriyet tarihimiz demeyelim ama demokrasi tarihimizde en doğru siyaseti yapan altı siyasi parti olduğu kanaatindeyim. Nitekim Ekrem İmamoğlu konusunda da bu pencereden baktım. Atılı ittifak ne yapıyor? Şunu yapıyor. Türkiye’de şu anda bir kaos kimin işine yarar? Erdoğan’ın işine yarar. Bir OHAL ilanı kimin işine yarar? Erdoğan’ın işine yarar. Sıkı yönetim kimin işine yarar? Ümit Özdağ’ın işine yarar. Dikkat ederseniz muhalefet Ümit Özdağ’ı adeta görmezden geliyor. Neden görmezden geliyor? Muhalefetin içinde çok tecrübeli gerçekten devlet adabı bilen devlet adamlığı misyonu olan politikacılar var. Bunlar şunu görüyorlar, Ümit Özdağ’la Süleyman Soylu arasındaki kavga kayıkçı kavgası…

ÖZDAĞ DİKKAT ÇEKMEK İÇİN MANSUR YAVAŞ’IN OMUZLARINA BASTI

Neden kayıkçı kavgası olduğunu düşünüyorsunuz?

Kayıkçı kavgası olmasaydı Ümit Özdağ 10 senedir, mülteci konusunu konuşuyor. Ama benim mülteci sorununa bakışımla Ümit Özdağ’ın bakışı arasında benzerlik bile yok. Ümit Özdağ ne yaptı? Konuştu, konuştu, konuştu. Baktı gündeme gelmiyor. Mansur Yavaş’ın sırtına çıktı, omuzlarına bastı, yukarı attı kendisini. Mansur Yavaş’ın adını ortaya attığı andan itibaren mültecileri tekrar gündeme getirince işler değişti.  Neden Mansur Yavaş’ı kullandı? Çünkü Erdoğan’ın İmamoğlu’ndan bir çekincesi yok. Söylüyorum yaklaşık 10 aydır. Erdoğan zaten aday değil. Haliyle ilk yapmaları gereken Mansur Yavaş’ı, öncelikle de HDP’li seçmenin gözünden düşürmek ama şimdi görüyorum ki Edirne’den ses geldi. Selahattin Demirtaş’ın sesinden anladığım şu. Daha önce İmamoğlu ile ilgili isim vermeden destekleriz diyen Selahattin Demirtaş, Erdoğan’ın karşısında kim olursa olsun destekleriz açıklamasını yaptı. Bu demektir ki Mansur Yavaş’ı da koysanız hiç merak etmeyin biz HDP’liler olarak ilk turda değilse bile ikinci turdaki oylarımız aynı İstanbul Belediye seçimlerinde olduğu gibi Mansur Yavaş’ındır ya da bir başkasınındır demek için o açıklamayı yaptı.

Özdağ’ın Zafer Partisi seçimlerde sürpriz yapabilir mi?

Ümit Özdağ, çok yakın bir zamanda siyasi olarak çok yanlış yaptığını da görecek. Zannediyor ki daha önümüzdeki 13-14 ay bu politikalarla yani mülteci politikalarıyla ben bu işi götürürüm. Göreceksiniz bir iki ay içinde bu olay gidecek. Kemal Kılıçdaroğlu ve yanındaki çalışma arkadaşları da bunun farkındalar. Çok doğru bir şekilde iki sene içinde planlı, programlı, Avrupa ve dünya insan haklarına uygun, uluslararası hukuka uygun bir şekilde yapılacağını söylüyor.

ERDOĞAN TEKRAR YÖNÜNÜ KÖRFEZE DÖNDÜ AMA GEÇTİ BORUN PAZARI 

Ukrayna savaşından sonra bölgede neler değişecek?

Ukrayna Rusya savaşından sonra dünyanın aklı başında yatırımcıları, Orta Doğu’da yerleşecek olan, gerçekten yerleşecek olan bahar ikliminde yatırımlarını Suriye’ye, hatta Lübnan’a, Ürdün’e, hatta Filistin’e kaydıracaklar benim görebildiğim kadarıyla. Ben böyle görüyorum böyle seziyorum. O nedenle de önümüzdeki süreçte Recep Tayyip Erdoğan’ın bunu gördüğünü ve hemen yön değiştirip Orta Doğu bölgesindeki ülkelerle dost olmaya çalıştığını takip ediyorsunuz her beraber ama bence geçti borun pazarı. Çünkü Arap ülkeleri dediğimiz, bizim halkımızın kimilerinin küçümsediği, o ülkeleri yönetenler gerçekten çok yüksek eğitim almış insanlar. Hepsi devlet yönetiminin, krallığın, prensliğin gerekliliklerini öğreten büyük batı okulların değerli, bence değerli, batı okullarında, üniversitelerinde eğitim gördüler. Hepsi çok zeki ve bilgili insanlar. Erdoğan’a sadece ya da sadece Erdoğan’a değil, başkalarına da, sadece 1 kere güvenirler. 1 kere hata yapma şansı verirler. İkinci şansı vermezler. Bakınız Suudi Arabistan’a. Kendisini zorla davet ettirdi. Suudi Arabistan ne yaptı? Açık açık dedi ki biz davet etmedik. Bunu da kendi resmi devlet televizyonu ile yaptı ve hiç ne para geldi, ne para gelecek. Hiçbir şey yok. Demek ki Avrupa, ABD, gelişmiş dünya ülkeleri Orta Doğu bölgesinde yatırım yaparak, para kazanmanın yollarını arayacaklar. Bunun için de Türkiye’de yeni bir iktidar arayışı içinde olduklarını tahmin ediyorum. Efendim Türkiye’nin iktidarını Avrupalılar mı belirleyecek? Vallahi istesek de istemesek de dünya artık küçük. Erdoğan bu dönüşümün içinde yapabilecek mi? Bence ihtimali hiç yok ama sıfır değil diyelim ama. Peki o zaman %1 diyelim.

İMAMOĞLU BÜYÜK BİR FIRSATI TEPTİ, GEÇMİŞ OLSUN

İmamoğlu tartışmasına ne diyorsunuz? Bir fırsatı mı tepmek üzere sizce?

Bence fırsatı tepti artık. Ben bundan sonrası için çok zor görüyorum. Altı siyasi parti genel başkanının Ekrem İmamoğlu’nu kamuoyu araştırmalarında yüksek çıksa bile ki zannetmiyorum çıkacağını, aday göstermelerine artık ihtimal bile vermiyorum. Bu kadar yanlıştan sonra. Adalet ve Kalkınma Partisi, Recep Tayyip Erdoğan, dört bakanı ile ilgili doğru cevap vermedi. Bakın o günden sonra öyle ya da böyle o ara kaos dönemi hariç hep oyları aşağı doğru gitti. Artık halk öyle bir noktaya geldi ki yolsuzluk konusunda hassaslaştılar. Herkes, herkesin ne yaptığını biliyorum. Türkiye’de zengin acayip zengin. Varlıklı yaşayan 1.5-2 milyon insan acayip varlıklı. Olağanüstü lüks içinde yaşıyor. Bırakın Yunanistan’ı falan, bir Fransız kadar lüks içinde yaşıyor. Fransız zengini kadar lüks içinde yaşıyor ama milyonlarca insanımız da Bangladeş’in yoksulları kadar yoksulluk içinde yaşıyor. Eğer biz Türkiye’de bu acayip eşitsizliği en az eşitsizliğe dönüştürecek bir iktidar bulamazsak, olmaz. İmamoğlu bütün bu şansları bu hareketleri ile kaçırdı.

Erdoğan’ın aday olmama lüksü var mı?

Lüksü değil mecburiyeti var.

MUHALEFET NE DER BİLMEM AMA ERDOĞAN BİR GENEL AFFI ZORLAYACAK GİBİ

Erdoğan, iktidardan inerse, hukuk ile yüzleşebilir. Bunun için böyle bir lüksü var mı?

Efendim lüks değil niçin mecbur? Erdoğan’ın uzun zamandır genel affı zorlayacağını söylüyorum. Bu konudaki kanaatim henüz değişmiş değil. Muhalefet partileri ne cevap verirler bilmem ama onların da bu konuda halka izah edecekleri bir şeyler olduğu kanaatindeyim. Recep Tayyip Erdoğan, erken ya da zamanında yapılacak seçimi, Recep Tayyip Erdoğan olarak kazanabilme ihtimali ısrarla söylüyorum, şu anda ve bu değişmeyecektir, sıfırdır. Kazanamaz. Mümkün değil kazanamaz. Hatta ben Selahattin Demirtaş’ın son açıklamasından sonra artık bu şansın tamamen sıfırlandığı kanaatindeyim. Ne yapacak? İstanbul Belediye seçimlerinde olduğu gibi yeniden Abdullar Öcalan’a sarılacak büyük ihtimalle. Abdullah Öcalan’ı belki de Kandıra’ya getirecek. Belki de.

SOYLU VE  BAHÇELİ’NİN EN ÇOK İSTEYECEĞİ ŞEY ÖCALAN’IN EV HAPSİNE ALINMASIDIR

Düzenlemeyle ev hapsine alınabileceği iddiaları var.

Ev hapsine alırlarsa da Kandıra’ya alırlarsa da değişen bir şey olmaz. Hemen provokatörler harekete geçerler. Öcalan’ın bulunduğu evin adresi kolayca bulunur. Milyonlarca kişi orada Arapça kelimesi olduğu için kullanıyorum, tavaf etmek isterler. Bunların kimi samimidirler kimi provokatördürler ama milyonlarca kişi bunu yaparlar. Türkiye kaynar. Zaten şu anda Devlet Bahçeli’nin en çok isteyeceği, Ümit Özdağ’ın da keza. Hatta Süleyman Soylu’nun en çok isteyeceği işlerden biri Öcalan’ın ev hapsine ya da Kandıra’ya alınmasıdır. Onu da size söyleyelim. Ben bunu şu nedenle söyledim. Recep Tayyip Erdoğan’ın artık çıkışı yok. Yani kullanabileceği hiçbir siyasi silah kalmadı. Siyasi silahtan bahsediyorum. Ateşli silahtan bahsetmiyorum. Hiçbir siyasi silahı kalmadı. Ekonomi zaten berbattı, daha da berbat olacak. Bakınız ben bayramdan 1-2 gün önce dolar fiyatları biraz düşüyordu. Çünkü insanlar bayram harçlığı için döviz satıyorlardı. Dedim ki bayramdan sonra dolar 15’ten başlayacaktır. Benim gibi düşünen var mı diye bir tweet attım. Başlamadı benim dediğim gibi. 14.70’ten başladı. Bana hemen eleştiriler. Gördün mü moruk yanıldın. 1 hafta yanıldım. Yaşlıyım ben tabii. 1 hafta bir gecikme olabilir. Dolar yine 15’i, 15.50’yi buldu bir ara. Şimdi diyorlar ki yeni alınan tedbirler. Düşebilir mi? Yine bir ara düşebilir ama nereye kadar? Taşıma su değirmeni döndürmez. Dere mutlaka akmalı. Çay mutlaka akmalı ki o değirmen taşını döndüren çark dönsün. Yoksa kova ile su getireceksiniz, dökeceksiniz. Değirmen çalışmaz canım kardeşim.

MUHALEFETE TAVSİYEM ÖZDAĞ’I CİDDİYE ALMASINLAR

Tüm bunları düşündüğünüzde Türkiye, ciddi bir kırılma yaşamadan normalleşebilir mi?

Normalleşebilir. Ben zaten dünyanın geleceğinin iyi olacağının konusunda kanaat belirtirken hep buna inanıyorum. Artık eski dünya da yok eski politikacılar da olmayacak önümüzdeki süreçte. Hani derler ki bizim hepimiz böyle yetiştik. Tarih tekerrürden ibarettir derler. Tarihten gerçekten ders alacaklar. İlla ki kaos şart mı ya? Hayır. Altı siyasi parti genel başkanının toplantılarını, ittifaklarını demiyorum. Toplantılarını çok önemsiyorum. Bu saatten sonra yapacakları bir yanlışın Türkiye’yi ancak kaos ve büyük kırılmadan sonra belki düzlüğe çıkartabileceğini hepsinin bildikleri kanaatindeyim. O nedenle ben acele etmemelerini, toplumu germemelerini, Ümit Özdağ’ı ciddiye almamalarını diliyorum

SURİYELİLER SIĞINMACI DEĞİL UCUZ İŞÇİ OSUNLAR DİYE BİLEREK GETİRİLDİ

Neden?

Ümit Özdağ’ı ciddiye alırlarsa eğer Tayyip Bey ne yapacak? Açık konuşalım. Bu mültecileri yarın falan kovacak mıyız? Ne ile kovacağız taşla sopa ile mi? Yakışır mı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne. Haliyle gelirlerken yanlıştı. 2011 senesinden beri bu olayların, mülteci hareketi olmadığını, bunların ekonomi harekatı olduğunu, işin başında Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun, olduğunu, Erdoğan’ı buna Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun ikna ettiğini anlatan kişiyim ben. Olay gazetesinden de bu nedenle yazılarıma son verildi. Evet. Açık net söylüyorum. Ama bakın şimdi konuşuyor Türkiye bunları. Bunlar Türkiye’ye ucuz emek olarak getirildiler. Süleyman Soylu geçen gün itiraf etti. Biz bunları göndermeye kalksak önce siz kafa tutarsınız dedi. Bakın Recep Tayyip Erdoğan, mültecilerin gönderilmeyeceğini nerelerde söylüyor. Ya Türkiye Odalar Borsalar Birliği toplantılarında ya MÜSİAD toplantılarında. Neden TÜSİAD’da söylemiyor? Çünkü TÜSİAD sanayicisi Suriyelileri pek çalıştırmıyor. Hatta çalıştırmıyor bile diyebiliriz. Nerede çalışıyor bu mülteciler, sığınmacılar ya da işgalciler? Türkiye Odalar Borsalar Birliği üyelerinde ve MÜSİAD üyelerinde çalışıyorlar. Bunu göremediler. Ben bu nedenle karşı çıktım. Bunun bir silahsız bir işgal hareketi olduğunu, zaten çok az para kazanan emekçilerin elinden işlerini alacağını 11 sene önce ortaya atan kişiyim canım güzel kardeşim. Artık Türkiye’nin bu kaoslara, bu kırılmalara tahammülü yok.

Sizin 15 Temmuz sonrası yaşadığımız o baskıcı ortamda fıkralarla anlattığınız gerçekler vardı. Son dönem daha açık söyleme ihtiyacı hissediyorsunuz. Tehlike üst noktaya mı taşındı yoksa rüzgarın döndüğünü mü gördünüz? 

15 TEMMUZ’A TİYATRO DEMİYORUM ÇÜNKÜ TİYATROCULARA HAKARET OLUR

Harika bir soru. İnanın harika bir soru. Hiç bana bu soruyu şimdiye kadar kimse sormadı. Aslında ben bile bu soruyu kendi kendime sormadım ama kendimden o kadar eminim ki bu konuda. Beni yakından tanıyanlar, ailece yıllardı tanıştığım insanlar bile. Ben öyle bir yetiştirildim mi öncelikle bir konuda emin olmalıyım. O nedenle beni yine izlediğinizden dolayı bilirsiniz. Benden kaynaklanan bir haber bende duyamazsınız. Neden? Çünkü ben haber kaynağı değilim. Ama ne yaparım? Bana gelen haberlerin doğru olup olmadığını çok sıkı araştırırım. Çok sıkı araştırırım. Mesela ben 15 Temmuz ile ilgili pek çok somut kanıta, pek çok delile, mahkeme zabıtlarını daha henüz bilemediğimiz için. Bir de komisyon kuruldu. Komisyonun belgeleri yok ortada. Ama o belgelerle ilgili ben bazı bilgilere sahibim. Somut bilgilere sahibim. Şimdi bakıyorum görüyorum ki 15 Temmuz’da yapılanlar ile 15 Temmuz’dan sonra yapılanlar belirli bir plan, bir program çerçevesinde. Tiyatro demiyorum ben. Benim için tiyatro çok kutsal bir şeydir. Tiyatro insanlığın en mükemmel buluşlarından biridir. 15 Temmuz, tiyatro ile özdeşleştirirsem tiyatroculara hakaret etmiş, haksızlık etmiş olurum onu hemen söyleyeyim. 15 Temmuz’la ilgili belgeler, mahkeme zabıtlarını, herkesin naçizane okumasını tavsiye ederim. Okudukça bir şeyleri kafanızda canlandırıp diyorsunuz ki bir dakika ya. Allah Allah. Ben neredeyim? Benim vicdanım var kardeşim. Ben vicdanlı birisiyim. Hayatımda da hiçbir şeyden korkmadım. Korkacak olsaydım bu kadar çok, Türkiye’de en çok yargılanan gazeteciyim. Umurumda bile değil.

 

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram