Arap Baharı’nı ateşleyen Tunus tek adam yönetimine teslim

2011 yılında daha sonraları ‘Arap Baharı’ olarak nitelendirilecek kitlesel halk ayaklanmalarının başladığı ülke Tunus, 25 Temmuz’da yapılacak referandum ile yeniden ‘tek adam’ rejimine dönüşecek

EMİR KORKMAZ 03 Temmuz 2022 HABER ANALİZ

26 yaşındaki Muhammed Bouazizi, 17 Aralık 2010’da seyyar tezgahına el koyan polisi protesto etmek için kendini ateşe verirken, bu eylemi nedeniyle adının tüm dünyada bilinecek biri haline geleceğini hiç aklından geçirmemişti muhtemelen. O, sadece ailesini geçindirmek arşınladığı Tunus’un şirin Sidi Bouzid sokaklarındaki polisin tacizinden ve rüşvet taleplerinden bunalmış, ‘yeter artık, bir canım kaldı’ mesajı vermek istemişti. Muhammed, vücudundaki yanıklara dayanamadı ve 4 Ocak 2011’de hayatını kaybetti. Onun ölümünün ardından, benzer sıkıntılar yaşayan binlerce Tunuslu sokaklara döküldü. Muhammed’in resimlerini taşıyan Tunuslular, 23 yıldır ülkeyi tek başına yöneten Zeynel Abidin bin Ali’ye isyan bayrağı açtı. Bin Ali, protestolara 10 gün dayanabildi. Çareyi Suudi Arabistan’a kaçmakta buldu. Tunuslular’ın Bin Ali’yi devirmesinden ilham alan Mısırlılar da, benzer şekilde 30 yıldır iktidarda olan Hüsnü Mübarek’e karşı ayaklandı. Ardından Libya, Yemen, Suriye gibi ülkelerde de benzer isyanlar başladı. Yıllardır tek adam tarafından yönetilen ülkelerdeki bu ayaklanma süreci daha sonraları ‘Arap Baharı’ olarak adlandırılacaktı.

ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASA VARDI

Tunus, tek adam rejimini devirdikten ve geniş katılımlı bir arayıştan sonra yeni bir anayasayı halk onayıyla yürürlüğe koydu. Özgürlükçü ve yenilikçi anayasa ile sivil topluma hareket alanı sağlandı. Ülkede seçimlerin yapılmasına ve hükümetlerin kurulmasına rağmen ülke içi politik ve ekonomik sorunlar devam etti. 2019’da cumhurbaşkanı seçilen Kays Said, yaklaşık bir yıl önce meclisi feshederek, tüm yetkileri kendinde topladı. Geçen hafta da, kendi yazdırdığı yeni bir anayasa taslağını kamuoyuna sundu. 25 Temmuz’da yapılacak anayasa referandumunun onaylanması halinde Kays Said, ülkenin tek hakimi haline gelecek. 10 yıl önceki kanlı ayaklanma sonrasında kazanılan pekçok hak, artık tek adam cumhurbaşkanı tarafından kullanılacak.

‘DİŞLERİ SÖKÜLMÜŞ BİR YARGI’

Kays Said, kendisine geniş yetkiler verirken, Parlamento ve yargının yetkilerini sulandırıyor. Halka yeni anayasayı tartışmaları için sadece 4 haftalık bir süre tanındı. Onaylanması halinde, 2011 Arap Baharı protestolarından ortaya çıkan tek demokrasi olan Tunus, yeniden otokrasiye dönecek. Cenevre merkezli Uluslararası Hukukçular Komisyonu’nun Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölge direktörü Said Benarbia, Twitter’da yaptığı açıklamada, taslak ile ülkenin ne hale geleceğini, ‘her şeye kadir bir başkan, güçsüz bir parlamento ve dişleri sökülmüş bir yargı’ diye tanımladı.

ÜLKE KARARNAMELERLE YÖNETİLİYOR

Tunus, Kays Said’in ülkedeki siyasi kriz ve ekonomik sarsıntıların ortasında bir yıl önce meclisi askıya alması ve başbakanı görevden almasından bu yana krizde. O zamandan beri, ‘ülkenin işlevsiz hükümetini reforme etmek ve yolsuzluktan temizlemek için bir arayış içinde olduğunu’ söyleyerek gücü tekelleştirdi. Ayaklanma sonrasında yürürlüğe giren 2014 Anayasası ile bağımsız hale gelen kurumların kontrolünü ele geçirdi. Çok sayıda muhalifi hapse attı, kendinden farklı düşünen yargıçları görevden aldı. Ortada kanun yapacak bir meclis kalmadığı için yaklaşık bir yıldır ülkeyi kararnamelerle yönetiyor.

IMF PAKETİ KURTARACAK MI?

Bu süreçte Said tek adam yönetimini güçlendirmek için gereken tüm adımları atarken, zaten bir ayağı çukurda olan Tunus ekonomisi de hızlı adımlarla çöküşe doğru yol aldı. Yaşanan kargaşa, uzun süredir müzkareleri yapılan ve çok ihtiyaç duyulan Uluslararası Para Fonu (IMF) kurtarma paketini tehlikeye atabilir. IMF, krediyi ancak siyasi refomların kapsayıcı olması halinde vereceğini söylese de, muhalifler, IMF’nin geri adım atacağından şüpheli.

HALKIN DERDİ GEÇİM, REFERANDUMDAN HABERİ YOK

Ülkede büyük bir siyasi kriz yaşanırken Tunus halkının çok büyük bir kısmının tek düşüncesi geçimini sağlayabilmek. Ne anayasa taslağından haberi var, ne de referandumla ilgileniyor. Kamuoyu araştırmalarına göre halkın sadece yüzde 10’u yeni anayasa referandumundan haberdar. Bu durumun farkında olan Said de, referandum için minimum katılım şartı koymadı. Yani halkın yüzde 10’unun katılacağı ve bunun çoğunun ‘evet’ oyu vereceği bir referandum bile yeni anayasanın yürürlüğe girmesi için yeterli olacak.

SENDİKALAR REDDEDİYOR

Tunus’taki güçlü işçi sendikaları da dahil olmak üzere siyasi partiler ve sivil toplum grupları, yeni anayasa taslağının hazırlanmasına veya yaklaşan referanduma katılmayı reddetti. Sonunda, taslak, Said tarafından özenle seçilmiş bir heyet tarafından yazıldı. Kamuoyu araştırmalarına göre referandumun da Said’in istediği bir sonuçla tamamlanması bekleniyor. Böylece iki yıl boyunca kamuoyunda hararetli tartışmalar sonucunda yazılan Tunus’un 2014 Anayasası birkaç hafta içinde hükmünü kaybedecek.

BİN ALİ GİTTİ, YERİNİ SAİD ALACAK

Ülkeyi 23 yıl yöneten Zeynel Abidin bin Ali’yi deviren 2011 halk ayaklanmasından sonra gelen hazırlanan 2014 Anayasası, cumhurbaşkanlığı yetkilerini sınırlandırmış, ifade özgürlüğü, gösteri ve toplanma hakları anayasal koruma altına almıştı. Meclis, hükümetin kurulmasında ve kanunların onaylanmasında birincil aktördü. Yeni anayasa taslağında hak ve özgürlüklerle ilgili hükümlerin bir kısmı korunuyor ancak, yargıyı ve meclisi bürokratlara teslim ediyor. Başkanın yetkilerini de artırıyor. Böylece Kays Said, hükümeti atama yetkisine sahip olacak, kanun teklifinde bulunabilecek, tek başına anlaşmalar yapabilecek, bütçeyi hazırlayacak, yargıçları ve bakanları atayabilecek veya görevden alabilecek. Önerilen anayasa ile cumhurbaşkanını görevden alacak bir mekanizma ise yok.

Taslak, cumhurbaşkanına, iki kez beş yıllık görev süresi tanımlarken, bu süre ülke için bir tehlike olması durumunda sınırsız olarak uzatılabilecek.

GREVLERE YASAK GELİYOR

Said, Aralık ayında planlanan seçimlerden sonra yeni bir meclis oluşana kadar kararnamelerle ülkeyi yönetmeye devam edebilecek. Gözlemciler. anayasa referandumunun geçmesini bekliyorlar, ancak yeni sistemin Tunus’un siyasi krizine çözüm getirmesini beklemiyor. Yaşanan süreci protesto eden hakimler geçen ay greve gitti, bir başka grev ulaşımı ve diğer kamu sektörlerini felç etti. Yeni anayasa ile bu grevlerin yapılması yasaklanıyor.

BÖLÜNMÜŞ MUHALEFET UNUT VERMİYOR

Yönetim, aylardır sadece maaşları zamanında vermek veya halkın karnını doyurmak için ithal edilen buğdayın parasını ödemek için çabalıyor. IMF’nin beklenen yardım paketi açılsa ve Tunus’un borçları ödenmeye başlanılsa bile yeni hükümet kemer sıkmak zorunda kalacağı için halk yine sıkıntı yaşayacak. Yüksek işsizlik ve sürekli artan fiyatlar 2011 ayaklanmasındaki en önemli faktörlerdi. Geçen yılki kriz sırasında yine sokaklara dökülen halk, Said’in yönetimi ele almasının ardındaki güçtü. Ancak, Said’in özellikle ekonomik konulardaki yetersizliği nedeniyle desteği azaldı. Buna karşı muhalefet hala parçalanmış ve bölünmüş durumda, uygulanabilir ve umut veren bir alternatif öneremiyor. Hepsinden önemlisi, meclisi feshederek yönetim yetkilerini kendinde toplayan cumhurbaşkanı henüz sokaklarda ekonomik sıkıntılar veya politik gerilimler neticesinde ortaya çıkmış geniş çaplı bir gösteri yaygın bir huzursuzlukla karşılaşmadı. Halk ayaklanmasıyla 23 yıllık Bin Ali yönetimine son veren Tunus halkı, 11 yıllık fırtınalı sürecin sonunda, yeni ‘Bin Aliler’in yolunu açacak bir referanduma hazırlanıyor.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram