‘Dünyanın en havalı diktatörü’ Bukele’nin Ankara’da ne işi vardı?

Türkiye'nin hevesle başlattığı Latin Amerika açılımının, bölgenin en antidemokratik ülkelerini dost edinerek neticeleneceğini sanırım kimse kestiremezdi.

İMDAT ONER 20 Ocak 2022 HABER ANALİZ

El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele (FOTOĞRAFLAR: AFP)

Orta Amerika’nın küçük ülkesi El Salvador’dan Türkiye’ye bu hafta ilginç bir ziyaret gerçekleşti. El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele, Türkiye’yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya geldi. Bukele, başta Twitter olmak üzere sosyal medyada son derece aktif bir isim. Türkiye’ye geldikten sonra attığı paylaştığı esprili selamlama tweeti de bunu doğruluyor: “Öncelikle, Bitcoin diyarı El Salvador’dan tüm Türkiye’ye selamlar”!

Filistin asıllı karizmatik ve genç lider Nayib Bukele, iktidara geldiği 2019’dan bu yana ülkede çeşitli siyasi skandallarla gündeme geliyor. Müesses nizam adaylarına karşı girdiği yarışta ciddi bir oyla seçimden galip çıkan Bukele, sisteme ve kurumlara değil bana güvenin diyerek bütün ilgiyi kendinde toplamaya çalışıyor ve bunu başarıyor. Ülkede yapılan anketler, Bukele’ye olan halk desteğinin %95’lere ulaştığını gösteriyor.

Aslında Bukele’nin diğer populist ve otoriter liderler gibi tek bir amacı var: Bütün gücü kendi elinde toplayıp, ülkede denge fren mekanizmalarını ortadan kaldırmak. Bukele bu uğurda karşısına çıkan bütün engelleri de düşman ilan etmekten geri durmuyor. Medyayı susturuyor, sivil toplum kuruluşlarını marjinalize ediyor. Kendine sadık olanları atayıp, karşı gelenleri tasfiye ediyor. Bu yönleriyle Latin Amerika’da genç yasta iktidara gelen Hugo Chavez ya da Daniel Ortega gibi otoriter liderlere çok benziyor ve yine onlar gibi uzun yıllar iktidarda kalmak istediğinin sinyallerini güçlü bir şekilde veriyor.

El Salvador’un genç ama popüler lideri, ülkedeki sistemin fabrika ayarlarıyla istediği gibi oynuyor. Özellikle yargı üzerindeki baskısı ön plana çıkıyor. Geçtiğimiz Şubat ayında yapılan meclis seçimlerinde büyük bir zafer elde ederek, mecliste çoğunluğu kazandı. Seçilen meclis, yemin töreninin hemen ardından, yüksek mahkemenin beş üyesini görevden alıp yerlerine kendisine yakın isimleri atadı. Bu mahkeme, kısa bir süre önce, anayasaya aykırı bir şekilde, Başkan Bukele’nin 2024’te tekrar seçimlere girmesine imkan veren kararı onayladı.

El Salvadorlu lider, geçtiğimiz dönemde de ek bütçe talebinin ulusal meclis tarafından reddedilmesinin ardından, orduya emir verip parlamento binasını bastırmasıyla gündeme gelmişti. Güçlü lider imajına çok önem veren Bukele, kararlarının geri çevrilmesinden hiç hoşlanmıyor.

Yaşanan bu hadiseler karşısında, bölge ülkelerinden ve ABD’den gelen tepkilere de “Ev temizliği yaptıklarını” ifade ederek “herkes kendi işine baksın” diyerek cevapladı. Kendisine yöneltilen otoriterleşme tepkilerine karışılık da Twitter bio’suna “Dünyanın en havalı (cool) diktatörü” yazarak yanıt verdi.

Ekonomide de bir hayli ilginç kararlar aldı. Bitcoini ülkenin resmi para birimi olarak kabul etti. Chivo adında bir dijital cüzdan uygulaması ile ülkede kripto para işlemleri hız kazandı. Hatta Bukele bir adım daha ileri giderek El Salvador’da ilk Bitcoin şehrini kuracaklarını duyurdu. Bu “çılgın” kararların ne tür sonuçlar doğuracağını zaman gösterecek.

Bukele’nin sıradışı çizgisi, komşusu ABD ile de ilişkilerinde ciddi gerginliklere yol açtı. Özellikle Biden sonrası, iki ülke ilişkileri gerildi. Biden yönetimi, demokratik gerileme ve zayıflayan kurumlar nedeniyle mevcut iktidarı eleştiriyor. ABD yönetiminin, geçenlerde Bukele ile bağlantılı bazı üst düzey isimleri yolsuzluk ve çetelerle işbirliği ile ilişkilendirmesi, genç Başkanı daha da öfkelendirdi. Bunun üzerine Bukele, rotayı Çin’e doğru kırmaya başladı.

Bukele’nin yönetim tarzı ve demokrasiye karşı tutumuna bakıldığında aslında Erdoğan’ı geç bile keşfettiği söylenebilir. Benzer yönetim anlayışlarına sahip bu iki liderin neden daha önce bir araya gelmediği merak konusu doğrusu. Aslında AKP döneminde, Venezuela, Küba ve Nikaragua gibi otoriter rejimlerle hiç olmadığı kadar yakınlaşmıştık. Şimdi listeye Orta Amerika’dan bir “diktatör” daha ekleniyor. Türkiye’nin hevesle başlattığı Latin Amerika açılımının, bölgenin en antidemokratik ülkelerini dost edinerek neticeleneceğini sanırım kimse kestiremezdi.

*İMDAT ONER, Dış Politika Uzmanı

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram