Depresyonun parçası, intihar davranışı

İnsan yaşamını korumaya, devam ettirmeye programlıyken sonlandırmayı planlıyorsa, tıbbi aciller kapsamında bir durumla karşı karşıyayız demektir ve hastanede yatarak tedavi edilmesi gereken bir durum vardır.

IŞILAY YATKIN 22 Mayıs 2022 GÖRÜŞ

Depresyon, insanın geleceğe umutla bakabilme kapasitesinin azalmasıyla karakterize olan bir hastalıktır. 15 günü geçen depresif duygudurum ve hayattan zevk alamama ile karakterize olan, iştah ve uyku dengesizliklerinin de eklendiği, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla toplumu zorlayan bir tablodur denilebilir.

Peki, depresyon ne değildir?

Girilip çıkılan bir şey değildir, moral bozukluğu ya da insanın uyum için çektiği karın ağrısı değildir.

Tanısının konması için bile 15 gün kriteri olan bir hastalığın iyileşme süreci de düzgün ilaç kullanımı ve uygun terapi yaklaşımı ile 6 aydan başlar. Tedavisiz kalan depresyonun intihar gibi bütün toplumda etkilenme oluşturabilen çok ağır neticeleri olabilir.

Her şeyden önce insanın, kendini şeker hastası ya da tansiyon hastası yapmasının mümkün olmadığı gibi, depresyona da sokamayacağını bilmemiz gerekiyor.

Burada biyolojik açıdan depresyonda beynimizde ne olduğuna bakmalıyız. Yapılan çalışmalar nöronlar arası haberleşmede kullanılan serotonin, dopamin ve asetilkolinin seviyelerindeki değişiklik ya da fonksiyonlarının iyi gösterilememesine odaklanıyor. Bunun sonucu olarak insanın duygudurum dalgalanmalarını ve stresini yönetmeye olan kapasitesi azalır.

DEPRESYON TEDAVİ EDİLMESİ GEREKEN BİR HASTALIKTIR

Bireyin yalnızlaşması, sohbet ettiği ve kendisini anlayan insanların yokluğu, bunların yokluğuna kişinin verdiği değer, ekonomik sıkıntıları kaldırabilme kapasitesi, kutuplaşmalar karşısındaki tavrı hastalığın oluşumundaki sosyal nedenleri oluşturur.

Kişinin değersizlik hislerinin fazlalığı, hayatın anlamlandırılmasındaki ve sevgiyi hissetmedeki eksikliği, mutluluğa verdiği tanımın elde edilebilmesindeki imkânsızlık, bazen de mutluluğun ne olduğunu bilememe ruhsal hazırlayıcı faktörler olarak karşımıza çıkabilir.

Nedeni ne olursa olsun, depresyonun da tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunun bilinmesi bir insanlık vazifesidir. Bazen dikkat çekmek için söylenmiş bile olsa intihar söylemi mutlaka acil birimine gitme sebebi olmalı ve bir doktor tarafından değerlendirilmeli.

“Kalp krizi mi geçiriyorum?” dendiğinde nasıl ilk adres acil polikliniği ise aynısının bu tablo için de geçerli olduğu akılda tutulmalı.

İnsan yaşamını korumaya, devam ettirmeye programlıyken sonlandırmayı planlıyorsa, tıbbi aciller kapsamında bir durumla karşı karşıyayız demektir ve hastanede yatarak tedavi edilmesi gereken bir durum vardır.

RUHUN GIDASI POZİTİF ALGI

Doğası itibariyle insan sonsuzluğa âşık bir varlıktır. Dünya savaşlarından çıkar yaşama tutunur, ülkesinde savaş olur göç eder tutunur, sınırlar geçer tutunur, müebbet hapisler görür tutunur. Tekrar tekrar yeni yaşam şekline göre kendini formatlar. Kapasitesi oldukça iyidir. Her fiziksel yara gibi ruhsal yaraları da doğru yaklaşım ile tedavi edilebilir, iyileşebilir.

İyileşilemeyeceğinin düşünülmesi ve her yerin karanlık görülmesi problem ve hastalıktır, bunu bilmek önemli. Bilmeli ki etrafımızdakilere yardım edebilelim.

Elimizdeki bir ekmeğe şükür de edebiliriz, niye daha fazlası yok diye şikayet de edebiliriz. Yani aynı duruma tamamen farklı bakmak mümkün. Olumlu algı ve bakış tarafı insanı beslerken, olumsuz tarafı enerjisini emip boş bir pil gibi kenarda kalmasına neden olur. Ruhun gıdası pozitif algıdır denilebilir. Bu yüzden en eski inanç sistemlerinde bile iç huzurdan bahsedilir. İç huzur aynı zamanda dış huzurdur. Dıştan içe yolculukta pozitif bakış açısı sonrasında karakterin parçası haline gelir ve etrafımıza da bizden akmaya, bulaşmaya başlar.

OLUMSUZ İMAJLAR VİRÜS GİBİ DAĞILIR

Aynı şekilde olumsuz algının anlatılması detaylarının verilmesi, “şurada şöyle demiş”, “şöyle bir mektup bırakmış”, “şunu şu şekilde yapmışlar” şeklindeki anlatımlar toplumun hastalanmasına sebep oluyor. Olumsuz fikir ve imajlar virüs misali zihinlere dağılıyor. İyi olmayan davranışların dikkat çekici özellikleri unutulmamalı ve anlatılırken çok çabuk yayılacağını bilmeli. Ona göre paylaşmamanın da bir seçenek olduğu akılda tutulmalı.

Nasıl ki her kalp krizi geçiren kişi için, öncesinde nasıl olduğu, neler söylediği, nasıl biri olduğu, nelerden nasıl etkilendiği, ne gibi stresler yaşadığı herkese açık mecralarda paylaşılmıyorsa, depresyon ve onun sonuçları için de aynı şekilde davranılmalı. Böylece olumsuz davranış profilinin yayılmasının önüne geçilmeye başlanabilir.

Şarkılarda umut, mutluluk, huzur, paylaşmanın ve yardımlaşmanın güzelliği, sevgi konuları işlense ne güzel olur. “Dur bakalım bir uyuyup uyanalım”, “gün doğmadan neler doğar” denilebilse, kahriyeler, meydan okumalar, karanlıklar anlatılmasa ve toplumun yeniden inşasının ve iyileşmesinin önü açılsa sizce de çok güzel olmaz mı?

*Psikiyatrist Dr. Işılay Yatkın anksiyete bozuklukları, depresyon, ergenlik problemleri, kişilik bozuklukları ve travma alanlarında çalışıyor ve bütüncül yaklaşımlı terapi ve bilişsel davranışçı terapi uygulamaları yapıyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram